@__ersen__: #ВэтотДень

Ерсен
Ерсен
Open In TikTok:
Region: KZ
Wednesday 24 June 2026 01:51:27 GMT
30098
479
9
800

Music

Download

Comments

zhake292
zhake :
😂😂😂
2026-06-24 05:31:46
1
marakuya888bbb
MARAKUYA❤️‍🔥❤️‍🔥❤️‍🔥 :
🤣🤣🤣
2026-06-25 21:24:47
1
user6039559071487
Ерик :
🤣🤣🤣
2026-06-26 04:29:56
1
abylaihaybyraj
Аблайхан :
😂😂😂👍👍👍
2026-06-26 05:37:13
1
user3253194146713
Саламат :
😂😂😂
2026-06-26 08:25:37
0
_bekabai_
_Сынба баурым_ :
😅😂😂
2026-06-26 08:15:31
0
alimkashmaganbetov
Алим :
😂
2026-06-26 08:22:49
0
..04151
Руслан. :
😂😂😂
2026-06-26 07:40:46
0
To see more videos from user @__ersen__, please go to the Tikwm homepage.

Other Videos

Bazen çocukken asla hayal etmediğim bir şeyi düşünürken buluyorum kendimi: Aynı çocukluğu paylaştığımız, aynı oyunlara güldüğümüz, hatta aynı yatağı paylaştığımız kardeşler nasıl oluyor da zamanla yabancıya dönüşüyor? Küçükken ayrılmazdık. Bir saatten uzun süren bir küslük olmazdı. Bir kahkaha her şeyi unuttururdu. Aynı tabaktan yerdik, kıyafetleri, sırları, yaramazlıkları paylaşırdık… Ve söylemeden söz verirdik birbirimize: Hep birlikte kalacağız. Sonra hayat geldi. Herkes kendi yoluna gitti. Fark etmeden o sonsuz sandığımız bağ; yılların, suskunlukların, yanlış anlaşılmaların ve gururun arasında yavaş yavaş aşındı. Artık o uzun akşam sohbetleri yok. Gece yarısına kadar süren konuşmalar yok. Eskisi gibi rahatça söylenen “seni seviyorum”lar yok. Şimdi her şey ölçülüyor, her şey yorumlanıyor, her şey incitiyor. Defalarca sordum kendime: Ne oldu? Ne zaman kardeşi yol arkadaşı değil  başka bir şey olarak görmeye başladık? Belki hayat değiştiriyor bizi. Belki maddi sorunlar,  anne babaların farkında olmadan yaptığı kıyaslamalar zamanla kapanmayan yaralar bırakıyor. Belki de gurur… Kimsenin ilk adımı atmak istemediği o görünmez duvar. Bazen düşünüyorum: Kardeşler sevgisizlikten değil, suskunluğun fazlalığından uzaklaşır. Zamanında konuşmamaktan, özür dilememekten, değiştiğimizi kabul etmemekten… Hayat bizi sertleştiriyor ve o sertlik kana da karışıyor. Artık “özledim” demiyoruz. “Nasılsın?” demiyoruz. “Sana ihtiyacım var” demiyoruz. Önemsizmiş gibi davranıyoruz ama içten içe acıyor. Çünkü kan bağırır. Gurur daha yüksek sesle bağırsa da kalp hatırlamayı bırakmaz. Bir kelime yüzünden, bir para meselesi yüzünden, küçük bir fark yüzünden dağılan aileler gördüm. Oysa bir sarılmayla silinebilecek şeylerdi. Ama biz tartışmayı kazanmayı seçtik, kardeşi kaybetmeyi değil. Ve en acısı şu: Gün gelir biri artık yoktur… O zaman geriye söylenmemiş sözler, işe yaramayan gözyaşları ve zamanında affetmemiş olmanın ağırlığı kalır. Neden olduğunu tam bilmiyorum. Ama sanırım her şey, birbirimize kardeş gibi bakmayı bırakıp eski kırgınlıkların ve hesapların içinden bakmaya başladığımız an başlıyor. Aynı çatının altında büyüdüğümüzü, aynı anne babayı paylaştığımızı, aynı hikâyenin parçası olduğumuzu unutuyoruz. Gerçek şu ki, zaman ancak izin verirsek ayırır bizi. Bunu düşündüğümde hem içim acıyor hem korkuyorum. Çünkü anıların bizi bir arada tutan tek şey olmasını istemiyorum. Hâlâ dönmek, konuşmak, eskisi gibi gülmek ve araya giren her şeyi geride bırakmak için zaman olduğuna inanmak istiyorum. Hayat bazen sert darbelerle neyin gerçekten önemli olduğunu hatırlatır. Ama keşke bunu anlamak için “çok geç” olmasını beklemesek. Keşke affetmeyi, aramayı, sarılmayı ertelemesek. Ve sen… Kardeşinle en son ne zaman konuştun? En son ne zaman “seni seviyorum” dedin? En son ne zaman “özledim” dedin? Hayat bazen bir nefes kadar kısa… Ve geriye en çok can yakan şu soru kalıyor: Neden gururun sevgiyi yenmesine izin verdik? Alıntı #keşfetteyiz #öneçıkanlar #bilgilendirme
Bazen çocukken asla hayal etmediğim bir şeyi düşünürken buluyorum kendimi: Aynı çocukluğu paylaştığımız, aynı oyunlara güldüğümüz, hatta aynı yatağı paylaştığımız kardeşler nasıl oluyor da zamanla yabancıya dönüşüyor? Küçükken ayrılmazdık. Bir saatten uzun süren bir küslük olmazdı. Bir kahkaha her şeyi unuttururdu. Aynı tabaktan yerdik, kıyafetleri, sırları, yaramazlıkları paylaşırdık… Ve söylemeden söz verirdik birbirimize: Hep birlikte kalacağız. Sonra hayat geldi. Herkes kendi yoluna gitti. Fark etmeden o sonsuz sandığımız bağ; yılların, suskunlukların, yanlış anlaşılmaların ve gururun arasında yavaş yavaş aşındı. Artık o uzun akşam sohbetleri yok. Gece yarısına kadar süren konuşmalar yok. Eskisi gibi rahatça söylenen “seni seviyorum”lar yok. Şimdi her şey ölçülüyor, her şey yorumlanıyor, her şey incitiyor. Defalarca sordum kendime: Ne oldu? Ne zaman kardeşi yol arkadaşı değil başka bir şey olarak görmeye başladık? Belki hayat değiştiriyor bizi. Belki maddi sorunlar, anne babaların farkında olmadan yaptığı kıyaslamalar zamanla kapanmayan yaralar bırakıyor. Belki de gurur… Kimsenin ilk adımı atmak istemediği o görünmez duvar. Bazen düşünüyorum: Kardeşler sevgisizlikten değil, suskunluğun fazlalığından uzaklaşır. Zamanında konuşmamaktan, özür dilememekten, değiştiğimizi kabul etmemekten… Hayat bizi sertleştiriyor ve o sertlik kana da karışıyor. Artık “özledim” demiyoruz. “Nasılsın?” demiyoruz. “Sana ihtiyacım var” demiyoruz. Önemsizmiş gibi davranıyoruz ama içten içe acıyor. Çünkü kan bağırır. Gurur daha yüksek sesle bağırsa da kalp hatırlamayı bırakmaz. Bir kelime yüzünden, bir para meselesi yüzünden, küçük bir fark yüzünden dağılan aileler gördüm. Oysa bir sarılmayla silinebilecek şeylerdi. Ama biz tartışmayı kazanmayı seçtik, kardeşi kaybetmeyi değil. Ve en acısı şu: Gün gelir biri artık yoktur… O zaman geriye söylenmemiş sözler, işe yaramayan gözyaşları ve zamanında affetmemiş olmanın ağırlığı kalır. Neden olduğunu tam bilmiyorum. Ama sanırım her şey, birbirimize kardeş gibi bakmayı bırakıp eski kırgınlıkların ve hesapların içinden bakmaya başladığımız an başlıyor. Aynı çatının altında büyüdüğümüzü, aynı anne babayı paylaştığımızı, aynı hikâyenin parçası olduğumuzu unutuyoruz. Gerçek şu ki, zaman ancak izin verirsek ayırır bizi. Bunu düşündüğümde hem içim acıyor hem korkuyorum. Çünkü anıların bizi bir arada tutan tek şey olmasını istemiyorum. Hâlâ dönmek, konuşmak, eskisi gibi gülmek ve araya giren her şeyi geride bırakmak için zaman olduğuna inanmak istiyorum. Hayat bazen sert darbelerle neyin gerçekten önemli olduğunu hatırlatır. Ama keşke bunu anlamak için “çok geç” olmasını beklemesek. Keşke affetmeyi, aramayı, sarılmayı ertelemesek. Ve sen… Kardeşinle en son ne zaman konuştun? En son ne zaman “seni seviyorum” dedin? En son ne zaman “özledim” dedin? Hayat bazen bir nefes kadar kısa… Ve geriye en çok can yakan şu soru kalıyor: Neden gururun sevgiyi yenmesine izin verdik? Alıntı #keşfetteyiz #öneçıkanlar #bilgilendirme

About