@mustafa84549: 10 Nisan 1912 sabahı, RMS Titanik ilk yolculuğu için Southampton limanından ayrılmaya hazırlanıyordu. Geminin alt güvertelerinde Jenny adında bir kaplumbağa kabuğu kedisi yaşıyordu. Mürettebat onu sever, yemek artıklarıyla beslerdi. Jenny kısa süre önce yavrulamıştı ve yavru kedileriyle birlikte geminin karanlık köşelerinde kalıyordu. Fakat kalkıştan birkaç saat önce garip bir şey oldu. Jenny yavrularından birini ağzıyla taşıyarak gemiden indirdi. Sonra geri dönüp bir diğerini aldı. Ve bir diğerini… Son yavrusunu da kıyıya taşıdığında bazı mürettebat üyeleri huzursuz olmaya başladı. Kedinin davranışı sanki bir şeylerden kaçıyormuş gibiydi. O sırada gemide çalışan bir ateşçi onu dikkatle izliyordu. Görevi, Titanik’in kazan dairelerinde çalışmaktı. Evraklarını tamamlamış, görevine hazırdı. Ama Jenny’nin gemiye dönmeyi reddetmesi onu derinden etkiledi. İçine kötü bir his doğdu. Sonunda çantasını aldı ve Titanik’ten ayrılmaya karar verdi. Arkadaşları onunla alay etti. Bir kedi yüzünden işini bıraktığını söylediler. Dört gün sonra Titanik bir buzdağına çarptı. 1500’den fazla insan hayatını kaybetti. Kazan dairesinde çalışanların çoğu kurtulamadı. Ama o adam hayattaydı. Çünkü o gün bir kedinin içgüdüsünü görmezden gelmemişti. Yıllar boyunca çocuklarına hep aynı cümleyi söyledi: “Dünya, felaketler gelmeden önce sessizce uyarır.” Belki Jenny gerçekten yaklaşan tehlikeyi hissetmişti. Belki sadece bir anne içgüdüsüydü. Ama hikâyesi bugün hâlâ anlatılıyor. Çünkü bazen en önemli uyarılar bağırarak gelmez… Sessizce uzaklaşan küçük ayak sesleriyle gelir... Alıntıdır