@yasmindevonport_:

Yasmin Devonport
Yasmin Devonport
Open In TikTok:
Region: US
Monday 15 June 2026 21:04:10 GMT
10740
431
12
1

Music

Download

Comments

laurentenee
Final Fling :
My birthday is June 15th too! Happy birthday! ♊️💜♊️
2026-06-15 21:13:39
1
carogracesmith
caroline grace :
Gorg!!! Happy birthday beautiful!
2026-06-16 02:16:16
0
brie.23.23
Brie🤎 :
U look gorgeous 🥰🥰🥰
2026-06-15 21:12:45
1
zaras.notebook
Zara’s Notebook :
The prettiest look 💘
2026-06-17 10:37:12
0
syllia_ams
Syllia 🪷 :
Happy birthday 🥳 🎂❤️
2026-07-13 12:34:23
0
lornaluxe
Lorna :
Happy birthday beautiful
2026-06-15 22:11:19
1
bpdfairytale
bpdfairytale :
Happy birthday gorgeous x
2026-06-15 21:36:04
0
userwooddavis
userwooddavis :
Beautiful ❤️
2026-06-16 06:07:58
1
ellieweston_
Elle :
Stun
2026-06-15 21:08:25
0
_ellieslade
Ellie Slade :
Perfect perfect perfect 🩷🩷
2026-06-15 21:09:10
0
elkalli007
Elkalli007🤎☕️🤎 :
Happy birthday 💗
2026-06-16 20:18:27
0
user4754018696937
Sarah Collins :
Happy birthday ❤️❤️❤️
2026-06-17 21:52:51
1
To see more videos from user @yasmindevonport_, please go to the Tikwm homepage.

Other Videos

Bir ülkenin kaderi bazen Meclis kürsüsünde değil, çamurlu bir köy yolunda görünür. Onun hikâyesi, devletin vatandaşa uzak durduğunu gördüğü yerde başladı. 1948’de Trabzon’un Köprübaşı ilçesinde doğdu; Ankara Hukuk’u bitirdi. Kaymakamlıkların ardından 1984’te, 36 yaşındayken Tokat Valiliğine atandı. Sonra Aydın, Erzincan ve Denizli geldi. O bir siyasetçi değildi; fakat Türk siyasetini çoğu siyasetçiden fazla rahatsız eden sorular sordu: Devlet neden merkezden buyuruyor, halk niçin yalnız seçim zamanı hatırlanıyor, bürokrasi neden “bugün git, yarın gel” diyordu? Etkisi, bu soruları kürsüde bırakmayıp sahaya indirmesiydi. Köy yollarından okullara, sağlık hizmetlerinden turizme uzanan işlerde devleti halkla yan yana getirdi. Makamı duvar değil, temas noktası yaptı. İlber Ortaylı’dan aktardığı “Apartman yönetimine katılmayan millet, ülke yönetimine nasıl katılacak?” sözü, demokrasiye dair yalın derstir. Çünkü yurttaşlık oy vermekle tamamlanmaz; apartmanda, mahallede, okul aile birliğinde, kooperatifte ve belediyeyi izlerken öğrenilir. Yazıcıoğlu halkı kusursuz ilan etmedi; bürokrasiyi, siyaseti ve halkı birlikte eleştirdi. Hastalığımızın sorumluluğu başkasına yüklemek olduğunu gördü: Bir “baba”, bir lider, bütün yükü devralacak bir Mehdi gelsin ve bizi kurtarsın… Oysa onun dünyasında kurtuluş seyirlik değil, ortak emekti. Üretmeden zenginleşmeyi vadeden döviz-faiz-borsa düzenine “üçkâğıt ekonomisi” derken de aynı yere işaret ediyordu: Kâğıtlar el değiştirirken alın teri değersizleşiyorsa, birkaç kişinin yükselişi ülkenin kalkınması sayılamaz. 1999’da merkez valiliğine alınması, sistemle arasındaki mesafenin simgesi oldu; ama sesi susturulamadı. 2003’te geçirdiği trafik kazasının ardından 55 yaşında hayatını kaybetti. Geriye bir siyasi programdan daha kıymetli miras bıraktı: Yönetenin halka yaklaşması, halkın yönetime ortak olması. Bugün Yazıcıoğlu’nu anmak, “Böyle bir vali bir daha gelmedi” diye yakınmak değildir. Bu da kurtarıcı beklemek olur. Onu anlamak; yaşadığımız binadan başlayarak soru sormak, sorumluluk almak ve elimizi taşın altına koymaktır. Çünkü memleket, birilerinin gelip düzelteceği uzak bir yer değil; bizim her gün birlikte kurduğumuz hayattır. #fyp #seniniçin #keşfet #türkiye #siyaset
Bir ülkenin kaderi bazen Meclis kürsüsünde değil, çamurlu bir köy yolunda görünür. Onun hikâyesi, devletin vatandaşa uzak durduğunu gördüğü yerde başladı. 1948’de Trabzon’un Köprübaşı ilçesinde doğdu; Ankara Hukuk’u bitirdi. Kaymakamlıkların ardından 1984’te, 36 yaşındayken Tokat Valiliğine atandı. Sonra Aydın, Erzincan ve Denizli geldi. O bir siyasetçi değildi; fakat Türk siyasetini çoğu siyasetçiden fazla rahatsız eden sorular sordu: Devlet neden merkezden buyuruyor, halk niçin yalnız seçim zamanı hatırlanıyor, bürokrasi neden “bugün git, yarın gel” diyordu? Etkisi, bu soruları kürsüde bırakmayıp sahaya indirmesiydi. Köy yollarından okullara, sağlık hizmetlerinden turizme uzanan işlerde devleti halkla yan yana getirdi. Makamı duvar değil, temas noktası yaptı. İlber Ortaylı’dan aktardığı “Apartman yönetimine katılmayan millet, ülke yönetimine nasıl katılacak?” sözü, demokrasiye dair yalın derstir. Çünkü yurttaşlık oy vermekle tamamlanmaz; apartmanda, mahallede, okul aile birliğinde, kooperatifte ve belediyeyi izlerken öğrenilir. Yazıcıoğlu halkı kusursuz ilan etmedi; bürokrasiyi, siyaseti ve halkı birlikte eleştirdi. Hastalığımızın sorumluluğu başkasına yüklemek olduğunu gördü: Bir “baba”, bir lider, bütün yükü devralacak bir Mehdi gelsin ve bizi kurtarsın… Oysa onun dünyasında kurtuluş seyirlik değil, ortak emekti. Üretmeden zenginleşmeyi vadeden döviz-faiz-borsa düzenine “üçkâğıt ekonomisi” derken de aynı yere işaret ediyordu: Kâğıtlar el değiştirirken alın teri değersizleşiyorsa, birkaç kişinin yükselişi ülkenin kalkınması sayılamaz. 1999’da merkez valiliğine alınması, sistemle arasındaki mesafenin simgesi oldu; ama sesi susturulamadı. 2003’te geçirdiği trafik kazasının ardından 55 yaşında hayatını kaybetti. Geriye bir siyasi programdan daha kıymetli miras bıraktı: Yönetenin halka yaklaşması, halkın yönetime ortak olması. Bugün Yazıcıoğlu’nu anmak, “Böyle bir vali bir daha gelmedi” diye yakınmak değildir. Bu da kurtarıcı beklemek olur. Onu anlamak; yaşadığımız binadan başlayarak soru sormak, sorumluluk almak ve elimizi taşın altına koymaktır. Çünkü memleket, birilerinin gelip düzelteceği uzak bir yer değil; bizim her gün birlikte kurduğumuz hayattır. #fyp #seniniçin #keşfet #türkiye #siyaset

About