serbilind :
50 yıllık bir süreci sadece 'sıfır kazanım' veya 'bitik bir paradigma' olarak yaftalamak, tarihin akışını yalnızca devletleşme veya silahlı zafer üzerinden okuyan sığ bir perspektiftir; oysa bu mücadele, bir halkın yok sayılma ve asimilasyon kıskacından çıkıp, dünya siyaset sahnesinde özne haline geldiği devasa bir sosyolojik devrimdir. Bu 50 yıl, Kürt toplumunun kendi kaderini tayin etme iradesini inşa ettiği, yasaklı dillerin evrensel bir kimlik talebine dönüştüğü ve 'biz varız' demenin artık bir suç değil, demokratik bir talep olarak örgütlendiği tarihsel bir birikimdir. Dünya siyasetinde de bu durumun başarılı örnekleri mevcuttur; örneğin İrlanda'daki Sinn Féin hareketi, uzun yıllar süren silahlı çatışmalardan sonra radikal bir strateji değişikliğiyle sivil siyasete evrilmiş, bugün Kuzey İrlanda'da barışçıl ve demokratik yollarla toplumsal statülerini ve siyasi temsillerini güvence altına alarak 'mücadelenin sadece savaşla değil, siyasi akılla da kazanılacağını' kanıtlamıştır. Benzer şekilde, Katalonya ve Bask bölgelerindeki siyasi hareketler, bağımsızlık hedeflerini her zaman masada tutmakla birlikte, kültürel haklarını ve bölgesel özerkliklerini yerel meclislerde kurdukları 'demokratik entegrasyon' sayesinde korumuşlardır. Dolayısıyla, mevcut mücadeleyi 'işbirlikçilik' veya 'teslimiyet' olarak damgalamak, bu hareketlerin siyasi esnekliğini ve toplumsal zemindeki geniş temsil kabiliyetini anlayamamaktır; çünkü gerçek kazanım, bir halkın sadece toprak parçası üzerinde egemen olması değil, o halkın tüm bileşenleriyle (diliyle, kültürüyle, siyasi bilinciyle) toplumsal yaşamın her hücresinde kalıcı ve onurlu bir yer edinmesidir.
2026-07-01 20:42:21