@duy1404101: Fô mô thành công chì kẻ viền môi bọng mắt PinkPunk 💋#chikevienmoi #pinkpunk

Tiệm nhà Diii
Tiệm nhà Diii
Open In TikTok:
Region: VN
Thursday 06 August 2026 01:43:08 GMT
285
3
2
0

Music

Download

Comments

hd03112019
Khác Huy :
xịnnn
2026-08-07 11:16:12
0
hd03112019
Khác Huy :
🥰🥰🥰🥰🥰🥰
2026-08-07 11:16:16
0
To see more videos from user @duy1404101, please go to the Tikwm homepage.

Other Videos

Duygularını derinden yaşayan bir insan için bu hissizlik hali, sıradan bir yorgunluktan çok daha sarsıcıdır. Çünkü kalbiyle yaşayan biri için hissetmemek, neredeyse nefes almamakla aynı şeydir. Sen dünyayı gözlerinle görmekten çok yüreğinle tartan birisin; bir bakışın arkasındaki kırgınlığı, söylenmemiş bir cümlenin ağırlığını, bir insanın iç çekişini bile göğsünde hisseden bir yapın varken, birdenbire kendi kalbinin sesini kısılmış bulmak çok tuhaf bir yabancılaşma yaratır insanda. Pes etmediğini çok iyi biliyorum, çünkü derinden hisseden insanlar öyle kolay kolay pes etmez. Sen defalarca denedin. Kendi canından verdin, sabrından verdin, gecelerinden verdin. Bir şeyleri yoluna koyabilmek, bir düğümü çözebilmek ya da sadece anlaşılabilmek için ruhunu parça parça ortaya koydun. Ama öyle anlar geldi ki, karşındaki duvarların senin kanayan ellerine hiç aldırmadığını gördün. Bir taşın yumuşamayacağını, bazı şeylerin ne kadar seversen sev, ne kadar çabalarsan çaba değişmeyeceğini anladığın o ilk an... İşte o an insanın içindeki en derin yer bir anda buz keser. Buna olgunlaşmak demek, o buzun acısını hafifletmiyor biliyorum. İnsan büyürken böyle eksilmek, böyle katılaşmak istemez ki. Sen dünyayı daha çok kucaklamak isterken, hayat seni kollarını kendi göğsüne dolayıp öylece kalmaya zorladı. Çaresizlik, duygusal bir insanın taşıyabileceği en ağır yüktür. Çünkü elinden hiçbir şeyin gelmediği o boşlukta oturup beklemek, sürekli bir şeyleri tamir etmeye alışmış bir kalp için yavaş bir ölümdür. Hissizleşmek dedin ya, en çok da kendine... Asıl acıtan yeri burası zaten. Başkalarının seni anlamamasına bir şekilde alışırsın da, insanın kendi içindeki o şefkatli sese yabancılaşması çok başka bir keder. Eskiden olsa gözünün dolacağı bir manzaraya şimdi dümdüz bakabilmek, eskiden içini yakan bir cümleyi şimdi sadece boş bir yankı gibi duymak... İnsan bir başkasına değil, en çok kendi gözlerinin içine bakıp da eskisi gibi parlamadığını gördüğünde canı yanar. Kendi kalbine elini koyup, orada atan o heyecanlı, o ürkek çocuğu duyamamak korkutur insanı. Sanki kendi evinin kapısını çalmışsın da içeriden kimse ses vermiyormuş gibi. Ama sana şunu bütün samimiyetimle söyleyeyim: Sen hissizleşmedin, sen sadece tükendin. Kalbin o kadar çok, o kadar yoğun ve o kadar karşılıksız çarptı ki bir şeylere, sonunda kendi kendini korumaya aldı. Bir lamba gibi düşün; aşırı voltaj geldiğinde sigorta atar ya, yanmamak için, kül olmamak için karanlığa gömer kendini. Senin hissizlik dediğin şey, o kalbin kendini ateşe vermemek için attığı son emniyet adımı. Şu an bir şey hissetmiyor gibi görünmen, hislerinin öldüğü anlamına gelmez. Sadece artık taşımayacağın kadar ağır bir yükü bıraktığın için kolların uyuştu. Bırak biraz uyuşuk kalsın. Kendine kızma, neden eskisi gibi değilim diye kendini zorlama. Değiştiremeyeceğin şeylerin karşısında diz çökmek yenilgi değil; sınırını öğrenmektir. Ve derin bir kalbin sınırlarını öğrenmesi, her zaman can yakar. Ama o taş gibi hissettiğin yerin altında, o sessizliğin tam ortasında hala atan, sadece biraz dinlenmeye ihtiyacı olan o saf, o naif insan duruyor. Sadece şimdilik dünyayla arasına bir perde çekti, hepsi bu. #umutsuzluk #kabullendim #tükenmişlik #alıntı #fyp
Duygularını derinden yaşayan bir insan için bu hissizlik hali, sıradan bir yorgunluktan çok daha sarsıcıdır. Çünkü kalbiyle yaşayan biri için hissetmemek, neredeyse nefes almamakla aynı şeydir. Sen dünyayı gözlerinle görmekten çok yüreğinle tartan birisin; bir bakışın arkasındaki kırgınlığı, söylenmemiş bir cümlenin ağırlığını, bir insanın iç çekişini bile göğsünde hisseden bir yapın varken, birdenbire kendi kalbinin sesini kısılmış bulmak çok tuhaf bir yabancılaşma yaratır insanda. Pes etmediğini çok iyi biliyorum, çünkü derinden hisseden insanlar öyle kolay kolay pes etmez. Sen defalarca denedin. Kendi canından verdin, sabrından verdin, gecelerinden verdin. Bir şeyleri yoluna koyabilmek, bir düğümü çözebilmek ya da sadece anlaşılabilmek için ruhunu parça parça ortaya koydun. Ama öyle anlar geldi ki, karşındaki duvarların senin kanayan ellerine hiç aldırmadığını gördün. Bir taşın yumuşamayacağını, bazı şeylerin ne kadar seversen sev, ne kadar çabalarsan çaba değişmeyeceğini anladığın o ilk an... İşte o an insanın içindeki en derin yer bir anda buz keser. Buna olgunlaşmak demek, o buzun acısını hafifletmiyor biliyorum. İnsan büyürken böyle eksilmek, böyle katılaşmak istemez ki. Sen dünyayı daha çok kucaklamak isterken, hayat seni kollarını kendi göğsüne dolayıp öylece kalmaya zorladı. Çaresizlik, duygusal bir insanın taşıyabileceği en ağır yüktür. Çünkü elinden hiçbir şeyin gelmediği o boşlukta oturup beklemek, sürekli bir şeyleri tamir etmeye alışmış bir kalp için yavaş bir ölümdür. Hissizleşmek dedin ya, en çok da kendine... Asıl acıtan yeri burası zaten. Başkalarının seni anlamamasına bir şekilde alışırsın da, insanın kendi içindeki o şefkatli sese yabancılaşması çok başka bir keder. Eskiden olsa gözünün dolacağı bir manzaraya şimdi dümdüz bakabilmek, eskiden içini yakan bir cümleyi şimdi sadece boş bir yankı gibi duymak... İnsan bir başkasına değil, en çok kendi gözlerinin içine bakıp da eskisi gibi parlamadığını gördüğünde canı yanar. Kendi kalbine elini koyup, orada atan o heyecanlı, o ürkek çocuğu duyamamak korkutur insanı. Sanki kendi evinin kapısını çalmışsın da içeriden kimse ses vermiyormuş gibi. Ama sana şunu bütün samimiyetimle söyleyeyim: Sen hissizleşmedin, sen sadece tükendin. Kalbin o kadar çok, o kadar yoğun ve o kadar karşılıksız çarptı ki bir şeylere, sonunda kendi kendini korumaya aldı. Bir lamba gibi düşün; aşırı voltaj geldiğinde sigorta atar ya, yanmamak için, kül olmamak için karanlığa gömer kendini. Senin hissizlik dediğin şey, o kalbin kendini ateşe vermemek için attığı son emniyet adımı. Şu an bir şey hissetmiyor gibi görünmen, hislerinin öldüğü anlamına gelmez. Sadece artık taşımayacağın kadar ağır bir yükü bıraktığın için kolların uyuştu. Bırak biraz uyuşuk kalsın. Kendine kızma, neden eskisi gibi değilim diye kendini zorlama. Değiştiremeyeceğin şeylerin karşısında diz çökmek yenilgi değil; sınırını öğrenmektir. Ve derin bir kalbin sınırlarını öğrenmesi, her zaman can yakar. Ama o taş gibi hissettiğin yerin altında, o sessizliğin tam ortasında hala atan, sadece biraz dinlenmeye ihtiyacı olan o saf, o naif insan duruyor. Sadece şimdilik dünyayla arasına bir perde çekti, hepsi bu. #umutsuzluk #kabullendim #tükenmişlik #alıntı #fyp

About