Mehmet :
Bir gün fark ettim ki, beni en çok yoran şey yaşadıklarım değilmiş; değiştiremeyeceğim şeyleri değiştirmeye çalışmamışım. Geçmişin kapısını her gün yeniden çalıyor, çoktan bitmiş konuşmaları zihnimde tekrar tekrar yaşıyor, insanların bir gün istediğim gibi davranacağını umut ederek bekliyormuşum.
Oysa hayatın bazı gerçekleri vardır; ne kadar direnirsen diren, yerinden oynamaz. Geçmiş geri gelmez. Bazı insanlar seni anladığın kadar anlamaz. Bazı vedalar açıklamasız kalır. Bazı soruların da cevabı hiç gelmez.
İnsan en büyük savaşını dışarıda değil, içinde verir. Ve bazen kazanmak; mücadeleye devam etmek değil, artık savaşmayı bırakmaktır. Çünkü her şeyi kontrol etmeye çalışmak, ruhu yavaş yavaş tüketen görünmez bir yüktür.
Şimdi dönüp geriye baktığımda şunu anlıyorum: Kabul etmek yenilmek değilmiş. Kabul etmek, olanı olduğu gibi görebilmekmiş. Kendini geçmişin zincirlerinden kurtarıp bugünün kapısını aralayabilmekmiş.
Belki hâlâ eksik kalan şeyler var. Belki hâlâ içimde cevap bekleyen sorular duruyor. Ama artık onların peşinden koşmuyorum. Çünkü huzurun, her şeyi çözmekte değil; bazı şeylerin çözümsüz kalabileceğini kabullenmekte saklı olduğunu öğrendim.
Ve insan, değiştiremeyeceği şeylerle savaşmayı bıraktığında aslında hayattan vazgeçmez. Tam tersine, ilk kez gerçekten kendine yaklaşır. Çünkü bazen ilerlemek; yeni bir şey bulmak değil, seni geride tutan yükleri bırakabilmektir. O gün geldiğinde anlıyorsun ki, huzur dışarıda aranacak bir yer değil; içindeki direniş sustuğunda duyulan sessiz bir sestir.
2026-06-06 17:12:31