@emcwvvyxo4: 이제 완벽하게 마스터했어요 타운에서 이런 멀티플레이 친구들이 함께 할 수 있는 이벤트 더 많이 나왔으면 좋겠어요 재미있어서 계속 하고 싶어요#두근두근타운 #두근두근타운월드 #모게

귀✨
귀✨
Open In TikTok:
Region: KR
Tuesday 23 December 2025 08:56:08 GMT
43835
663
26
97

Music

Download

Comments

yncjtrzkkk95
. :
댓글 다 한국인 아닌 거 같은데 왜 굳이 번역기까지 써가면서 말해주는 거지
2026-02-03 05:43:54
3
user882104159944
브이 :
이런 방법이! 나는 올라갈려고 외줄타기하고 포기했는데😅😅
2026-01-21 19:34:04
2
kwon.jk
kwon.jh :
어떻게 하면 저렇게 되는거지?
2026-01-29 12:44:26
1
user3561424684384
몰라 :
저렇게 올라가는거였어요??
2026-02-10 07:28:28
0
ogr4rlq022
냥냥_Meow🐱 :
2025-12-25 09:36:08
0
lqdi7luta3
🐰토끼지° :
2025-12-25 12:49:51
0
iqcleopatracoryn
SugarMoon :
😂😂😂
2025-12-24 12:13:42
0
libn020
리븐 :
중국겜이데 챗만 봐도
2025-12-24 03:36:57
0
To see more videos from user @emcwvvyxo4, please go to the Tikwm homepage.

Other Videos

2021 yazında Galatasaray sadece transfer yapmadı. Bir kimlik değiştirmeye çalıştı. Yıllardır yaşlı yıldızlarla günü kurtarmaya çalışan bir takım… bu kez geleceğe yatırım yapıyordu. Victor Nelsson. Sacha Boey. Cicaldau. Morutan. Barış Alper. Bunlar sadece transfer değildi. Galatasaray’ın geleceğe attığı zarlar gibiydi. Fatih Terim artık başka bir şey istiyordu. Daha genç… daha dinamik… daha modern bir takım. Ama Türkiye’de modernleşmek bazen maç kaybetmek demekti. Sezon başladığında takımın eksikleri belliydi. Oyuncular gençti. Sistem oturmamıştı. Ama yine de taraftarın içinde bir umut vardı. Çünkü ilk kez uzun süredir Galatasaray’ın bir planı var gibi görünüyordu. Fakat Süper Lig… sabırlı bir yer değildi. Galatasaray ligde puan kaybetmeye başladıkça tribünlerin sesi değişmeye başladı. Önce homurdanmalar geldi. Sonra ıslıklar. Özellikle içeride kaybedilen puanlar taraftarı çıldırtıyordu. Takım topa sahip oluyor… ama üretemiyordu. Savunma öne çıkıyor… ama arkada dev boşluklar bırakıyordu. Fatih Terim’in kurmaya çalıştığı geçiş oyunu… Türkiye liginde duvara çarpmıştı. Çünkü Anadolu takımları kapanıyordu. Galatasaray ise set hücumunda çaresiz kalıyordu. Bir anda takımın bütün hücum planı Kerem Aktürkoğlu’nun bireyselliğine dönüştü. Ama işin garip tarafı şuydu… Galatasaray Avrupa’da bambaşka bir takım gibiydi. Marsilya maçları. Lazio galibiyeti. Lokomotiv deplasmanı. Avrupa’da Galatasaray daha kontrollü oynuyor… geçiş kovalıyor… rakip arkada alan bırakıyordu. Ve bu sistem Avrupa’da işe yarıyordu. Bir anda insanlar şunu sormaya başladı: “Bu takım Avrupa’da oynuyor da ligde neden çözülemiyor?” Cevap aslında basitti. Galatasaray aynı anda iki farklı futbol oynamaya çalışıyordu. Avrupa’da reaksiyon veren takım olabiliyordu. Ama ligde oyunu kurması gereken taraftı. Ve bu takım… oyun kurabilecek kadar hazır değildi. Sonra işler daha da karıştı. Yönetim baskı altındaydı. Taraftar sabırsızdı. Medya her hafta krizi büyütüyordu. Ve sonunda Türk futbolunun klasik hikâyesi başladı. Suçlu arandı. Ocak ayına gelindiğinde Galatasaray ligde beklenmeyecek kadar kötü durumdaydı. Taraftar artık sadece mutsuz değildi. Öfkeliydi. NEF Stadyumu’nda yükselen ıslık sesleri… aslında bir projenin çöküş sesiydi. Ve sonra olan oldu. Fatih Terim gönderildi. Ama asıl olay… Fatih Terim’in gönderilmesi değildi. Çünkü Galatasaray sadece hocasını kaybetmemişti. Aynı zamanda projenin liderini kaybetmişti. Yerine Domenec Torrent geldi. Pep Guardiola ekolünden gelen modern bir teknik adam. Kağıt üstünde mantıklı görünüyordu. Ama zamanlama felaketti. Torrent geldiğinde takımın özgüveni bitmişti. Tribün sabrını kaybetmişti. Oyuncular baskı altındaydı. Ve Torrent daha ilk haftalarda taraftarın tepkisini hissetmeye başladı. Her puan kaybı daha büyük bir kaosa dönüşüyordu. Galatasaray bazen iyi futbol oynuyor gibi görünüyordu… ama savunmada dağılıyordu. Bazen topa hükmediyordu… ama sonuç alamıyordu. Takım sahada fikir değiştiriyor gibiydi. Bir yanda Fatih Terim’den kalan geçiş oyunu alışkanlıkları… diğer yanda Torrent’in pozisyon oyunu denemeleri. Ortada kalmış bir takım vardı. Ve sezon ilerledikçe artık mesele puan değildi. Galatasaray kim olduğunu kaybetmeye başlamıştı. Taraftarın bazı maçlarda oyuncuları ıslıklaması… yönetimin sürekli eleştirilmesi… teknik direktör değişikliği… Bütün sezonu ağır bir psikolojik baskıya çevirdi. Ama işin ironik tarafı şuydu… O dönem başarısız görülen transferlerin bazıları daha sonra takımın en değerli oyuncularına dönüştü. Sacha Boey. Nelsson. Barış Alper. Belki de problem transfer değildi. Belki de problem… Türkiye’de hiçbir projenin hata yapacak kadar zamanı olmamasıydı. Ve 2021-22 sezonu… Galatasaray’ın sadece kötü oynadığı bir sezon değil… Bir fikrin yarım kaldığı sezondu.#keşfet #keşfetbeniöneçıkar #fyp #fyppp #keşfetteyizzz
2021 yazında Galatasaray sadece transfer yapmadı. Bir kimlik değiştirmeye çalıştı. Yıllardır yaşlı yıldızlarla günü kurtarmaya çalışan bir takım… bu kez geleceğe yatırım yapıyordu. Victor Nelsson. Sacha Boey. Cicaldau. Morutan. Barış Alper. Bunlar sadece transfer değildi. Galatasaray’ın geleceğe attığı zarlar gibiydi. Fatih Terim artık başka bir şey istiyordu. Daha genç… daha dinamik… daha modern bir takım. Ama Türkiye’de modernleşmek bazen maç kaybetmek demekti. Sezon başladığında takımın eksikleri belliydi. Oyuncular gençti. Sistem oturmamıştı. Ama yine de taraftarın içinde bir umut vardı. Çünkü ilk kez uzun süredir Galatasaray’ın bir planı var gibi görünüyordu. Fakat Süper Lig… sabırlı bir yer değildi. Galatasaray ligde puan kaybetmeye başladıkça tribünlerin sesi değişmeye başladı. Önce homurdanmalar geldi. Sonra ıslıklar. Özellikle içeride kaybedilen puanlar taraftarı çıldırtıyordu. Takım topa sahip oluyor… ama üretemiyordu. Savunma öne çıkıyor… ama arkada dev boşluklar bırakıyordu. Fatih Terim’in kurmaya çalıştığı geçiş oyunu… Türkiye liginde duvara çarpmıştı. Çünkü Anadolu takımları kapanıyordu. Galatasaray ise set hücumunda çaresiz kalıyordu. Bir anda takımın bütün hücum planı Kerem Aktürkoğlu’nun bireyselliğine dönüştü. Ama işin garip tarafı şuydu… Galatasaray Avrupa’da bambaşka bir takım gibiydi. Marsilya maçları. Lazio galibiyeti. Lokomotiv deplasmanı. Avrupa’da Galatasaray daha kontrollü oynuyor… geçiş kovalıyor… rakip arkada alan bırakıyordu. Ve bu sistem Avrupa’da işe yarıyordu. Bir anda insanlar şunu sormaya başladı: “Bu takım Avrupa’da oynuyor da ligde neden çözülemiyor?” Cevap aslında basitti. Galatasaray aynı anda iki farklı futbol oynamaya çalışıyordu. Avrupa’da reaksiyon veren takım olabiliyordu. Ama ligde oyunu kurması gereken taraftı. Ve bu takım… oyun kurabilecek kadar hazır değildi. Sonra işler daha da karıştı. Yönetim baskı altındaydı. Taraftar sabırsızdı. Medya her hafta krizi büyütüyordu. Ve sonunda Türk futbolunun klasik hikâyesi başladı. Suçlu arandı. Ocak ayına gelindiğinde Galatasaray ligde beklenmeyecek kadar kötü durumdaydı. Taraftar artık sadece mutsuz değildi. Öfkeliydi. NEF Stadyumu’nda yükselen ıslık sesleri… aslında bir projenin çöküş sesiydi. Ve sonra olan oldu. Fatih Terim gönderildi. Ama asıl olay… Fatih Terim’in gönderilmesi değildi. Çünkü Galatasaray sadece hocasını kaybetmemişti. Aynı zamanda projenin liderini kaybetmişti. Yerine Domenec Torrent geldi. Pep Guardiola ekolünden gelen modern bir teknik adam. Kağıt üstünde mantıklı görünüyordu. Ama zamanlama felaketti. Torrent geldiğinde takımın özgüveni bitmişti. Tribün sabrını kaybetmişti. Oyuncular baskı altındaydı. Ve Torrent daha ilk haftalarda taraftarın tepkisini hissetmeye başladı. Her puan kaybı daha büyük bir kaosa dönüşüyordu. Galatasaray bazen iyi futbol oynuyor gibi görünüyordu… ama savunmada dağılıyordu. Bazen topa hükmediyordu… ama sonuç alamıyordu. Takım sahada fikir değiştiriyor gibiydi. Bir yanda Fatih Terim’den kalan geçiş oyunu alışkanlıkları… diğer yanda Torrent’in pozisyon oyunu denemeleri. Ortada kalmış bir takım vardı. Ve sezon ilerledikçe artık mesele puan değildi. Galatasaray kim olduğunu kaybetmeye başlamıştı. Taraftarın bazı maçlarda oyuncuları ıslıklaması… yönetimin sürekli eleştirilmesi… teknik direktör değişikliği… Bütün sezonu ağır bir psikolojik baskıya çevirdi. Ama işin ironik tarafı şuydu… O dönem başarısız görülen transferlerin bazıları daha sonra takımın en değerli oyuncularına dönüştü. Sacha Boey. Nelsson. Barış Alper. Belki de problem transfer değildi. Belki de problem… Türkiye’de hiçbir projenin hata yapacak kadar zamanı olmamasıydı. Ve 2021-22 sezonu… Galatasaray’ın sadece kötü oynadığı bir sezon değil… Bir fikrin yarım kaldığı sezondu.#keşfet #keşfetbeniöneçıkar #fyp #fyppp #keşfetteyizzz

About