@sulemaneridwane: Le pardon n'est pas une faiblesse. Alors pourquoi est-il si difficile de pardonner ? » #Togo #Afrique #pourtoi #pardon #enfants

T.  Ridwane 🌟
T. Ridwane 🌟
Open In TikTok:
Region: QA
Monday 10 August 2026 17:05:51 GMT
60352
5243
129
2250

Music

Download

Comments

davidkiumbekipya1
David kiumbe kipya :
vraiment courage pour votre enseignement
2026-08-10 17:14:46
4
tiktok.compaix1
Priya :
C’est tout à fait vrai
2026-08-11 05:14:33
3
cameleon884
cameleon :
Pour ma part je ne pardonne à personne c'est une certitude 😏😏
2026-08-12 10:47:13
2
user2623697336617
NEVER LOOSE 💉 :
c'est un vérité absolue 😊
2026-08-11 11:59:37
3
mamouna.diallo8620
Maïmouna Diallo :
la suit
2026-08-11 21:54:29
1
albertdogoyassa
officielle SK :
très bien parler
2026-08-12 20:08:25
2
chirro.massikila
Chirro Massikila :
Merci beaucoup
2026-08-11 05:55:16
2
patiencemathilde8
Patience Mathilde :
vraiment
2026-08-11 10:48:43
3
user2830690686618
user2830690686618 :
Pardonner n'est pas oublier.
2026-08-12 07:26:56
2
user7937285200598
Batoula Alih :
c'est vrai que pardonner n'est pas le point faible mais il faut garder la distance pour n'est pas refaire
2026-08-11 20:47:12
2
bic.boss.z.l.2025
BIC BOSS z l 2025 :
c'est vraiment
2026-08-11 05:07:13
2
user6298496815735
issacmugisho :
atouca je vous aimé
2026-08-12 17:35:24
2
user56533612186087
icha hata :
je vous aimes
2026-08-11 13:34:46
2
user700696635931
ephraim lumbu :
vraiment isac
2026-08-10 21:45:18
2
lassanetinto846
Lassane Tinto :
merci beaucoup pour vos explication
2026-08-12 17:47:48
2
user8712521124717
user8712521124717 :
vraiment je vous aimes les enfants
2026-08-13 14:29:50
1
jeanosaka247
jean :
merci
2026-08-10 17:58:25
2
lnkiere
user9412428197224 inkiere :
vraiment 🥰🥰🥰🥰🥰
2026-08-11 15:23:08
1
moussadjiguiba53
Moussa Djiguiba :
pardonne n'échoue jamais blessures mais elles fait te oublié le moment
2026-08-11 20:38:38
2
yendoukoua.tchikp
T. HASMAHO :
merci beaucoup
2026-08-11 09:48:39
1
clarissse68
Clarisse :
merci beaucoup pour votre conseil 🙏🥰🥰🥰
2026-08-13 08:28:05
1
felakiayima
fela kiayima :
vraiment merci beaucoup
2026-08-11 05:18:28
2
user1254361932043
Justin Sagna :
cv bien
2026-08-11 00:37:48
2
user74571313242430
Bahkoroba Dembele :
je suis parfaitement d'accord avec vous 🥰🥰🥰🥰🥰🥰🥰
2026-08-11 10:04:30
2
aminedjamael4
amine papa :
2026-08-10 17:34:22
1
To see more videos from user @sulemaneridwane, please go to the Tikwm homepage.

Other Videos

İnsanın göğsünde taşıdığı en ağır, en tüketici yük; dibi olmayan karanlık bir kuyuyu kendi elleriyle doldurmaya çalışmasıdır. Birine kalbini açmak, sıradan bir duygu paylaşımından ibaret değildir. Bazen bir insanı hayatının merkezine koymak; gecelerini onun uykusuzluklarına bölmek, sabrını onun bencilliklerine siper etmek ve kendi ruhundan sessiz sedasız çalarak ona kesintisiz bir can suyu sunmaktır. Sen o kurak toprağa çiçekler ekersin, basacağı taşları parmaklarınla temizlersin, sırf onun adımları incinmesin diye kendi ayaklarını kanayan dikenlerin üzerine basarak yürürsün. Kendinden eksilttiğin her parçayı onun tamamlanması için feda edersin. Ama öyle bir dönemeç gelir ki, geriye dönüp baktığında arkanda bıraktığın bütün o fedakârlıkların acımasızca ezildiğini, akıttığın her samimi terin ve verdiğin her temiz nefesin göz kırpmadan heba edildiğini görürsün. Bu tükeniş bir gecede doğmaz; içinin damla damla çekildiği, ruhunun yavaş yavaş eksildiği, son derece sessiz ve kanıksanmış bir yıkımın neticesidir. Bir insanın doymak bilmez duygusal açlığına, ne kadar verirsen ver dolmayan o derin boşluğuna toslamak, içindeki en diri inançları yerle bir eder. Sen tükenirsin, ömrünü harcarsın, kendi sınırlarını yerle yeksan edersin ama onun aynasındaki aksin daima yetersiz, daima eksik kalır. Dünyaları avuçlarının içinde önüne sersen dahi, gökyüzünü neden indirip omuzlarına sarmadın diye hesap soran o soğuk, o katı kayıtsızlık insanın kemiklerini sızlatır. Sevginin hafifletmesi, yaraları sarması ve sığınılacak bir liman olması beklenirken; her yeni güne biraz daha yıpranmış, biraz daha suçlu ve bir çıkmazın içine itilmiş olarak uyanırsın. Zamanla çok acı bir gerçeği kabullenmek zorunda kalır insan: Mesele senin sunduklarının yetersizliği değil, karşındakinin hissetmeyi, inceliği ve gerçek bir sevginin kıymetini taşımayı bilmeyişidir. Kendi çoraklığında hiçbir fidanı büyütmeyi öğrenememiş birine gökyüzü olup çağlasan bile beyhudedir; yalnızca kendi yağmurunla savrulur, kendi fırtınanda boğulur gidersin. Verilen değerin altında ezilmek yerine onu bir hak gibi gören o kibir, en saf duyguların celladı olur. İşte tam bu noktada, o büyük ve geri dönülmez vazgeçiş kapısı aralanır. Artık anlatmaktan, izah etmeye çalışmaktan, kırılan parçalarını yeniden birleştirmeye uğraşmaktan vazgeçtiğin an; yerini kör bir öfkeye değil, derin ve keskin bir sessizliğe bırakır. Bu hal kesinlikle bir intikam arzusu ya da beddua değildir; çok daha ağır, çok daha hakiki bir içsel yüzleşme arzusudur. Çünkü insan gündüzün sahte hengamesinde, etrafında yankılanan yapay seslerin arasında neyi un ufak ettiğini fark edemez. Başkalarının geçici ilgileri, hayatın günübirlik koşturmacası ve gururunun ördüğü kalın duvarlar arasında kendini hep haklı, hep mağdur sanmaya devam eder. Fakat gecenin öyle bir saati vardır ki, insanın sığınabileceği hiçbir bahane kalmaz. Bütün kalabalıklar çekildiğinde, sokakların gürültüsü sustuğunda ve o loş odanın tavanı insanın zihninin üzerine bir mengene gibi çöktüğünde hakikatler teker teker ortaya dökülür. İnsan yalnız kaldığı o soğuk sessizlikte, geçmişin gölgeleriyle göz göze gelmekten kaçamaz. İşte tam o ansızın gelen karanlıkta, ellerinin arasından kayıp giden şeyin sıradan bir varlık değil, hayatı boyunca bir daha asla rastlayamayacağı kadar katıksız, temiz ve hesapsız bir adanmışlık olduğunu anlar. Zamanında hoyratça bir kenara itilen, görmezden gelinen ve basite indirgenen her bir çabanın ağırlığı devasa bir pişmanlık dağı gibi göğsün ortasına oturur. O an duyulan vicdan azabı, ne geçmişi temizlemeye yeter ne de kırılıp dökülen o kalbi yeniden eski yerine koyabilir. Çünkü her duygu vaktinde, her değer tam zamanında verildiğinde bir anlam taşır; gecikmiş bir idrak, zaman aşımına uğramış acı bir yanılgıdan öteye geçemez. En ağır bedel de budur: Neyi yok yere tükettiğini çok net görmek ama artık onu telafi edecek ne bir gücü ne de yüzü kendinde bulamamak. #aşkacısı #ayrılık #kırıkkalp #alıntı #fyp
İnsanın göğsünde taşıdığı en ağır, en tüketici yük; dibi olmayan karanlık bir kuyuyu kendi elleriyle doldurmaya çalışmasıdır. Birine kalbini açmak, sıradan bir duygu paylaşımından ibaret değildir. Bazen bir insanı hayatının merkezine koymak; gecelerini onun uykusuzluklarına bölmek, sabrını onun bencilliklerine siper etmek ve kendi ruhundan sessiz sedasız çalarak ona kesintisiz bir can suyu sunmaktır. Sen o kurak toprağa çiçekler ekersin, basacağı taşları parmaklarınla temizlersin, sırf onun adımları incinmesin diye kendi ayaklarını kanayan dikenlerin üzerine basarak yürürsün. Kendinden eksilttiğin her parçayı onun tamamlanması için feda edersin. Ama öyle bir dönemeç gelir ki, geriye dönüp baktığında arkanda bıraktığın bütün o fedakârlıkların acımasızca ezildiğini, akıttığın her samimi terin ve verdiğin her temiz nefesin göz kırpmadan heba edildiğini görürsün. Bu tükeniş bir gecede doğmaz; içinin damla damla çekildiği, ruhunun yavaş yavaş eksildiği, son derece sessiz ve kanıksanmış bir yıkımın neticesidir. Bir insanın doymak bilmez duygusal açlığına, ne kadar verirsen ver dolmayan o derin boşluğuna toslamak, içindeki en diri inançları yerle bir eder. Sen tükenirsin, ömrünü harcarsın, kendi sınırlarını yerle yeksan edersin ama onun aynasındaki aksin daima yetersiz, daima eksik kalır. Dünyaları avuçlarının içinde önüne sersen dahi, gökyüzünü neden indirip omuzlarına sarmadın diye hesap soran o soğuk, o katı kayıtsızlık insanın kemiklerini sızlatır. Sevginin hafifletmesi, yaraları sarması ve sığınılacak bir liman olması beklenirken; her yeni güne biraz daha yıpranmış, biraz daha suçlu ve bir çıkmazın içine itilmiş olarak uyanırsın. Zamanla çok acı bir gerçeği kabullenmek zorunda kalır insan: Mesele senin sunduklarının yetersizliği değil, karşındakinin hissetmeyi, inceliği ve gerçek bir sevginin kıymetini taşımayı bilmeyişidir. Kendi çoraklığında hiçbir fidanı büyütmeyi öğrenememiş birine gökyüzü olup çağlasan bile beyhudedir; yalnızca kendi yağmurunla savrulur, kendi fırtınanda boğulur gidersin. Verilen değerin altında ezilmek yerine onu bir hak gibi gören o kibir, en saf duyguların celladı olur. İşte tam bu noktada, o büyük ve geri dönülmez vazgeçiş kapısı aralanır. Artık anlatmaktan, izah etmeye çalışmaktan, kırılan parçalarını yeniden birleştirmeye uğraşmaktan vazgeçtiğin an; yerini kör bir öfkeye değil, derin ve keskin bir sessizliğe bırakır. Bu hal kesinlikle bir intikam arzusu ya da beddua değildir; çok daha ağır, çok daha hakiki bir içsel yüzleşme arzusudur. Çünkü insan gündüzün sahte hengamesinde, etrafında yankılanan yapay seslerin arasında neyi un ufak ettiğini fark edemez. Başkalarının geçici ilgileri, hayatın günübirlik koşturmacası ve gururunun ördüğü kalın duvarlar arasında kendini hep haklı, hep mağdur sanmaya devam eder. Fakat gecenin öyle bir saati vardır ki, insanın sığınabileceği hiçbir bahane kalmaz. Bütün kalabalıklar çekildiğinde, sokakların gürültüsü sustuğunda ve o loş odanın tavanı insanın zihninin üzerine bir mengene gibi çöktüğünde hakikatler teker teker ortaya dökülür. İnsan yalnız kaldığı o soğuk sessizlikte, geçmişin gölgeleriyle göz göze gelmekten kaçamaz. İşte tam o ansızın gelen karanlıkta, ellerinin arasından kayıp giden şeyin sıradan bir varlık değil, hayatı boyunca bir daha asla rastlayamayacağı kadar katıksız, temiz ve hesapsız bir adanmışlık olduğunu anlar. Zamanında hoyratça bir kenara itilen, görmezden gelinen ve basite indirgenen her bir çabanın ağırlığı devasa bir pişmanlık dağı gibi göğsün ortasına oturur. O an duyulan vicdan azabı, ne geçmişi temizlemeye yeter ne de kırılıp dökülen o kalbi yeniden eski yerine koyabilir. Çünkü her duygu vaktinde, her değer tam zamanında verildiğinde bir anlam taşır; gecikmiş bir idrak, zaman aşımına uğramış acı bir yanılgıdan öteye geçemez. En ağır bedel de budur: Neyi yok yere tükettiğini çok net görmek ama artık onu telafi edecek ne bir gücü ne de yüzü kendinde bulamamak. #aşkacısı #ayrılık #kırıkkalp #alıntı #fyp

About