@divine.one333: Be sure to take it daily besties!!! #creatine #gym #consistency #goals #women

Divine.one333
Divine.one333
Open In TikTok:
Region: US
Wednesday 10 June 2026 15:31:35 GMT
166
3
0
0

Music

Download

Comments

There are no more comments for this video.
To see more videos from user @divine.one333, please go to the Tikwm homepage.

Other Videos

Ünlü bir sinir bilimci var: Robert Sapolsky. “Zebralar Neden Ülser Olmaz?” adlı kitabında tam da taşı gediğine koyuyor. Doğada bir zebra düşün. Bir aslan tarafından kovalandığında inanılmaz bir stres yaşar. Kalp atışı hızlanır, kortizol yükselir, beden alarma geçer. Ama bu kriz kısa vadelidir. Ya kaçıp kurtulur ya da ölür. Eğer kurtulursa birkaç dakika sonra yeniden otlamaya başlar. Aslan da bir sonraki hafta ne yapacağını düşünmez. Emeklilik fonunu hesaplamaz. Sosyal statüsünü sorgulamaz. Modern insana geldiğimizde işler değişir. Fiziksel bir tehdit olmadan, sadece düşünce gücümüzle geçmişi ve geleceği şimdiye taşıyarak bedenimizi sürekli alarm halinde tutmayı başardık. Bravo bize. İşte insan stresini hayvanlardan ayıran temel fark burada başlıyor: bilinç. Bu noktada bir başka önemli isim devreye giriyor: Antonio Damasio. “The Feeling of What Happens” kitabında çok net bir ayrım yapıyor. Diyor ki: Duygular (emotions) biyolojik ve bedensel tepkilerdir. Hisler (feelings) ise bu tepkilerin zihinsel deneyimleridir ve bilinç gerektirir. Yani korku bir duygudur. Ama “ya tekrar olursa?” diye zihinde dönen endişe bir histir. Zebra aslanı gördüğünde korku yaşar. Aslan gittikten sonra korku biter. Ama insan… O aslan gittikten sonra da zihninde yaşamaya devam eder. “Ya yarın yine gelirse?” “Ya bir dahaki sefere kaçamazsam?” “Ya herkes benim zayıf olduğumu anlarsa?” Biz duyguyu zamana yayarız. Tehdidi zihinsel olarak üretiriz. Henüz olmamış olana karşı bedenimizi savaşa sokarız. Literatürde buna “öngörüsel endişe” denir. Yani ortada gerçek bir aslan yoktur. Ama beden yine de koşuyormuş gibi yaşar. Sorun stres değil. Sürekli açık kalan alarmdır. Ve modern insanın en büyük paradoksu şudur: Zekâ sayesinde geleceği planlayabiliyoruz. Ama aynı zekâ yüzünden hiç gelmemiş tehditler için bugünümüzü yakıyoruz.
Ünlü bir sinir bilimci var: Robert Sapolsky. “Zebralar Neden Ülser Olmaz?” adlı kitabında tam da taşı gediğine koyuyor. Doğada bir zebra düşün. Bir aslan tarafından kovalandığında inanılmaz bir stres yaşar. Kalp atışı hızlanır, kortizol yükselir, beden alarma geçer. Ama bu kriz kısa vadelidir. Ya kaçıp kurtulur ya da ölür. Eğer kurtulursa birkaç dakika sonra yeniden otlamaya başlar. Aslan da bir sonraki hafta ne yapacağını düşünmez. Emeklilik fonunu hesaplamaz. Sosyal statüsünü sorgulamaz. Modern insana geldiğimizde işler değişir. Fiziksel bir tehdit olmadan, sadece düşünce gücümüzle geçmişi ve geleceği şimdiye taşıyarak bedenimizi sürekli alarm halinde tutmayı başardık. Bravo bize. İşte insan stresini hayvanlardan ayıran temel fark burada başlıyor: bilinç. Bu noktada bir başka önemli isim devreye giriyor: Antonio Damasio. “The Feeling of What Happens” kitabında çok net bir ayrım yapıyor. Diyor ki: Duygular (emotions) biyolojik ve bedensel tepkilerdir. Hisler (feelings) ise bu tepkilerin zihinsel deneyimleridir ve bilinç gerektirir. Yani korku bir duygudur. Ama “ya tekrar olursa?” diye zihinde dönen endişe bir histir. Zebra aslanı gördüğünde korku yaşar. Aslan gittikten sonra korku biter. Ama insan… O aslan gittikten sonra da zihninde yaşamaya devam eder. “Ya yarın yine gelirse?” “Ya bir dahaki sefere kaçamazsam?” “Ya herkes benim zayıf olduğumu anlarsa?” Biz duyguyu zamana yayarız. Tehdidi zihinsel olarak üretiriz. Henüz olmamış olana karşı bedenimizi savaşa sokarız. Literatürde buna “öngörüsel endişe” denir. Yani ortada gerçek bir aslan yoktur. Ama beden yine de koşuyormuş gibi yaşar. Sorun stres değil. Sürekli açık kalan alarmdır. Ve modern insanın en büyük paradoksu şudur: Zekâ sayesinde geleceği planlayabiliyoruz. Ama aynı zekâ yüzünden hiç gelmemiş tehditler için bugünümüzü yakıyoruz.

About