@shoxrux_806: @sindor.712

Shoxrux_806
Shoxrux_806
Open In TikTok:
Region: UZ
Sunday 02 August 2026 06:13:57 GMT
183
32
1
4

Music

Download

Comments

sindorhakimov
sindor.712 :
🫂🫂🫂✊️✊️😎😎
2026-08-02 18:29:55
0
To see more videos from user @shoxrux_806, please go to the Tikwm homepage.

Other Videos

Tevfik Fikret, Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde yaşamış, Türk edebiyatının ve özellikle Servet-i Fünun döneminin en önemli şairlerinden biridir. 24 Aralık 1867 tarihinde İstanbul'da doğmuş ve 19 Ağustos 1915 tarihinde yine İstanbul'da vefat etmiştir. Edebi kişiliğinin yanı sıra öğretmenliği, aydın duruşu, toplumsal eleştirileri ve özgürlükçü düşünceleriyle de tanınır. ​Çocukluk yılları oldukça zorlu geçmiştir. Babası Hüseyin Efendi, Çankırı asıllı bir memurdur ve siyasi nedenlerle Hacca gönderildikten sonra orada vefat etmiştir. Annesi Hatice Refia Hanım ise Fikret henüz küçük bir çocukken kolera salgını nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Erken yaşta anne ve baba sevgisinden mahrum kalması, şairin ilerleyen yıllardaki içe dönük, melankolik ve hassas karakterinin oluşmasında büyük rol oynamıştır. ​Eğitim hayatına Mahmudiye Rüştiyesi'nde başlamış, ardından dönemin en prestijli okullarından biri olan Galatasaray Mekteb-i Sultanisi'ne girmiştir. Burada Muallim Naci ve Recaizade Mahmut Ekrem gibi Türk edebiyatının iki büyük isminden dersler almıştır. Özellikle Recaizade Mahmut Ekrem'in yenilikçi edebi görüşlerinden derinden etkilenmiştir. 1888 yılında bu okuldan birincilikle mezun olmuştur. ​Mezuniyetinin ardından Hariciye Nezareti İstişare Odası'nda katip olarak çalışmaya başlamış, ancak memuriyet hayatını sevmeyerek kısa süre sonra istifa etmiştir. Daha sonra Sadaret Mektubi Kalemi'nde çalışmış, geçimini sağlamak için Ticaret Mektebi Alisi'nde Fransızca ve Türkçe dersleri vermiştir. 1896 yılında, mezun olduğu Galatasaray Mekteb-i Sultanisi'ne öğretmen olarak dönmüştür. Bu okulda öğretmenlik yapmak onun en büyük ideallerinden biriydi ancak okul yönetimiyle yaşadığı fikir ayrılıkları ve bütçe kısıtlamaları nedeniyle ilerleyen yıllarda buradan istifa etmek zorunda kalmıştır. Daha sonra Robert Kolej'de Türkçe öğretmenliği yapmaya başlamış ve ölümüne kadar bu görevini sürdürmüştür. ​Edebi hayatı ilk başlarda Muallim Naci etkisinde, eski şiir tarzında yazdığı denemelerle başlamıştır. Ancak Recaizade Mahmut Ekrem'in yönlendirmesiyle 1896 yılında Servet-i Fünun dergisinin edebi yönetimini üstlenmesi, hem kendi hayatında hem de Türk edebiyat tarihinde bir dönüm noktası olmuştur. Onun liderliğinde Servet-i Fünun dergisi etrafında toplanan sanatçılar, edebiyatta batılılaşma hareketini başlatmış ve Edebiyat-ı Cedide akımını kurmuşlardır. ​Fikret, Servet-i Fünun döneminde tamamen estetik, sanatlı ve bireysel temalı şiirler yazmıştır. Aşk, doğa, karamsarlık, hüzün ve yalnızlık bu dönemin başlıca temalarıdır. Şiirde biçim mükemmelliğine çok önem vermiş, aruz ölçüsünü Türkçeye başarıyla uygulamış ve Türk şiirine serbest müstezat gibi yeni biçimler kazandırmıştır. Ayrıca nazmı nesre yaklaştırarak şiir dilini konuşma dilinin doğal akışına uydurmaya çalışmıştır. Bu dönemdeki şiirlerini Rübab-ı Şikeste (Kırık Saz) adlı kitabında toplamıştır. ​1901 yılında Servet-i Fünun topluluğu dağıldıktan sonra Tevfik Fikret'in sanat anlayışında ve yaşamında büyük bir değişim meydana gelmiştir. Dönemin padişahı İkinci Abdülhamid'in baskıcı yönetiminden duyduğu rahatsızlık nedeniyle tamamen kendi içine çekilmiş ve İstanbul'un Rumelihisarı semtinde, planını kendisinin çizdiği Aşiyan adını verdiği evine taşınmıştır. Bu dönemden sonra toplum için sanat anlayışını benimsemiş; şiirlerinde adalet, özgürlük, hak, insanlık sevgisi, haksızlığa karşı isyan ve bağnazlık eleştirisi gibi toplumsal ve siyasi konuları işlemeye başlamıştır. ​Bu ikinci döneminin en ünlü eserleri arasında, İstanbul'u ve dönemin ahlaki çöküntüsünü sert bir dille eleştirdiği Sis, haksız kazanç sağlayan yöneticileri hedef aldığı Han-ı Yağma, gençliğe umut ve idealizm aşıladığı Haluk'un Defteri yer alır. Haluk, şairin kendi oğludur ve Fikret, oğlunun şahsında tüm Türk gençliğine seslenerek onları batının bilimi ve tekniğiyle yetişmeye, ülkeyi aydınlatmaya çağırmıştır. Ancak oğlu Haluk, eğitim için gittiği İskoçya ve Amerika'da kalarak din değiştirmiş ve babasının ideallerinden çok farklı bir yaşam seçmiş
Tevfik Fikret, Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde yaşamış, Türk edebiyatının ve özellikle Servet-i Fünun döneminin en önemli şairlerinden biridir. 24 Aralık 1867 tarihinde İstanbul'da doğmuş ve 19 Ağustos 1915 tarihinde yine İstanbul'da vefat etmiştir. Edebi kişiliğinin yanı sıra öğretmenliği, aydın duruşu, toplumsal eleştirileri ve özgürlükçü düşünceleriyle de tanınır. ​Çocukluk yılları oldukça zorlu geçmiştir. Babası Hüseyin Efendi, Çankırı asıllı bir memurdur ve siyasi nedenlerle Hacca gönderildikten sonra orada vefat etmiştir. Annesi Hatice Refia Hanım ise Fikret henüz küçük bir çocukken kolera salgını nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Erken yaşta anne ve baba sevgisinden mahrum kalması, şairin ilerleyen yıllardaki içe dönük, melankolik ve hassas karakterinin oluşmasında büyük rol oynamıştır. ​Eğitim hayatına Mahmudiye Rüştiyesi'nde başlamış, ardından dönemin en prestijli okullarından biri olan Galatasaray Mekteb-i Sultanisi'ne girmiştir. Burada Muallim Naci ve Recaizade Mahmut Ekrem gibi Türk edebiyatının iki büyük isminden dersler almıştır. Özellikle Recaizade Mahmut Ekrem'in yenilikçi edebi görüşlerinden derinden etkilenmiştir. 1888 yılında bu okuldan birincilikle mezun olmuştur. ​Mezuniyetinin ardından Hariciye Nezareti İstişare Odası'nda katip olarak çalışmaya başlamış, ancak memuriyet hayatını sevmeyerek kısa süre sonra istifa etmiştir. Daha sonra Sadaret Mektubi Kalemi'nde çalışmış, geçimini sağlamak için Ticaret Mektebi Alisi'nde Fransızca ve Türkçe dersleri vermiştir. 1896 yılında, mezun olduğu Galatasaray Mekteb-i Sultanisi'ne öğretmen olarak dönmüştür. Bu okulda öğretmenlik yapmak onun en büyük ideallerinden biriydi ancak okul yönetimiyle yaşadığı fikir ayrılıkları ve bütçe kısıtlamaları nedeniyle ilerleyen yıllarda buradan istifa etmek zorunda kalmıştır. Daha sonra Robert Kolej'de Türkçe öğretmenliği yapmaya başlamış ve ölümüne kadar bu görevini sürdürmüştür. ​Edebi hayatı ilk başlarda Muallim Naci etkisinde, eski şiir tarzında yazdığı denemelerle başlamıştır. Ancak Recaizade Mahmut Ekrem'in yönlendirmesiyle 1896 yılında Servet-i Fünun dergisinin edebi yönetimini üstlenmesi, hem kendi hayatında hem de Türk edebiyat tarihinde bir dönüm noktası olmuştur. Onun liderliğinde Servet-i Fünun dergisi etrafında toplanan sanatçılar, edebiyatta batılılaşma hareketini başlatmış ve Edebiyat-ı Cedide akımını kurmuşlardır. ​Fikret, Servet-i Fünun döneminde tamamen estetik, sanatlı ve bireysel temalı şiirler yazmıştır. Aşk, doğa, karamsarlık, hüzün ve yalnızlık bu dönemin başlıca temalarıdır. Şiirde biçim mükemmelliğine çok önem vermiş, aruz ölçüsünü Türkçeye başarıyla uygulamış ve Türk şiirine serbest müstezat gibi yeni biçimler kazandırmıştır. Ayrıca nazmı nesre yaklaştırarak şiir dilini konuşma dilinin doğal akışına uydurmaya çalışmıştır. Bu dönemdeki şiirlerini Rübab-ı Şikeste (Kırık Saz) adlı kitabında toplamıştır. ​1901 yılında Servet-i Fünun topluluğu dağıldıktan sonra Tevfik Fikret'in sanat anlayışında ve yaşamında büyük bir değişim meydana gelmiştir. Dönemin padişahı İkinci Abdülhamid'in baskıcı yönetiminden duyduğu rahatsızlık nedeniyle tamamen kendi içine çekilmiş ve İstanbul'un Rumelihisarı semtinde, planını kendisinin çizdiği Aşiyan adını verdiği evine taşınmıştır. Bu dönemden sonra toplum için sanat anlayışını benimsemiş; şiirlerinde adalet, özgürlük, hak, insanlık sevgisi, haksızlığa karşı isyan ve bağnazlık eleştirisi gibi toplumsal ve siyasi konuları işlemeye başlamıştır. ​Bu ikinci döneminin en ünlü eserleri arasında, İstanbul'u ve dönemin ahlaki çöküntüsünü sert bir dille eleştirdiği Sis, haksız kazanç sağlayan yöneticileri hedef aldığı Han-ı Yağma, gençliğe umut ve idealizm aşıladığı Haluk'un Defteri yer alır. Haluk, şairin kendi oğludur ve Fikret, oğlunun şahsında tüm Türk gençliğine seslenerek onları batının bilimi ve tekniğiyle yetişmeye, ülkeyi aydınlatmaya çağırmıştır. Ancak oğlu Haluk, eğitim için gittiği İskoçya ve Amerika'da kalarak din değiştirmiş ve babasının ideallerinden çok farklı bir yaşam seçmiş

About