Adil Temel :
:Okumayacağını bile bile, hatta belki adını bile anmaktan yorulduğumu bile bile. İçimde susturamadığım bir yer var; seninle başlayan, seninle yarım kalan. Bazen düşünüyorum; biz gerçekten hiç var olmadık mı, yoksa kaderin kenarına bırakılmış iki cümle miydik? Biri okunmuş, diğeri hep içimde kalmış...
Ben seni kazanmak için sevmedim. Ben seni, kaybetmeyi göze alarak sevdim. Bu yüzden gidişine değil, bende bıraktığın boşluğa kırgınım. Çünkü sen gittin ve ben ilk defa “var olmak” ile “yaşamak” arasındaki farkı öğrendim. Meğer insan, birini sessizce özlerken de nefes alabiliyormuş ama yaşayamıyormuş.
Ne seni suçlayabiliyorum, ne de kalbimi susturabiliyorum. İkimizin de yaraları vardı; sen kendi yaralarını sarmayı seçtin, ben ise seni. Ve bir gün anladım ki; bazı insanlar, iyi geldiğin yerde bile kalamazmış. Gidişin bu yüzdenmiş belki... Bilemedim.
Ben seni unutmadım. Unutmaya da çalışmadım. Sadece alıştım... Adın geçince içimin sızlamasına, adın geçmeyince daha çok sızlamasına. Mutlu olduğun ihtimaline tutundum çoğu zaman; çünkü bu dünyada kavuşamadığım tek şey sendin ama sana en çok mutluluğu yakıştırdım.
Bazen kendime kızıyorum: “Neden bu kadar sevdin?” diye. Sonra susuyorum. Çünkü cevabı biliyorum. Sen, hayatımın en imkânsız ama en gerçek yanıydın. Dokunamadığım bir düş, içimde büyüyen bir dua gibi...
2026-05-31 07:21:54