@savie255: #CapCut

PURPLE  BEB 💜🦄256🔐💍
PURPLE BEB 💜🦄256🔐💍
Open In TikTok:
Region: UG
Tuesday 23 June 2026 12:04:56 GMT
208
49
3
1

Music

Download

Comments

victor.222222
Victor the boy :
Yes😁😁
2026-06-23 12:32:08
0
ronaldopron
LIVERPOOL FUN :
hi beautiful girl
2026-06-23 12:09:20
0
victor.222222
Victor the boy :
🥰🥰🥰
2026-06-23 12:31:59
0
To see more videos from user @savie255, please go to the Tikwm homepage.

Other Videos

“Bir çocuğun hayatında sekiz yıl ne demektir? Yasemin, Selma ve Mahir için anne ve babalarından ayrı geçen bir çocukluk demek…” Gülseren ve Zülküf Arslan çifti 2018 yılından bu yana cezaevinde tutuluyor. O günden bu yana üç çocuk, hayatlarının en önemli yıllarını anne ve babalarından uzakta geçirmek zorunda kaldı. Yasemin, Selma ve Mahir büyüdü. Yaşları ilerledi, okul yılları geçti, yeni hatıralar birikti. Ancak çocukluklarının merkezinde hep aynı eksiklik vardı: Anne ve babalarının yokluğu. Bir çocuğun en büyük ihtiyacı yalnızca barınmak ya da büyümek değildir. Kendisini güvende hissedebileceği bir aile ortamına, sevincini ve üzüntüsünü paylaşabileceği anne ve babasına ihtiyaç duyar. Çünkü çocukluk, sevdiklerinin varlığıyla anlam kazanır. Yıllardır süren bu ayrılık, yalnızca anne ve babayı değil, çocukları da derinden etkiliyor. Kaçırılan doğum günleri, birlikte kutlanamayan bayramlar, okul gösterilerinde boş kalan yerler ve her geçen yıl biraz daha büyüyen özlem… Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Yalçınkaya kararının ardından ve daha sonra verdiği kararlarla, bu dosyalara dayanak yapılan fiillerin hukuki niteliğine ilişkin önemli değerlendirmeler ortaya konuldu. Buna rağmen bazı ailelerin hâlâ parçalanmış halde yaşamaya devam etmesi, vicdanlarda cevap bekleyen sorular bırakıyor. Ancak hukuki tartışmaların ötesinde görünen bir gerçek var: Üç çocuk, sekiz yıldır anne ve babasına hasret büyüyor. Kaybedilen yıllar geri gelmiyor. Çocukluk beklemiyor. Ve hiçbir çocuk, anne ve babası hayattayken bu kadar uzun süre onların sevgisinden mahrum kalmamalı. Yasemin, Selma ve Mahir’in bekleyişi son bulsun. Aileler yeniden bir araya gelsin.
“Bir çocuğun hayatında sekiz yıl ne demektir? Yasemin, Selma ve Mahir için anne ve babalarından ayrı geçen bir çocukluk demek…” Gülseren ve Zülküf Arslan çifti 2018 yılından bu yana cezaevinde tutuluyor. O günden bu yana üç çocuk, hayatlarının en önemli yıllarını anne ve babalarından uzakta geçirmek zorunda kaldı. Yasemin, Selma ve Mahir büyüdü. Yaşları ilerledi, okul yılları geçti, yeni hatıralar birikti. Ancak çocukluklarının merkezinde hep aynı eksiklik vardı: Anne ve babalarının yokluğu. Bir çocuğun en büyük ihtiyacı yalnızca barınmak ya da büyümek değildir. Kendisini güvende hissedebileceği bir aile ortamına, sevincini ve üzüntüsünü paylaşabileceği anne ve babasına ihtiyaç duyar. Çünkü çocukluk, sevdiklerinin varlığıyla anlam kazanır. Yıllardır süren bu ayrılık, yalnızca anne ve babayı değil, çocukları da derinden etkiliyor. Kaçırılan doğum günleri, birlikte kutlanamayan bayramlar, okul gösterilerinde boş kalan yerler ve her geçen yıl biraz daha büyüyen özlem… Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Yalçınkaya kararının ardından ve daha sonra verdiği kararlarla, bu dosyalara dayanak yapılan fiillerin hukuki niteliğine ilişkin önemli değerlendirmeler ortaya konuldu. Buna rağmen bazı ailelerin hâlâ parçalanmış halde yaşamaya devam etmesi, vicdanlarda cevap bekleyen sorular bırakıyor. Ancak hukuki tartışmaların ötesinde görünen bir gerçek var: Üç çocuk, sekiz yıldır anne ve babasına hasret büyüyor. Kaybedilen yıllar geri gelmiyor. Çocukluk beklemiyor. Ve hiçbir çocuk, anne ve babası hayattayken bu kadar uzun süre onların sevgisinden mahrum kalmamalı. Yasemin, Selma ve Mahir’in bekleyişi son bulsun. Aileler yeniden bir araya gelsin.

About