@damlaerdimm: “Artık Ağlamıyordu…” Çocuk servisinde çalışan genç bir hemşire, küçük bir erkek çocuğunu ilk gördüğünde onu hiç unutamayacağını bilmiyordu. Yaklaşık iki yaşındaydı. Annesi, geçici bir sağlık problemi nedeniyle birkaç hafta hastaneye yatmak zorunda kalmıştı. O dönemin kuralları gereği çocuk annesinin yanında kalamıyordu. İlk gün… Annesi odadan çıkar çıkmaz kapıya koştu. Dakikalarca ağladı. Kucağa alınmak istedi. Koridordan geçen her kadına umutla baktı. Sanki annesi geri gelecekmiş gibi kapıya gözünü dikti. İkinci gün yine ağladı. Üçüncü gün de… Sonra ağlamaları azalmaya başladı. Hemşireler bunu görünce birbirlerine, “Sanırım artık alıştı.” demeye başladılar. Ama içlerinden biri bir şeylerin ters gittiğini hissediyordu. Çocuk artık ağlamıyordu. Çünkü artık kimseye elini uzatmıyordu. Oyuncak uzatıldığında tepki vermiyordu. Gülmüyordu. Kapıya da bakmıyordu. Annesi haftalar sonra geri geldiğinde ise herkes şaşkınlık içindeydi. Çocuk annesine koşmadı. Sarılmadı. Sadece baktı. Sanki onu tanıyordu ama ona ulaşmaya çalışacak gücü kalmamış gibiydi. İşte araştırmacılar bu tür gözlemleri yıllar boyunca incelediler. Ve önemli bir şeyi fark ettiler: Bir çocuk, uzun süre karşılık alamadığında bazen ağlamayı bırakır. Ama bu her zaman “alıştığı” anlamına gelmez. Bazen, sesini duyuramayacağını düşündüğü için vazgeçer. İşte bu yüzden uzmanlar bugün ebeveynlere şunu hatırlatıyor: Bir çocuğun sessizleşmesi, her zaman iyiye işaret değildir. Bazen en çok yardıma ihtiyaç duyduğu an, en sessiz olduğu andır. Esinlenilen kaynaklar: René Spitz’in anne yoksunluğu gözlemleri, John Bowlby’nin bağlanma kuramı, Mary Ainsworth’un güvenli bağlanma araştırmaları. #anneçocuk #annelik #çocuk #hastalık #çocukpsikolojisi
Damla Erdim
Region: TR
Tuesday 21 July 2026 11:44:47 GMT
Music
Download
Comments
There are no more comments for this video.
To see more videos from user @damlaerdimm, please go to the Tikwm
homepage.