@qq22qq200: #الكوفة #شيوخ_الأسلام #اكسبلوررررر #رهبرم_سید_علی #ايران

사드
사드
Open In TikTok:
Region: IQ
Monday 13 April 2026 18:18:00 GMT
23564
4166
75
144

Music

Download

Comments

user1530281026908
أبا مفضل السيد :
اخي الكريم اني شيعي عراقي بس ما افهم ليش اتحبون هذا الحزب وهوا سبب دمار حالكم
2026-06-02 16:59:44
1
.user1174453399172
عمار user1174453399172 :
2026-04-15 19:43:00
10
user475171856
حيدر العراقي :
تحميك فاطمه الزهراء ان شاء الله
2026-06-11 05:20:46
2
3m.v02
الكرواتي 🇭🇷 :
نعم نعم ❤️❤️
2026-06-11 13:57:25
0
2004____s___
سلُِمآن طُهـ 313🫵👑 :
2026-06-08 12:19:59
0
user3600570959600
ابو جون :
2026-06-09 11:15:12
0
abumahdialmuhandis3
الرضہوانہ :
الشيخ نعيم نعم الرجل ونعم الخلف❤️
2026-06-08 10:01:29
0
hawraawe
hawraa :
الله يحفظه
2026-06-08 15:18:59
0
user3223807149634
ايلن ليسكندر :
يا علي مدد
2026-06-05 18:20:42
0
ail.199994
Dr:ail 19999 :
افتح التنزيل بروح السيد
2026-06-08 18:56:48
0
sajadalyasiry3
Sajad Alyasiry :
الله يحفظك شيخ نعيم حياك الله بيض الله وجهك
2026-06-05 22:12:41
0
us.zxx0
مرتضى :
الله يحفظك يا شيخ نعيم وبحق علي
2026-06-04 18:37:40
0
user6197550092982
تعالي ومش هتندم :
2026-06-04 06:12:08
0
aliistheguardianofgod3
イラク アリ :
والنعم
2026-06-05 09:30:22
0
user3846795561587
ايلن ليسكندر :
يا علي مدد
2026-06-04 06:56:18
0
To see more videos from user @qq22qq200, please go to the Tikwm homepage.

Other Videos

Bazı dönemlerde din, kaynağından değil; yorumlarından konuşulur. Metin durur, ama etrafında katman katman anlatılar oluşur. Cemre Demirel’in dikkat çektiği mesele de tam burada başlıyor: Kur’an’da açıkça yer almayan bazı inanç ve uygulamaların zamanla “dinin kendisiymiş” gibi sunulması. Bu konu duygusal değil, metodolojik bir konu. Soru basit: Bir şey gerçekten vahyin parçası mı, yoksa tarihsel bir ek mi? İslam düşünce tarihinde bu tartışma yeni değil. Örneğin İmam Şafii, sünnetin bağlayıcılığı üzerine sistematik bir çerçeve kurdu. Daha sonra İmam Gazali, geleneği savunurken akıl ve kalp dengesini öne çıkardı. Modern dönemde ise Muhammed Abduh ve benzeri isimler, metne dönüş çağrısı yaptı. Tartışmanın ekseni üç noktada toplanır: Birincisi: Kur’an’da açıkça geçmeyen bazı ritüellerin, kültürel pratiklerin veya korku temelli anlatıların zamanla “farz” gibi algılanması. İkincisi: Toplumsal gelenek ile ilahi hükmün birbirine karışması. Bir toplumun örfü, zamanla dinin özü sanılabiliyor. Üçüncüsü: Dinî otorite meselesi. Metni kim yorumlayacak? Yorum ne zaman metnin önüne geçer? Kur’an kendini “apaçık” olarak tanımlar. Ancak tarih boyunca mezhepler, hadis literatürü ve yorum geleneği bu metnin etrafında geniş bir yapı kurdu. Bu yapı bazılarına göre zenginliktir; bazılarına göre ise bulanıklık. Burada iki farklı yaklaşım var: Birinci yaklaşım: Gelenek bütündür. Hadisler ve fıkıh olmadan din eksik kalır. İkinci yaklaşım: Asıl bağlayıcı olan metindir. Diğer her şey tarihsel yorumdur. Bu meselede asıl risk, sorgulamadan kabullenmek. Ama bir diğer risk de köklü geleneği toptan yok saymak. Sağlıklı olan ne? Metni okumak. Kaynağı görmek. Duyduğun her şeyi “gerçekten Kur’an’da var mı?” diye kontrol etmek. Çünkü din, korku üzerinden değil bilinç üzerinden yaşandığında anlam kazanır. Sorulması gereken soru şu: Biz gerçekten vahye mi inanıyoruz, yoksa alışkanlıklara mı? Ve belki de daha kritik soru: İnançlarımızın kaynağını ne kadar araştırdık? Din, hakikat arayışıysa; hakikat sorgudan korkmaz. #seniniçin #keşfet #fyp #islam #din #kuran
Bazı dönemlerde din, kaynağından değil; yorumlarından konuşulur. Metin durur, ama etrafında katman katman anlatılar oluşur. Cemre Demirel’in dikkat çektiği mesele de tam burada başlıyor: Kur’an’da açıkça yer almayan bazı inanç ve uygulamaların zamanla “dinin kendisiymiş” gibi sunulması. Bu konu duygusal değil, metodolojik bir konu. Soru basit: Bir şey gerçekten vahyin parçası mı, yoksa tarihsel bir ek mi? İslam düşünce tarihinde bu tartışma yeni değil. Örneğin İmam Şafii, sünnetin bağlayıcılığı üzerine sistematik bir çerçeve kurdu. Daha sonra İmam Gazali, geleneği savunurken akıl ve kalp dengesini öne çıkardı. Modern dönemde ise Muhammed Abduh ve benzeri isimler, metne dönüş çağrısı yaptı. Tartışmanın ekseni üç noktada toplanır: Birincisi: Kur’an’da açıkça geçmeyen bazı ritüellerin, kültürel pratiklerin veya korku temelli anlatıların zamanla “farz” gibi algılanması. İkincisi: Toplumsal gelenek ile ilahi hükmün birbirine karışması. Bir toplumun örfü, zamanla dinin özü sanılabiliyor. Üçüncüsü: Dinî otorite meselesi. Metni kim yorumlayacak? Yorum ne zaman metnin önüne geçer? Kur’an kendini “apaçık” olarak tanımlar. Ancak tarih boyunca mezhepler, hadis literatürü ve yorum geleneği bu metnin etrafında geniş bir yapı kurdu. Bu yapı bazılarına göre zenginliktir; bazılarına göre ise bulanıklık. Burada iki farklı yaklaşım var: Birinci yaklaşım: Gelenek bütündür. Hadisler ve fıkıh olmadan din eksik kalır. İkinci yaklaşım: Asıl bağlayıcı olan metindir. Diğer her şey tarihsel yorumdur. Bu meselede asıl risk, sorgulamadan kabullenmek. Ama bir diğer risk de köklü geleneği toptan yok saymak. Sağlıklı olan ne? Metni okumak. Kaynağı görmek. Duyduğun her şeyi “gerçekten Kur’an’da var mı?” diye kontrol etmek. Çünkü din, korku üzerinden değil bilinç üzerinden yaşandığında anlam kazanır. Sorulması gereken soru şu: Biz gerçekten vahye mi inanıyoruz, yoksa alışkanlıklara mı? Ve belki de daha kritik soru: İnançlarımızın kaynağını ne kadar araştırdık? Din, hakikat arayışıysa; hakikat sorgudan korkmaz. #seniniçin #keşfet #fyp #islam #din #kuran

About