@edwardnhieuchuyen: Tui xĩu đây 🫣🫣🫣 "Bẫy Tiền" chính thức khởi chiếu tại rạp từ ngày 21.11.2025 💸💸💸 #edwardnhieuchuyen #baytien #baytienbyedward #lienbinhphat #phimchieurap

Edward Nhiều Chuyện 🤫
Edward Nhiều Chuyện 🤫
Open In TikTok:
Region: VN
Thursday 23 October 2025 11:55:26 GMT
24633
240
1
33

Music

Download

Comments

sinnne36
Sinnne :
😁
2025-10-25 09:52:12
0
To see more videos from user @edwardnhieuchuyen, please go to the Tikwm homepage.

Other Videos

Anlatılan hikâyeye göre Aziz Nesin, “Bu ülkede insanların yüzde 60’ı aptaldır” dediği için mahkemeye verilir. Davacı doktor, sözle aşağılandığını düşünmektedir. Nesin bir soruyla savunmasını kurar: “Ben yüzde 60’lık kesimden söz ettim. Bu beyefendi o çoğunluğa dahil olduğunu nereden çıkardı?” Doktor, sözün kendisini hedef aldığını gösteremez; dava beraatle sonuçlanır. En keskin cümle ise adliye kapısında gelir: “Bu ülkede insanların yüzde 60’ının aptal olduğu mahkeme kararıyla onaylanmıştır.” Bu anlatıyı yalnızca zekâ üzerinden okursak asıl meseleyi kaçırırız. Buradaki “aptallık”, bir insanın matematik çözememesi, diploma sahibi olmaması ya da kolay kandırılması değildir. Daha derin ve daha toplumsal bir yetersizliktir: medeni hayatın gerektirdiği ortak akla uyum sağlayamamak. Medeniyet, yalnızca geniş yollar, yüksek binalar demek değildir. Kırmızı ışıkta kimse görmese de durabilmek; sıraya, sessizliğe ve emeğe saygı göstermek; farklı düşünene düşman olmadan yaşayabilmek demektir. Kamusal alanı sahipsiz değil, herkesin evi saymaktır. Özgürlüğünü, başkasının alanını daraltmadan kullanmaktır. Kurala yalnızca ceza korkusuyla değil, birlikte yaşamanın bedeli olduğu için uymaktır. İnsan çok zeki olabilir; fakat çöpünü sokağa atıyor, trafikte başkasının hakkını gasp ediyor, gücü yetene kabalaşıyor, eleştiri karşısında öfkeleniyor ve her ayrıcalığı kendine hak görüyorsa medeni değildir. Çünkü zekâ, insanı tek başına iyi bir yurttaş yapmaz. Bilgi aklı keskinleştirir; medeniyet ise vicdanı, ölçüyü ve sorumluluğu terbiye eder. Belki de yüzdelerle tartışmamız gereken şey, kaç kişinin “aptal” olduğu değil; kaçımızın ortak yaşamın sorumluluğunu üstlendiğidir. Üstelik bu soruda hiç kimse kendisini otomatik olarak yüzde 40’a yazamaz. Medeniyet, sahip olduğumuz bir unvan değil, her gün yeniden verdiğimiz bir sınavdır. Aziz Nesin’e atfedilen bu hikâye bizi güldürürken rahatsız da ediyor. Çünkü insan, kendisini çoğunlukla akıllıların arasında görmeye eğilimlidir. Oysa belirleyici soru “Ben zeki miyim?” değildir. Asıl soru şudur: Varlığım, başkalarının hayatını kolaylaştırıyor mu, yoksa zorlaştırıyor mu? Cevabımız medeniyet içindeyse, hangi yüzdeye düştüğümüzün önemi kalmaz. #fyp #keşfet #seniniçin #türkiye #aziznesin
Anlatılan hikâyeye göre Aziz Nesin, “Bu ülkede insanların yüzde 60’ı aptaldır” dediği için mahkemeye verilir. Davacı doktor, sözle aşağılandığını düşünmektedir. Nesin bir soruyla savunmasını kurar: “Ben yüzde 60’lık kesimden söz ettim. Bu beyefendi o çoğunluğa dahil olduğunu nereden çıkardı?” Doktor, sözün kendisini hedef aldığını gösteremez; dava beraatle sonuçlanır. En keskin cümle ise adliye kapısında gelir: “Bu ülkede insanların yüzde 60’ının aptal olduğu mahkeme kararıyla onaylanmıştır.” Bu anlatıyı yalnızca zekâ üzerinden okursak asıl meseleyi kaçırırız. Buradaki “aptallık”, bir insanın matematik çözememesi, diploma sahibi olmaması ya da kolay kandırılması değildir. Daha derin ve daha toplumsal bir yetersizliktir: medeni hayatın gerektirdiği ortak akla uyum sağlayamamak. Medeniyet, yalnızca geniş yollar, yüksek binalar demek değildir. Kırmızı ışıkta kimse görmese de durabilmek; sıraya, sessizliğe ve emeğe saygı göstermek; farklı düşünene düşman olmadan yaşayabilmek demektir. Kamusal alanı sahipsiz değil, herkesin evi saymaktır. Özgürlüğünü, başkasının alanını daraltmadan kullanmaktır. Kurala yalnızca ceza korkusuyla değil, birlikte yaşamanın bedeli olduğu için uymaktır. İnsan çok zeki olabilir; fakat çöpünü sokağa atıyor, trafikte başkasının hakkını gasp ediyor, gücü yetene kabalaşıyor, eleştiri karşısında öfkeleniyor ve her ayrıcalığı kendine hak görüyorsa medeni değildir. Çünkü zekâ, insanı tek başına iyi bir yurttaş yapmaz. Bilgi aklı keskinleştirir; medeniyet ise vicdanı, ölçüyü ve sorumluluğu terbiye eder. Belki de yüzdelerle tartışmamız gereken şey, kaç kişinin “aptal” olduğu değil; kaçımızın ortak yaşamın sorumluluğunu üstlendiğidir. Üstelik bu soruda hiç kimse kendisini otomatik olarak yüzde 40’a yazamaz. Medeniyet, sahip olduğumuz bir unvan değil, her gün yeniden verdiğimiz bir sınavdır. Aziz Nesin’e atfedilen bu hikâye bizi güldürürken rahatsız da ediyor. Çünkü insan, kendisini çoğunlukla akıllıların arasında görmeye eğilimlidir. Oysa belirleyici soru “Ben zeki miyim?” değildir. Asıl soru şudur: Varlığım, başkalarının hayatını kolaylaştırıyor mu, yoksa zorlaştırıyor mu? Cevabımız medeniyet içindeyse, hangi yüzdeye düştüğümüzün önemi kalmaz. #fyp #keşfet #seniniçin #türkiye #aziznesin

About