@caprariu_valentino: Mi-a iesit trendul ?? #ValentinoWorks

V A L E N T I N O
V A L E N T I N O
Open In TikTok:
Region: RO
Wednesday 29 April 2026 17:04:58 GMT
137086
7294
59
336

Music

Download

Comments

madalinmdu
Paduraru Madalin :
Pe vremea cand se faceau masini🤝bmw🥰
2026-04-29 17:15:27
40
don.vito.corleone07
salmen kapitanu ✈️ :
mama e46 m3 3.2 343 hp
2026-05-22 11:53:12
0
florin.radutiu8
Florin Radutiu :
Ooo,te salut.inca o mai ai?
2026-05-01 19:46:58
0
valentyn.vxf
valentyn.vxf :
Prea frumoase jantele alea 😳❤️
2026-05-04 17:42:18
0
escu_busines
escu' :
Vali nebunu'
2026-04-30 08:13:29
0
sayff9
dinutzzu :
a câștigat trendul cu mașina asta 😳
2026-05-02 06:22:43
0
rapha4781
Rapha47 :
aw shit😍😍😍
2026-04-30 08:21:30
0
daniel.grigoriu4
Daniel :
Nice work 💖
2026-05-15 17:10:24
0
popescum.alex64
Popescu M. Alex :
Sunt tare invidios🥰👍👍
2026-04-30 06:04:22
1
geoiuly88
GeoIulian :
E frumoasă foc!!!🥰🥰🥰
2026-05-26 16:49:14
0
mariusdunu
Marius Dunu :
Frumos a iesit 🙏
2026-04-30 08:33:14
0
razvancoman06
razvan coman :
bmw e 46 legenda si acum mai readuc la viata unul
2026-05-04 20:49:07
0
splitspp
Split :
nice rental bro
2026-04-30 07:44:59
0
ambrosaluisa
꧁☬⋆𝓜𝓲𝓼𝓼𝓟𝓮𝓻𝓯𝓮𝓬𝓽⋆☬꧂ :
Primaa
2026-04-29 17:06:34
0
denis.dio07
Denis.dio07 :
Te pwp 😂💪🏽
2026-04-29 19:53:26
2
kalo.arabo69
Suleyman_han_69 :
😂😁🥰
2026-05-02 09:57:49
0
eusuntciprian123
ciprianxzv._. :
2026-04-29 17:13:08
9
drknss_r1_
✨🖤𝐓𝐢𝐧𝐲 𝐃𝐢𝐧𝐲🖤✨ :
singurul BMW la care dau like 🤣
2026-04-29 19:51:17
0
ionut_daniel25
ionut_daniel25 :
Superbă mașină 💯
2026-04-29 18:21:59
0
dmjoy8
its_David 👑 :
big fan from Pakistan ❤️🫶🏻
2026-05-13 21:10:59
0
e46m340d
🆂🅲🅷🆄🅼🅸 :
buun 👌🏼👍🏼
2026-04-29 22:17:05
0
lucilucky1
Luci Lucky :
Eu zic ca da 😂🤝
2026-04-29 19:56:09
0
nedaioan89
🍀Yonut🍀 :
Un exemplar foarte frumos 👍👍
2026-04-29 20:55:04
0
syafiiiiiiiiiiiiiii
SYAFI :
lawo jugok
2026-04-29 17:08:08
0
To see more videos from user @caprariu_valentino, please go to the Tikwm homepage.

Other Videos

Birşeyler denedim | #daha17 #cerenayruk #çağanefeak #atayaşat #helinelveren |  Peru, tarihin, doğanın ve kültürün sınırları aşan muazzam bir buluşma noktasıdır. Onu anlamak için haritalara, rakamlara ya da kuru bilgilere sığınmak yetmez; çünkü Peru, sokaklarında yürüyenlerin ruhuna işleyen yaşayan bir masaldır. ​Pasifik’in serin sularından başlayıp okyanusa meydan okuyan kurak kıyılarla açılır perde. Bu kıyıların hemen ardında, göklere tırmanan devasa And Dağları yükselir. Bu dağlar sadece birer kaya kütlesi değil, yüzyıllardır insanlara ev sahipliği yapmış, saklı vadileri ve geçit vermez zirveleriyle efsanelerin bekçiliğini yapan kadim birer ruhtur. Dağların ardında ise insan elinin henüz tamamen kirletemediği, nefes alan, yeşilin her tonunu barındıran sonsuz Amazon Ormanları başlar. Peru, coğrafyasında adeta zıtlıkların kusursuz bir dengesini barındırır. ​Tarih sayfalarını çevirdiğinizde karşınıza sadece imparatorluklar değil, taşa fısıldayan bir medeniyet çıkar. İnkalar, devasa taşları birbirine harçsız ama öyle bir ustalıkla kenetlemişlerdir ki, yüzyıllar boyunca nice depremlere meydan okumuştur. And Dağları'nın en sarp zirvesinde, bulutların arasında gizlenen Machu Picchu, insan zihninin ve inancının doğayla nasıl muazzam bir uyum sağlayabileceğinin en büyük kanıtıdır. Orada durduğunuzda, sadece taşlara değil, geçmişin sessiz ama derin çığlığına tanıklık edersiniz. Kolonyal dönemle birlikte İspanyol izlerinin de eklenmesiyle şehirler, bugünün ve geçmişin sokaklarında el ele dolaştığı bir açık hava müzesine dönüşmüştür. ​Bu topraklarda yaşam, toprağın ve güneşin ritmiyle akar. Quechua ve Aymara halklarının rengarenk geleneksel kıyafetleri, dağ rüzgârına karışan pan flüt ezgileri ve yüzyıllardıraktan gelen inanışları, Peru’nun kalbinin attığı yerdir. Mutfak kültürü bile bu harmanın bir yansımasıdır; taze deniz mahsullerinin misket limonu ve baharatla buluştuğu o eşsiz tatlar, ülkenin kültürel zenginliğini damaklarda hayata geçirir. ​Kısacası Peru; taşın, bulutun, müziğin ve tarihin aynı rüyada buluştuğu, insanı hem geçmişe götüren hem de bugünün koşuşturmasından koparıp zamansız bir yolculuğa çıkaran benzersiz bir deneyimdir. And Dağları'nın zirvelerinde, insan sesinin bile inceldiği o yüksek platolarda hava baş döndürücüdür. Burada, Condor kuşlarının uçurumların kıyısında hiçbir kanat çırpmadan havada asılı kalışını izlemek, zamansızlığın ne demek olduğunu fısıldar insana. Dağ eteklerindeki teraslı tarım alanları, bin yıllar önce toprakla konuşmayı, onun eğimini okumayı ve doğaya hükmetmek yerine onunla uyum içinde yaşamayı öğrenmiş kadim halkların sessiz birer anıtıdır. Gece olduğunda bu yükseklerde gökyüzü o kadar berrak, yıldızlar o kadar yakındır ki, insan ellerini uzatsa Samanyolu'na dokunabileceğini sanır. İnka halkı da tam olarak bunu yapmış, yıldızları ve takımyıldızlarını yeryüzündeki yaşamın kılavuzu kabul etmiştir. ​Sahile indiğinizde ise o sert ve serin dağ havası yerini okyanusun bereketiyle sarhoş olmuş nemli bir esintiye bırakır. Lima’nın sisli sokaklarında yürürken, kolonyal dönemden kalma devasa ahşap balkonlu binaların arasından süzülen tarih kokusu, modern kentin gürültüsüne meydan okur. Köşebaşlarında taze deniz ürünlerini misket limonu ve baharatlarla harmanlayan yerel tezgâhlar, sokaklara bambaşka bir canlılık katar. İspanyol istilacılığının getirdiği ağır katolik yapının altında hâlâ dimdik ayakta duran yerli inançlar, Pachamama'ya (Toprak Ana) duyulan o sonsuz saygı, Peru'nun ruhunun asla boyun eğmediğinin en net kanıtıdır. ​Biraz daha doğuya, Amazon’un derinliklerine doğru ilerlediğinizde ise sesler değişir. Medeniyetin gürültüsü kesilir, yerine yaprakların hışırtısı, nehrin sakin akışı ve bin bir farklı kuşun melodisi geçer.
Birşeyler denedim | #daha17 #cerenayruk #çağanefeak #atayaşat #helinelveren | Peru, tarihin, doğanın ve kültürün sınırları aşan muazzam bir buluşma noktasıdır. Onu anlamak için haritalara, rakamlara ya da kuru bilgilere sığınmak yetmez; çünkü Peru, sokaklarında yürüyenlerin ruhuna işleyen yaşayan bir masaldır. ​Pasifik’in serin sularından başlayıp okyanusa meydan okuyan kurak kıyılarla açılır perde. Bu kıyıların hemen ardında, göklere tırmanan devasa And Dağları yükselir. Bu dağlar sadece birer kaya kütlesi değil, yüzyıllardır insanlara ev sahipliği yapmış, saklı vadileri ve geçit vermez zirveleriyle efsanelerin bekçiliğini yapan kadim birer ruhtur. Dağların ardında ise insan elinin henüz tamamen kirletemediği, nefes alan, yeşilin her tonunu barındıran sonsuz Amazon Ormanları başlar. Peru, coğrafyasında adeta zıtlıkların kusursuz bir dengesini barındırır. ​Tarih sayfalarını çevirdiğinizde karşınıza sadece imparatorluklar değil, taşa fısıldayan bir medeniyet çıkar. İnkalar, devasa taşları birbirine harçsız ama öyle bir ustalıkla kenetlemişlerdir ki, yüzyıllar boyunca nice depremlere meydan okumuştur. And Dağları'nın en sarp zirvesinde, bulutların arasında gizlenen Machu Picchu, insan zihninin ve inancının doğayla nasıl muazzam bir uyum sağlayabileceğinin en büyük kanıtıdır. Orada durduğunuzda, sadece taşlara değil, geçmişin sessiz ama derin çığlığına tanıklık edersiniz. Kolonyal dönemle birlikte İspanyol izlerinin de eklenmesiyle şehirler, bugünün ve geçmişin sokaklarında el ele dolaştığı bir açık hava müzesine dönüşmüştür. ​Bu topraklarda yaşam, toprağın ve güneşin ritmiyle akar. Quechua ve Aymara halklarının rengarenk geleneksel kıyafetleri, dağ rüzgârına karışan pan flüt ezgileri ve yüzyıllardıraktan gelen inanışları, Peru’nun kalbinin attığı yerdir. Mutfak kültürü bile bu harmanın bir yansımasıdır; taze deniz mahsullerinin misket limonu ve baharatla buluştuğu o eşsiz tatlar, ülkenin kültürel zenginliğini damaklarda hayata geçirir. ​Kısacası Peru; taşın, bulutun, müziğin ve tarihin aynı rüyada buluştuğu, insanı hem geçmişe götüren hem de bugünün koşuşturmasından koparıp zamansız bir yolculuğa çıkaran benzersiz bir deneyimdir. And Dağları'nın zirvelerinde, insan sesinin bile inceldiği o yüksek platolarda hava baş döndürücüdür. Burada, Condor kuşlarının uçurumların kıyısında hiçbir kanat çırpmadan havada asılı kalışını izlemek, zamansızlığın ne demek olduğunu fısıldar insana. Dağ eteklerindeki teraslı tarım alanları, bin yıllar önce toprakla konuşmayı, onun eğimini okumayı ve doğaya hükmetmek yerine onunla uyum içinde yaşamayı öğrenmiş kadim halkların sessiz birer anıtıdır. Gece olduğunda bu yükseklerde gökyüzü o kadar berrak, yıldızlar o kadar yakındır ki, insan ellerini uzatsa Samanyolu'na dokunabileceğini sanır. İnka halkı da tam olarak bunu yapmış, yıldızları ve takımyıldızlarını yeryüzündeki yaşamın kılavuzu kabul etmiştir. ​Sahile indiğinizde ise o sert ve serin dağ havası yerini okyanusun bereketiyle sarhoş olmuş nemli bir esintiye bırakır. Lima’nın sisli sokaklarında yürürken, kolonyal dönemden kalma devasa ahşap balkonlu binaların arasından süzülen tarih kokusu, modern kentin gürültüsüne meydan okur. Köşebaşlarında taze deniz ürünlerini misket limonu ve baharatlarla harmanlayan yerel tezgâhlar, sokaklara bambaşka bir canlılık katar. İspanyol istilacılığının getirdiği ağır katolik yapının altında hâlâ dimdik ayakta duran yerli inançlar, Pachamama'ya (Toprak Ana) duyulan o sonsuz saygı, Peru'nun ruhunun asla boyun eğmediğinin en net kanıtıdır. ​Biraz daha doğuya, Amazon’un derinliklerine doğru ilerlediğinizde ise sesler değişir. Medeniyetin gürültüsü kesilir, yerine yaprakların hışırtısı, nehrin sakin akışı ve bin bir farklı kuşun melodisi geçer.

About