Kerem777 :
O gün, o hakemin son düdüğü çaldığında içimde bir şeylerin sonsuza dek kırıldığını hissettim. Ekran başında, kafamı ellerimin arasına alıp öylece kalakaldım. Cristiano Ronaldo, o karanlık tünelden tek başına, omuzları çökmüş ve gözyaşları içinde yürürken, aslında sadece bir turnuvaya veda etmiyordu; benim çocukluğuma, çocukluğumun en büyük, en saf hayaline veda ediyordu.
Biz küçükken futbol bizim için sadece bir oyun değildi, o adamın kendisiydi. Mahalle maçlarında topun başına geçtiğimizde onun gibi durur, onun gibi nefes alırdık. Kendimizi onun yerine koyar, onun hırsıyla, onun pes etmeyen karakteriyle büyürdük. Hayatımda futbolla ilgili kurduğum en büyük, en kusursuz senaryo neydi biliyor musun? Onun o Dünya Kupası’nı ellerinde gökyüzüne kaldırdığı anı görmekti. Dünyada kazanmadığı kupa, kırmadığı rekor kalmamış o devasa efsanenin hikayesindeki son, eksik parçaydı o kupa. "Son bir dans" diyordum içimden, "Bu sefer kader ona hakkını verecek."
Ama futbol bazen dünyanın en acımasız hikayesini yazıyormuş. O tünelde ağlayarak yürüyen adamı izlerken, sanki onunla birlikte benim de içimdeki o umut dolu çocuk ağlıyordu. O sahneden çekilen sadece bir futbolcu değildi, benim gençliğimdi, hayallerimdi. Futbol dünyasının ona bir Dünya Kupası borcu vardı ama hayat bazen en güzel hikayeleri en can alıcı yerinde yarım bırakırmış, bunu çok ağır bir şekilde anladım.
Yine de o kupanın onun vitrininde olmaması, içimdeki sevgiden ve saygıdan tek bir zerre bile eksiltmeyecek. Çünkü ben onu sadece kazandığı kupalar için sevmedim. Her düştüğünde daha güçlü ayağa kalkışını, imkansız denilen her şeye meydan okuyuşunu, tek başına dünyayı karşısına alabilecek o duruşunu sevdim. Varsın o altın kupa eksik kalsın; o kupa onun ellerine çok yakışırdı belki ama o, zaten bir kupanın sınırlarına sığmayacak kadar büyük bir efsane olarak benim çocukluğumun başrolünde kalacak.
2026-07-06 21:31:57