Onların İzinden İslâm :
Şeriatı istemek, bir Müslüman için Allah'ın hükmünü en üstün kabul etmek ve hüküm koyma hakkının Allah'a ait olduğuna iman etmek demektir. Kur'an'da Allah'ın indirdiğiyle hükmetmenin önemi Mâide sûresinin 44, 45, 47 ve 49. ayetlerinde açıkça vurgulanmıştır.
Şeriatın uygulanmadığı bir ülkede yaşayan bir Müslüman çeşitli tercihlerle karşı karşıya kalabilir. Eğer bir kimse, beşerî kanunların Allah'ın hükmünden daha üstün, daha doğru veya daha uygun olduğuna inanarak bunu benimserse bu küfre girer ve bu inancın hükmü ayrı bir akaid meselesidir.
Buna karşılık, bir kimse bu inancı taşımadığı hâlde, mevcut şartlarda daha büyük bir zararı önlemek veya daha büyük bir kötülüğü engellemek amacıyla oy veriyorsa, bu kişiye aynı hüküm otomatik olarak uygulanmaz. Çünkü Ehl-i sünnet akaidinde inanç ile amel arasında fark vardır ve tekfir, şartları ile engelleri gözetilmeden uygulanamaz.
Nitekim fıkıhta, "İki zarardan daha hafif olanı tercih edilir." ve "Mefsedeti gidermek, maslahat sağlamaktan önce gelir."kaideleri bu tür meselelerde delil olarak zikredilmiştir. Bununla birlikte, bu kaidelerin seçim meselesine uygulanıp uygulanmayacağı konusunda çağdaş âlimler arasında görüş ayrılığı bulunmaktadır.
Bu sebeple bazı âlimler demokratik süreçlere katılmayı maslahat gereği caiz görmüş, bazıları ise bunu caiz görmeyerek katılmamayı tercih etmiştir. Bu ihtilaf sebebiyle, sadece oy verme fiiline bakarak insanların imanları hakkında hüküm vermek doğru değildir.
Hangi görüş benimsenirse benimsensin, bir Müslüman Allah'ın dinini öğrenmeye ve yaşamaya, Kur'an ve sünnete davet etmeye, ailesini İslam üzere yetiştirmeye, iyiliği yaymaya ve kötülüğü meşru yöntemlerle engellemeye gayret etmelidir. Amaç ne kadar büyük olursa olsun, İslam masum insanlara zarar vermeyi, fitne çıkarmayı ve meşru olmayan yolları tasvip etmez.
2026-07-25 08:23:17