@generalbecasse: j'suis saoulé! abonne-toi on parle secret story dans le show #secretstory #telerealite #greta #maguette

generalbecasse 🦋
generalbecasse 🦋
Open In TikTok:
Region: FR
Friday 14 August 2026 10:46:13 GMT
215108
16329
117
57

Music

Download

Comments

blackwoman9411
blackwoman :
Vous allez voir, il y a des gens qui vont avoir la rage de les voir sourire
2026-08-14 11:13:20
3035
le.s.2103
So :
Moi j’entends « les finalistes » personnellement, je sais pas pour vous…
2026-08-14 11:11:52
481
luc_hsni
𝐥𝐮𝐜𝐢𝐚𝐧𝐧𝐞’💐 :
Elles avaient fait un live il y’a quelques minutes mais elles ont coupé
2026-08-14 10:50:12
610
chicprincesse01
Femme parfaite :
Elles ont passé leurs temps à harceler Paola ,
2026-08-14 11:00:44
37
severinegritte
S 🦄 :
ça restera mes gagnantes !!!! les autres balec d'ailleurs clap de fin pour moi😁
2026-08-14 14:42:45
335
user.5729175929
𝒞𝒽𝒶𝓃𝑒𝓁 :
Pendant que les gens en font des caisses, elles enjoy et elles ont raison. C’est qu’un jeu et puis je suis sûr que leur après secret va être incroyable
2026-08-14 11:15:27
646
againjust2
ᴍᴜꜱ’🪷 :
On ecoute pas les hatersss
2026-08-14 10:52:03
255
moniquemarival
moniquemarival :
ce sont nos gagnantes . point barre.
2026-08-14 11:17:56
110
mariam_bc5
Mariam _Bc :
Les vrais gagnante de la saison 2026 💅 👑
2026-08-14 11:07:37
77
thefridayxoxo
thefridayxoxo :
Je regarde pas la tv de base. Et j’aurais dû continuer pck le goumin …
2026-08-14 11:55:47
16
yvonna635
@yvonna ✝️👸🌹🇸🇳❤ :
Nos reines 🔥🥰
2026-08-14 11:34:32
8
aayka45
Aayka :
💋
2026-08-14 15:24:35
12
marieannl
marie❤️ :
Les stars enfaite 😭🫶🏼
2026-08-14 11:16:44
13
bryce.fwamba5
Bryce Fwamba :
Façon ça va baisser la hype de la saison mtn faite gagner Paola et tchao
2026-08-14 11:29:54
2
user347008645440
bxbx_jojo :
On espère les revoir dans l’île maudite comme Celia et Constante👌🏽🥰
2026-08-14 11:53:58
15
mariamsamira05
SAMIRA🌸🌺 :
Quel est leur snap toutes les deux
2026-08-14 12:46:39
11
vie_v5
Divine 💆🏿‍♀️💞 :
Mes reines!
2026-08-14 11:31:32
7
mimi.2215
mimi.2215 :
Les mimis 🥹
2026-08-14 11:41:08
5
njaga11
Mbúúp le bachelor 🧜🧜 :
Moi qui regarde le nombre de followers de mes queens se multiplier 😂 la joie que ça me fait allons les follow pour leur donner plus de forces 🥰🥰
2026-08-14 12:45:56
12
franchess31
franchess31 :
heureusement c'est pas un reve
2026-08-14 13:58:35
6
To see more videos from user @generalbecasse, please go to the Tikwm homepage.

Other Videos

“Bazen bize soruyorlar: Bu kadar şehit var, nasıl yaşıyorsunuz? Oturup düşünemiyoruz. Çünkü oturup düşündüğümüzde, anlattığımızda yapamıyoruz. Yürümüyor yaşam o noktadan sonra; kalp, beyin kaldırmıyor.” Atakan Mahir’in Bakur belgeselinde Munzur’un akışına bakarak söylediği bu sözler, yalnızca kişisel bir acıyı anlatmıyordu. Bir halkın yıllara yayılan kayıplarını, dağlarda biriken sessiz yasları ve bütün bu acılara rağmen yaşamaya devam etmenin ağırlığını taşıyordu Atakan Mahir, yani İbrahim Çoban, 11 Ağustos 2018’de Dersim’in Pülümür Vadisi’nde yaşamını yitirdi. Ardında yalnızca bir isim değil; düşünceler, yoldaşlıklar, yetiştirdiği insanlar ve güçlü bir yaşam mirası bıraktı Onu tanıyanların anlatımlarında öne çıkan özelliklerinden biri samimiyetiydi. Onun için düşüncenin gerçek değeri, yaşama dönüşebilmesiydi. Bu nedenle yalnızca “ne yapılacağını” değil, “neden yapılacağını” anlamaya önem verdi. Hazır cevaplarla yetinmedi; kendisini de sürekli sorguladı. Dağlara uzanan yol 1993 yılında genç yaşta mücadeleye katıldı. Dağlar onun için yalnızca bir coğrafya değildi. Kendini yeniden kurduğu, düşüncelerini derinleştirdiği ve yoldaşlık ilişkilerini büyüttüğü bir yaşam alanına dönüştü 1996’da Dersim’e dönüşü, çatışmaların ve kayıpların ağırlaştığı bir döneme denk geldi. Operasyonlar, acılar ve yoldaşlarının kaybı onda derin izler bıraktı Acıyı düşünceye, kaybı sorumluluğa, yalnızlığı yoldaşlığa dönüştürmeye çalıştı. Belki de “şehit üzerine yazamam” sözünün ağırlığı biraz da buradan geliyordu. Çünkü kaybettikleri onun için geçmişte kalmış isimler değildi; yaşamın içinde devam eden bir sorumluluktu. Atakan Mahir’i yalnızca askeri yönüyle anlatmak eksik kalır. Onu tanıyanların hafızasında öğretici yönü güçlü bir insan olarak yer etti. İnsanlara yalnızca ne yapmaları gerektiğini söylemek yerine, nedenini anlatmaya önem verdi. Emir vermekten çok ikna etmeye, dayatmaktan çok birlikte düşünmeye değer verdi. Kadın sorununda da erkeğin önce kendi davranışlarını ve zihniyetini sorgulaması gerektiğini savundu. Kadını korunması gereken biri olarak değil; kendi iradesi, düşüncesi ve özgürlüğü olan bir özne olarak görmeye çalıştı. Bu yaklaşım, onun kendi yaşamını da sürekli sorgulamasının bir parçasıydı Yıllar geçse de Dersim onun için hiç uzaklaşmadı. 2008’de yeniden Dersim’e ulaştığında duyduğu sevinç, yalnızca bir yere dönüş değildi. Çocukluğuna, gençliğine, ilk adımlarına, yoldaşlarının anılarına ve Munzur’un vadilerine dönüyordu “Dersim’de yapacak çok işim var.” Bu söz, onun Dersim’e bağlılığının ifadesiydi. Çünkü Dersim onun için yalnızca bir görev alanı değil; hafızasının, özleminin ve yüreğinin bir parçasıydı Dağların dervişi Ona “derviş” denmesi boşuna değildi Azla yetinen, gösterişten uzak yaşayan, emeğe değer veren ve kendisi için fazla bir şey istemeyen bir yaşam… Bir parça ekmek, bir bardak çay, uzun bir yürüyüş ve birkaç yoldaş… Onun zenginliği sahip olduklarında değil, birlikte yaratılan değerdeydi. Son yolculuk 2015’ten sonra yeniden Güney’e geçti. Fakat Dersim düşüncesi hiç kaybolmadı. Kışlar, dağlar ve uzun yürüyüşlerin ardından yeniden Dersim yollarına döndü. Ve sonunda Pülümür Vadisi… 11 Ağustos 2018. Bir bombardıman… Bir hayatın sonu… Fakat bir düşüncenin sonu değil. Çünkü bazı insanlar öldükten sonra yalnızca hatırlanmaz. Sözlerinde, öğrettiklerinde, yoldaşlarının hafızasında ve bıraktıkları değerlerde yaşamaya devam eder. Atakan Mahir’i anlatmak yalnızca ölümünü anlatmak değildir. Onu anlatmak; Dersim’in dağlarında yürüyen bir insanın ardında bıraktığı izleri takip etmektir. Bir öğretmenin sabrını, bir yoldaşın sıcaklığını ve bir düşün insanının sorgulamasını aynı hayatın içinde görebilmektir. Munzur hâlâ akıyor. Dersim’in dağları hâlâ sessiz. Rüzgâr hâlâ vadilerden geçiyor. Ve belki o sessizliğin içinde hâlâ aynı söz yankılanıyor: “Ben hâlâ şehit üzerine yazı yazamam.” Belki de bazı hayatlar gerçekten yazıyla anlatılamaz. Çünkü geride yalnızca bir isim kalmaz. Bir yürüyüş kalır. Bir özlem kalır. Bir yoldaşlık kalır. Ve insanın başka insanların hayatına bıraktığı iz kalır.
“Bazen bize soruyorlar: Bu kadar şehit var, nasıl yaşıyorsunuz? Oturup düşünemiyoruz. Çünkü oturup düşündüğümüzde, anlattığımızda yapamıyoruz. Yürümüyor yaşam o noktadan sonra; kalp, beyin kaldırmıyor.” Atakan Mahir’in Bakur belgeselinde Munzur’un akışına bakarak söylediği bu sözler, yalnızca kişisel bir acıyı anlatmıyordu. Bir halkın yıllara yayılan kayıplarını, dağlarda biriken sessiz yasları ve bütün bu acılara rağmen yaşamaya devam etmenin ağırlığını taşıyordu Atakan Mahir, yani İbrahim Çoban, 11 Ağustos 2018’de Dersim’in Pülümür Vadisi’nde yaşamını yitirdi. Ardında yalnızca bir isim değil; düşünceler, yoldaşlıklar, yetiştirdiği insanlar ve güçlü bir yaşam mirası bıraktı Onu tanıyanların anlatımlarında öne çıkan özelliklerinden biri samimiyetiydi. Onun için düşüncenin gerçek değeri, yaşama dönüşebilmesiydi. Bu nedenle yalnızca “ne yapılacağını” değil, “neden yapılacağını” anlamaya önem verdi. Hazır cevaplarla yetinmedi; kendisini de sürekli sorguladı. Dağlara uzanan yol 1993 yılında genç yaşta mücadeleye katıldı. Dağlar onun için yalnızca bir coğrafya değildi. Kendini yeniden kurduğu, düşüncelerini derinleştirdiği ve yoldaşlık ilişkilerini büyüttüğü bir yaşam alanına dönüştü 1996’da Dersim’e dönüşü, çatışmaların ve kayıpların ağırlaştığı bir döneme denk geldi. Operasyonlar, acılar ve yoldaşlarının kaybı onda derin izler bıraktı Acıyı düşünceye, kaybı sorumluluğa, yalnızlığı yoldaşlığa dönüştürmeye çalıştı. Belki de “şehit üzerine yazamam” sözünün ağırlığı biraz da buradan geliyordu. Çünkü kaybettikleri onun için geçmişte kalmış isimler değildi; yaşamın içinde devam eden bir sorumluluktu. Atakan Mahir’i yalnızca askeri yönüyle anlatmak eksik kalır. Onu tanıyanların hafızasında öğretici yönü güçlü bir insan olarak yer etti. İnsanlara yalnızca ne yapmaları gerektiğini söylemek yerine, nedenini anlatmaya önem verdi. Emir vermekten çok ikna etmeye, dayatmaktan çok birlikte düşünmeye değer verdi. Kadın sorununda da erkeğin önce kendi davranışlarını ve zihniyetini sorgulaması gerektiğini savundu. Kadını korunması gereken biri olarak değil; kendi iradesi, düşüncesi ve özgürlüğü olan bir özne olarak görmeye çalıştı. Bu yaklaşım, onun kendi yaşamını da sürekli sorgulamasının bir parçasıydı Yıllar geçse de Dersim onun için hiç uzaklaşmadı. 2008’de yeniden Dersim’e ulaştığında duyduğu sevinç, yalnızca bir yere dönüş değildi. Çocukluğuna, gençliğine, ilk adımlarına, yoldaşlarının anılarına ve Munzur’un vadilerine dönüyordu “Dersim’de yapacak çok işim var.” Bu söz, onun Dersim’e bağlılığının ifadesiydi. Çünkü Dersim onun için yalnızca bir görev alanı değil; hafızasının, özleminin ve yüreğinin bir parçasıydı Dağların dervişi Ona “derviş” denmesi boşuna değildi Azla yetinen, gösterişten uzak yaşayan, emeğe değer veren ve kendisi için fazla bir şey istemeyen bir yaşam… Bir parça ekmek, bir bardak çay, uzun bir yürüyüş ve birkaç yoldaş… Onun zenginliği sahip olduklarında değil, birlikte yaratılan değerdeydi. Son yolculuk 2015’ten sonra yeniden Güney’e geçti. Fakat Dersim düşüncesi hiç kaybolmadı. Kışlar, dağlar ve uzun yürüyüşlerin ardından yeniden Dersim yollarına döndü. Ve sonunda Pülümür Vadisi… 11 Ağustos 2018. Bir bombardıman… Bir hayatın sonu… Fakat bir düşüncenin sonu değil. Çünkü bazı insanlar öldükten sonra yalnızca hatırlanmaz. Sözlerinde, öğrettiklerinde, yoldaşlarının hafızasında ve bıraktıkları değerlerde yaşamaya devam eder. Atakan Mahir’i anlatmak yalnızca ölümünü anlatmak değildir. Onu anlatmak; Dersim’in dağlarında yürüyen bir insanın ardında bıraktığı izleri takip etmektir. Bir öğretmenin sabrını, bir yoldaşın sıcaklığını ve bir düşün insanının sorgulamasını aynı hayatın içinde görebilmektir. Munzur hâlâ akıyor. Dersim’in dağları hâlâ sessiz. Rüzgâr hâlâ vadilerden geçiyor. Ve belki o sessizliğin içinde hâlâ aynı söz yankılanıyor: “Ben hâlâ şehit üzerine yazı yazamam.” Belki de bazı hayatlar gerçekten yazıyla anlatılamaz. Çünkü geride yalnızca bir isim kalmaz. Bir yürüyüş kalır. Bir özlem kalır. Bir yoldaşlık kalır. Ve insanın başka insanların hayatına bıraktığı iz kalır.

About