Gülistan Yıldız :
Onu yalnızca bir kez gördüm.
Küçücük bir anın içine sığmıştı bütün varlığı.
Ama ben, o anın içinden çıkamadım.
İnsan bir bakışı bu kadar büyütebilir mi?
Bir gülüşü, bir yüzü, bir çift gözü…
Hayatının merkezine koyabilir mi?
Ben koydum.
Alnının ortasındaki o ince yorgunluk çizgilerini,
gözlerinin içindeki o tarifsiz derinliği,
hiç bilmeden bıraktığı o gülüşü…
Sanki yıllardır tanıyormuşum gibi ezberledim.
Oysa o, beni hiç tanımadı.
Ama ben onunla yaşadım.
Haberi olmadan, onunla bir hayat kurdum.
Onunla uyudum geceleri,
sabahları onunla uyandım.
Birlikte sinemaya gittik,
denize girdik,
gülüştük…
Hatta bazen sessizce oturduk yan yana,
hiç konuşmadan anlaştık.
Bunların hiçbiri gerçek değildi.
Ama ben hepsini yaşadım.
Günler geçti.
Aylar geçti.
Zaman aktı gitti.
Ama o an geçmedi.
İçimde bir yerde dondu kaldı.
Ve ben, donmuş bir anın içinde yaşamaya devam ettim.
İnsan, bir kez gördüğü birini
bu kadar uzun sevebilir mi?
Ben sevdim.
Uyumadan önce onu düşündüm,
uyandığımda ilk aklıma o geldi.
Bir işe başlarken, bir fotoğraf çekerken,
hatta sebepsizce gülümserken bile…
Sanki yanımdaymış gibi.
Ama bazen ağır geliyor bu.
Çok ağır.
Bir anıyı alıp aylarca sırtında taşımak gibi…
Gerçek olmayan bir şeyi, gerçekmiş gibi yaşamak gibi…
Kendi kendime kurduğum bir dünyanın içinde,
kendi kalbimi incitiyorum.
Belki bir gün olur diye hayaller kuruyorum.
Olmayacağını bile bile.
İşte en çok bu acıtıyor.
Bu, kendime yaptığım en büyük ihanet belki de.
Ama yine de…
Onu sevmekten vazgeçemiyorum.
Sesini hiç duymadığım birine özlem duyuyorum.
Gözlerine bakarak konuşamadığım birini özlüyorum.
O bilmezken,
ben rüyalarımda onunla yaşamaya devam ediyorum.
Bir piknikte yan yana oturuyoruz mesela,
bir film izliyoruz birlikte,
hiç bilmediğim bir oyunu öğreniyorum onunla…
Gerçek olmayan anılar biriktiriyorum.
Ve en acısı şu:
Benim için bu anılar gerçek.
2026-03-27 21:28:28