@scbnd: #mamalelateam #mamalelaseries #mamalela #sobatbacotmamalela

MAMA JATIM
MAMA JATIM
Open In TikTok:
Region: ID
Friday 02 May 2025 06:27:13 GMT
831387
18313
136
249

Music

Download

Comments

my_flwrr
🅰️_disstaaa` :
nyesek bgt jadi mama lela di pukul takim 😭😭
2025-05-02 06:39:06
485
fa_ridada
Farida🐣 :
diprank mamalela anj😭kemaren ikut nangisss
2025-05-02 09:57:25
148
genggek66
𝐿𝐸𝑀𝑂𝑁𝑇𝑊𝐸𝑀𝑃𝐸𝐾𝑆💦 :
sepil judul
2025-05-02 06:40:55
39
dewii.kartikaa1
dewii.kartikaa1 :
pertama dilok kok Gilang di gepuk'i..🥺
2025-05-02 07:00:00
87
xyzzfarzz_
𝐡𝐚𝐡𝐚𝐧𝐧⭐️ :
Sumpahhh epsd kali ini lebih sedih, part paling sedih mama lela di pukul takimm😭
2025-05-02 08:12:00
44
layla_aja05
𝓁𝒶𝓎𝓁𝒶 𝑜𝒸𝓉𝒶𝓋𝒾𝒶𝓃𝒶 :
heuh belum nonton mamlel nih
2025-05-02 10:04:23
18
panggilsajabela_8
Belasaja_ :
Brrti mama lela ga jdi ke taiwan😁
2025-05-02 08:45:46
37
muhammadaldi0427
muhammadaldi0427 Nabila :
digadaikan
2025-05-02 06:47:11
18
jkrwon1
jkrwon1 :
Bukannya mama lela udah berangkat ke taiwan
2025-05-02 09:03:16
41
amirans89
🗣️ suka kamu :
ajai
2025-06-25 02:37:22
0
r4_277
✨meanggra💥 :
jann kyok mantan bojo😭🤣
2025-05-02 07:24:53
2
mamaegibran04
Mbak Nay 🖤 :
judul pas gilang ngasih uang ke mak ton sisanya buat bayar tunggakan motor yg mana lupa
2025-05-02 15:05:04
2
fansakbar8
fans tim mama lela :
sak Aken mas gilang
2025-06-30 04:33:19
0
al___________58
Nin ___cantik :
ngesak ne mas gilang😭😭😭😭😭😭😭
2025-06-24 12:36:44
0
bachtiar.056
Bachtiar 05 :
🥰
2025-10-27 10:27:11
0
tutor2160
PTR4🤑🤑 :
😁
2025-09-13 06:46:07
0
alfianalfian857
alfianalfian857 :
😁
2025-09-13 02:05:12
0
y871460
anggun pecahan :
🥰
2025-09-22 13:53:14
0
permenkaret587
지스카이 진짜💐 :
🥰
2025-09-01 07:46:14
0
rizwarwr
#Rizwareka :
🥰
2025-08-30 09:45:13
0
rizwarwr
#Rizwareka :
😁
2025-08-30 09:45:13
0
yayuk.yayuk334
Yayuk Yayuk :
🙃🙃
2025-07-26 11:35:48
0
fakihh111
fkh🌵 :
😂
2025-07-19 06:49:51
0
dian.rahmawati44
Dian Rahmawati :
😁
2025-09-12 00:35:26
0
xcyna_yna4
⋆🐾° :
🤣🤣🤣
2025-05-02 07:39:48
0
To see more videos from user @scbnd, please go to the Tikwm homepage.

Other Videos

kanım dondu  2021 yazında Galatasaray sadece transfer yapmadı. Bir kimlik değiştirmeye çalıştı. Yıllardır yaşlı yıldızlarla günü kurtarmaya çalışan bir takım… bu kez geleceğe yatırım yapıyordu. Victor Nelsson. Sacha Boey. Cicaldau. Morutan. Barış Alper. Bunlar sadece transfer değildi. Galatasaray’ın geleceğe attığı zarlar gibiydi. Fatih Terim artık başka bir şey istiyordu. Daha genç… daha dinamik… daha modern bir takım. Ama Türkiye’de modernleşmek bazen maç kaybetmek demekti. Sezon başladığında takımın eksikleri belliydi. Oyuncular gençti. Sistem oturmamıştı. Ama yine de taraftarın içinde bir umut vardı. Çünkü ilk kez uzun süredir Galatasaray’ın bir planı var gibi görünüyordu. Fakat Süper Lig… sabırlı bir yer değildi. Galatasaray ligde puan kaybetmeye başladıkça tribünlerin sesi değişmeye başladı. Önce homurdanmalar geldi. Sonra ıslıklar. Özellikle içeride kaybedilen puanlar taraftarı çıldırtıyordu. Takım topa sahip oluyor… ama üretemiyordu. Savunma öne çıkıyor… ama arkada dev boşluklar bırakıyordu. Fatih Terim’in kurmaya çalıştığı geçiş oyunu… Türkiye liginde duvara çarpmıştı. Çünkü Anadolu takımları kapanıyordu. Galatasaray ise set hücumunda çaresiz kalıyordu. Bir anda takımın bütün hücum planı Kerem Aktürkoğlu’nun bireyselliğine dönüştü. Ama işin garip tarafı şuydu… Galatasaray Avrupa’da bambaşka bir takım gibiydi. Marsilya maçları. Lazio galibiyeti. Lokomotiv deplasmanı. Avrupa’da Galatasaray daha kontrollü oynuyor… geçiş kovalıyor… rakip arkada alan bırakıyordu. Ve bu sistem Avrupa’da işe yarıyordu. Bir anda insanlar şunu sormaya başladı: “Bu takım Avrupa’da oynuyor da ligde neden çözülemiyor?” Cevap aslında basitti. Galatasaray aynı anda iki farklı futbol oynamaya çalışıyordu. Avrupa’da reaksiyon veren takım olabiliyordu. Ama ligde oyunu kurması gereken taraftı. Ve bu takım… oyun kurabilecek kadar hazır değildi. Sonra işler daha da karıştı. Yönetim baskı altındaydı. Taraftar sabırsızdı. Medya her hafta krizi büyütüyordu. Ve sonunda Türk futbolunun klasik hikâyesi başladı. Suçlu arandı. Ocak ayına gelindiğinde Galatasaray ligde beklenmeyecek kadar kötü durumdaydı. Taraftar artık sadece mutsuz değildi. Öfkeliydi. NEF Stadyumu’nda yükselen ıslık sesleri… aslında bir projenin çöküş sesiydi. Ve sonra olan oldu. Fatih Terim gönderildi. Ama asıl olay… Fatih Terim’in gönderilmesi değildi. Çünkü Galatasaray sadece hocasını kaybetmemişti. Aynı zamanda projenin liderini kaybetmişti. Yerine Domenec Torrent geldi. Pep Guardiola ekolünden gelen modern bir teknik adam. Kağıt üstünde mantıklı görünüyordu. Ama zamanlama felaketti. Torrent geldiğinde takımın özgüveni bitmişti. Tribün sabrını kaybetmişti. Oyuncular baskı altındaydı. Ve Torrent daha ilk haftalarda taraftarın tepkisini hissetmeye başladı. Her puan kaybı daha büyük bir kaosa dönüşüyordu. Galatasaray bazen iyi futbol oynuyor gibi görünüyordu… ama savunmada dağılıyordu. Bazen topa hükmediyordu… ama sonuç alamıyordu. Takım sahada fikir değiştiriyor gibiydi. Bir yanda Fatih Terim’den kalan geçiş oyunu alışkanlıkları… diğer yanda Torrent’in pozisyon oyunu denemeleri. Ortada kalmış bir takım vardı. Ve sezon ilerledikçe artık mesele puan değildi. Galatasaray kim olduğunu kaybetmeye başlamıştı. Taraftarın bazı maçlarda oyuncuları ıslıklaması… yönetimin sürekli eleştirilmesi… teknik direktör değişikliği… Bütün sezonu ağır bir psikolojik baskıya çevirdi. Ama işin ironik tarafı şuydu… O dönem başarısız görülen transferlerin bazıları daha sonra takımın en değerli oyuncularına dönüştü. Sacha Boey. Nelsson. Barış Alper. Belki de problem transfer değildi. Belki de problem… Türkiye’de hiçbir projenin hata yapacak kadar zamanı olmamasıydı. Ve 2021-22 sezonu… Galatasaray’ın sadece kötü oynadığı bir sezon değil… Bir fikrin yarım kaldığı sezondu.#keşfetbeniöneçıkar #keşfet #keşfetteyizzz #komik #fyp
kanım dondu 2021 yazında Galatasaray sadece transfer yapmadı. Bir kimlik değiştirmeye çalıştı. Yıllardır yaşlı yıldızlarla günü kurtarmaya çalışan bir takım… bu kez geleceğe yatırım yapıyordu. Victor Nelsson. Sacha Boey. Cicaldau. Morutan. Barış Alper. Bunlar sadece transfer değildi. Galatasaray’ın geleceğe attığı zarlar gibiydi. Fatih Terim artık başka bir şey istiyordu. Daha genç… daha dinamik… daha modern bir takım. Ama Türkiye’de modernleşmek bazen maç kaybetmek demekti. Sezon başladığında takımın eksikleri belliydi. Oyuncular gençti. Sistem oturmamıştı. Ama yine de taraftarın içinde bir umut vardı. Çünkü ilk kez uzun süredir Galatasaray’ın bir planı var gibi görünüyordu. Fakat Süper Lig… sabırlı bir yer değildi. Galatasaray ligde puan kaybetmeye başladıkça tribünlerin sesi değişmeye başladı. Önce homurdanmalar geldi. Sonra ıslıklar. Özellikle içeride kaybedilen puanlar taraftarı çıldırtıyordu. Takım topa sahip oluyor… ama üretemiyordu. Savunma öne çıkıyor… ama arkada dev boşluklar bırakıyordu. Fatih Terim’in kurmaya çalıştığı geçiş oyunu… Türkiye liginde duvara çarpmıştı. Çünkü Anadolu takımları kapanıyordu. Galatasaray ise set hücumunda çaresiz kalıyordu. Bir anda takımın bütün hücum planı Kerem Aktürkoğlu’nun bireyselliğine dönüştü. Ama işin garip tarafı şuydu… Galatasaray Avrupa’da bambaşka bir takım gibiydi. Marsilya maçları. Lazio galibiyeti. Lokomotiv deplasmanı. Avrupa’da Galatasaray daha kontrollü oynuyor… geçiş kovalıyor… rakip arkada alan bırakıyordu. Ve bu sistem Avrupa’da işe yarıyordu. Bir anda insanlar şunu sormaya başladı: “Bu takım Avrupa’da oynuyor da ligde neden çözülemiyor?” Cevap aslında basitti. Galatasaray aynı anda iki farklı futbol oynamaya çalışıyordu. Avrupa’da reaksiyon veren takım olabiliyordu. Ama ligde oyunu kurması gereken taraftı. Ve bu takım… oyun kurabilecek kadar hazır değildi. Sonra işler daha da karıştı. Yönetim baskı altındaydı. Taraftar sabırsızdı. Medya her hafta krizi büyütüyordu. Ve sonunda Türk futbolunun klasik hikâyesi başladı. Suçlu arandı. Ocak ayına gelindiğinde Galatasaray ligde beklenmeyecek kadar kötü durumdaydı. Taraftar artık sadece mutsuz değildi. Öfkeliydi. NEF Stadyumu’nda yükselen ıslık sesleri… aslında bir projenin çöküş sesiydi. Ve sonra olan oldu. Fatih Terim gönderildi. Ama asıl olay… Fatih Terim’in gönderilmesi değildi. Çünkü Galatasaray sadece hocasını kaybetmemişti. Aynı zamanda projenin liderini kaybetmişti. Yerine Domenec Torrent geldi. Pep Guardiola ekolünden gelen modern bir teknik adam. Kağıt üstünde mantıklı görünüyordu. Ama zamanlama felaketti. Torrent geldiğinde takımın özgüveni bitmişti. Tribün sabrını kaybetmişti. Oyuncular baskı altındaydı. Ve Torrent daha ilk haftalarda taraftarın tepkisini hissetmeye başladı. Her puan kaybı daha büyük bir kaosa dönüşüyordu. Galatasaray bazen iyi futbol oynuyor gibi görünüyordu… ama savunmada dağılıyordu. Bazen topa hükmediyordu… ama sonuç alamıyordu. Takım sahada fikir değiştiriyor gibiydi. Bir yanda Fatih Terim’den kalan geçiş oyunu alışkanlıkları… diğer yanda Torrent’in pozisyon oyunu denemeleri. Ortada kalmış bir takım vardı. Ve sezon ilerledikçe artık mesele puan değildi. Galatasaray kim olduğunu kaybetmeye başlamıştı. Taraftarın bazı maçlarda oyuncuları ıslıklaması… yönetimin sürekli eleştirilmesi… teknik direktör değişikliği… Bütün sezonu ağır bir psikolojik baskıya çevirdi. Ama işin ironik tarafı şuydu… O dönem başarısız görülen transferlerin bazıları daha sonra takımın en değerli oyuncularına dönüştü. Sacha Boey. Nelsson. Barış Alper. Belki de problem transfer değildi. Belki de problem… Türkiye’de hiçbir projenin hata yapacak kadar zamanı olmamasıydı. Ve 2021-22 sezonu… Galatasaray’ın sadece kötü oynadığı bir sezon değil… Bir fikrin yarım kaldığı sezondu.#keşfetbeniöneçıkar #keşfet #keşfetteyizzz #komik #fyp

About