@selim.mia414:

দিনের পথে চলতে যেন পারি
দিনের পথে চলতে যেন পারি
Open In TikTok:
Region: BD
Friday 24 April 2026 08:11:51 GMT
260
43
4
1

Music

Download

Comments

kostar.rane13
{kostar Rane}¢®✓ :
🥰🥰🥰
2026-04-25 01:30:26
0
mstbristy8506
মায়াবতী 1234 :
👍👍👍
2026-04-24 15:58:25
0
nazmul.ahamed91
Nazmul Ahamed :
🥰🥰🥰
2026-04-24 08:15:59
0
mst.faija86
🕊Faija🕊 :
🥰🥰🥰
2026-05-14 17:50:49
0
To see more videos from user @selim.mia414, please go to the Tikwm homepage.

Other Videos

Rivâyete göre bir gün Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Hazret-i Ali’ye sorar: “–Yâ Ali! Allah Teâlâ’yı seviyor musun?” “–Evet yâ Rasûlallâh, seviyorum.” “–O’nun Rasûlü’nü de seviyor musun?” “–Evet yâ Rasûlallâh!” “–Kızım Fâtıma’yı da seviyor musun?” “–Evet yâ Rasûlallâh!” “–Peki ya Hasan ve Hüseyin’i seviyor musun?” “–Evet yâ Rasûlallâh!” Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- : “–Yâ Ali! Gönül bir tane, sevgi ise dört. Bir kalbe bu kadar sevgi nasıl sığıyor?” buyurur. Hazret-i Ali -radıyallâhu anh- bu suâle bir türlü cevap veremez. Düşünceli bir hâlde evine döner. Hazret-i Fâtıma, efendisi Hazret-i Ali’yi durgun ve düşünceli görünce meraklanır. Ne olduğunu öğrenebilmek için şefkatle: “–Sizi durgun görüyorum; üzücü bir şey mi oldu?” diye söze girer ve; “Eğer üzüldüğünüz şey, dünya ile ilgili ise kederlenmeye değmez. Âhiret ile ilgili bir husus ise, nedir sizi üzen?” diye sorar. Hazret-i Ali -radıyallâhu anh- başından geçenleri anlatır. Hazret-i Fâtıma durumu öğrenince gülümser ve: “–Haydi babamın yanına var ve bu suâli şöyle cevaplandır.” diyerek bâzı îzahlarda bulunur. Hazret-i Ali’nin gönlü bu îzahlardan hoşnud olur ve hemen Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in huzûruna koşar: “–Yâ Rasûlallâh! İnsanın sağı, solu, önü, arkası diye yönleri vardır. Kalbin de böyle. Ben Allâh’ı aklım ve îmânımla, Siz’i rûhum ve îmânımla, Fâtıma’yı insânî nefsimle, Hasan ve Hüseyin’i de babalığın tabiî îcâbı ile seviyorum.” der. İki Cihan Güneşi Efendimiz bu cevap karşısında tebessüm eder ve: “–Yâ Ali! Bu sözler ancak nübüvvet ağacının dalından alınmış meyvelerdir.” buyurur.[1] Görüldüğü üzere temelinde Allah rızâsı bulunan bütün muhabbetler makbuldür. Allâh’ın râzı olmadığı muhabbetler ise, kalbin mânevî kanseridir.
Rivâyete göre bir gün Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Hazret-i Ali’ye sorar: “–Yâ Ali! Allah Teâlâ’yı seviyor musun?” “–Evet yâ Rasûlallâh, seviyorum.” “–O’nun Rasûlü’nü de seviyor musun?” “–Evet yâ Rasûlallâh!” “–Kızım Fâtıma’yı da seviyor musun?” “–Evet yâ Rasûlallâh!” “–Peki ya Hasan ve Hüseyin’i seviyor musun?” “–Evet yâ Rasûlallâh!” Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- : “–Yâ Ali! Gönül bir tane, sevgi ise dört. Bir kalbe bu kadar sevgi nasıl sığıyor?” buyurur. Hazret-i Ali -radıyallâhu anh- bu suâle bir türlü cevap veremez. Düşünceli bir hâlde evine döner. Hazret-i Fâtıma, efendisi Hazret-i Ali’yi durgun ve düşünceli görünce meraklanır. Ne olduğunu öğrenebilmek için şefkatle: “–Sizi durgun görüyorum; üzücü bir şey mi oldu?” diye söze girer ve; “Eğer üzüldüğünüz şey, dünya ile ilgili ise kederlenmeye değmez. Âhiret ile ilgili bir husus ise, nedir sizi üzen?” diye sorar. Hazret-i Ali -radıyallâhu anh- başından geçenleri anlatır. Hazret-i Fâtıma durumu öğrenince gülümser ve: “–Haydi babamın yanına var ve bu suâli şöyle cevaplandır.” diyerek bâzı îzahlarda bulunur. Hazret-i Ali’nin gönlü bu îzahlardan hoşnud olur ve hemen Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in huzûruna koşar: “–Yâ Rasûlallâh! İnsanın sağı, solu, önü, arkası diye yönleri vardır. Kalbin de böyle. Ben Allâh’ı aklım ve îmânımla, Siz’i rûhum ve îmânımla, Fâtıma’yı insânî nefsimle, Hasan ve Hüseyin’i de babalığın tabiî îcâbı ile seviyorum.” der. İki Cihan Güneşi Efendimiz bu cevap karşısında tebessüm eder ve: “–Yâ Ali! Bu sözler ancak nübüvvet ağacının dalından alınmış meyvelerdir.” buyurur.[1] Görüldüğü üzere temelinde Allah rızâsı bulunan bütün muhabbetler makbuldür. Allâh’ın râzı olmadığı muhabbetler ise, kalbin mânevî kanseridir.

About