@iiriiee: UNIVERSAL THEME PARKS: THE EXHIBITION at The Franklin Institute in Philadelphia Last Chance - Closing September 7, 2026 This was such a fun little date night…even if it made me a little homesick for Orlando. @A cooks tok #tiktokgochallenge

iiriiee
iiriiee
Open In TikTok:
Region: US
Friday 14 August 2026 23:38:22 GMT
935
35
6
5

Music

Download

Comments

ssung1
ssung :
That looks like so much fun!
2026-08-15 22:50:50
1
itsliterallycallie
itsliterallycallie❀ :
Wait this is SO cute! I love!!😍
2026-08-15 04:16:47
1
To see more videos from user @iiriiee, please go to the Tikwm homepage.

Other Videos

TARİHİN ACIMASIZ MİZAHI: 125 YIL SONRA AYNI KAPI Tarihin ne kadar acımasız bir mizah anlayışı var, biliyor musunuz? Geçtiğimiz günlerde Azerbaycan’da başörtülü kızların ağlayarak okulun kapısından geri çevrildiği kasabanın girişinde bir isim yazıyor: Hacı Zeynel Abidin Tagiyev. Peki kim bu adam? 1900’lü yılların başında, sırf Müslüman kızlar Azerbaycan’da eğitim alabilsin diye Rus Çarı’nın taç giyme törenine kadar giden bir eğitim sevdalısı… Çar izin vermiyor. Yeni çarı bekliyor. Yeni çar geliyor, onun da taç giyme törenine gidiyor. Çariçe’ye hediyeler gönderiyor. Hatta okul açılabilsin diye okulun adını Çariçe’nin adıyla ilişkilendiriyor. Saraydan izin çıkıyor; fakat bu kez içeridekilerle mücadele etmek zorunda kalıyor. Çünkü bazıları, “Müslüman kızlar okuyamaz” diyor. Bunun üzerine Kahire’den, İstanbul’dan ve Mekke’den âlimlere adamlar gönderiyor ve fetvalar alıyor. En sonunda o okulun kapısını 1901’de açıyor. Şimdi gelelim 125 yıl sonrasına… Bu fedakâr adamın isminin verildiği kasabada, kız çocuklarının giydiği kıyafetler nedeniyle eğitim hakları ellerinden alınmaya çalışılıyor. Üstelik işin garip yanı şu: Aynı yasağın alt maddesinde, “Milli etkinliklerde milli kıyafetler giymek serbesttir.” deniliyor. Peki Azerbaycan’ın en ünlü milli kıyafetlerinden biri hangisi? Kelağayı. Kelağayı nedir? İpekten yapılan geleneksel bir başörtüsü… UNESCO’nun Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan bir kültürel miras. Yani bir şehit annesinin başında gördüğünüzde onu ecdat yadigârı, milli bir miras olarak kabul ediyorsunuz. Ama pazartesi sabahı o çocuklar sınıfa girmeye çalıştığında, aynı örtü bir anda laikliğe aykırı bir tehdit olarak görülüyor. İnsanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Hiç düşündünüz mü? Belki de sürekli dile getirdiğiniz milli değerlerinizin içerisinde, sonradan eklenmeye çalışılan bazı anlayışlar sandığınız kadar köklü değildir. Belki de kendi milli mirasınız ile sonradan oluşturulan bu anlayış arasında sıkışıp kalmışsınızdır. İster Azerbaycan olsun, ister Türkiye… Başörtüsü karşıtlarına şunu söylemek istiyorum: Okul yönetmeliklerinden çıkarabilirsiniz. Okul kapılarından da söküp atabilirsiniz. Ama inkâr etmeye çalıştığınız köklerinizde ve bu toprakların tarihî mirasında İslam’ın izlerini silemezsiniz. Kendi geçmişinize sırt dönerek yalnızca tarihin önünde komik bir duruma düşersiniz. Başka da hiçbir şey yapamazsınız.
TARİHİN ACIMASIZ MİZAHI: 125 YIL SONRA AYNI KAPI Tarihin ne kadar acımasız bir mizah anlayışı var, biliyor musunuz? Geçtiğimiz günlerde Azerbaycan’da başörtülü kızların ağlayarak okulun kapısından geri çevrildiği kasabanın girişinde bir isim yazıyor: Hacı Zeynel Abidin Tagiyev. Peki kim bu adam? 1900’lü yılların başında, sırf Müslüman kızlar Azerbaycan’da eğitim alabilsin diye Rus Çarı’nın taç giyme törenine kadar giden bir eğitim sevdalısı… Çar izin vermiyor. Yeni çarı bekliyor. Yeni çar geliyor, onun da taç giyme törenine gidiyor. Çariçe’ye hediyeler gönderiyor. Hatta okul açılabilsin diye okulun adını Çariçe’nin adıyla ilişkilendiriyor. Saraydan izin çıkıyor; fakat bu kez içeridekilerle mücadele etmek zorunda kalıyor. Çünkü bazıları, “Müslüman kızlar okuyamaz” diyor. Bunun üzerine Kahire’den, İstanbul’dan ve Mekke’den âlimlere adamlar gönderiyor ve fetvalar alıyor. En sonunda o okulun kapısını 1901’de açıyor. Şimdi gelelim 125 yıl sonrasına… Bu fedakâr adamın isminin verildiği kasabada, kız çocuklarının giydiği kıyafetler nedeniyle eğitim hakları ellerinden alınmaya çalışılıyor. Üstelik işin garip yanı şu: Aynı yasağın alt maddesinde, “Milli etkinliklerde milli kıyafetler giymek serbesttir.” deniliyor. Peki Azerbaycan’ın en ünlü milli kıyafetlerinden biri hangisi? Kelağayı. Kelağayı nedir? İpekten yapılan geleneksel bir başörtüsü… UNESCO’nun Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan bir kültürel miras. Yani bir şehit annesinin başında gördüğünüzde onu ecdat yadigârı, milli bir miras olarak kabul ediyorsunuz. Ama pazartesi sabahı o çocuklar sınıfa girmeye çalıştığında, aynı örtü bir anda laikliğe aykırı bir tehdit olarak görülüyor. İnsanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Hiç düşündünüz mü? Belki de sürekli dile getirdiğiniz milli değerlerinizin içerisinde, sonradan eklenmeye çalışılan bazı anlayışlar sandığınız kadar köklü değildir. Belki de kendi milli mirasınız ile sonradan oluşturulan bu anlayış arasında sıkışıp kalmışsınızdır. İster Azerbaycan olsun, ister Türkiye… Başörtüsü karşıtlarına şunu söylemek istiyorum: Okul yönetmeliklerinden çıkarabilirsiniz. Okul kapılarından da söküp atabilirsiniz. Ama inkâr etmeye çalıştığınız köklerinizde ve bu toprakların tarihî mirasında İslam’ın izlerini silemezsiniz. Kendi geçmişinize sırt dönerek yalnızca tarihin önünde komik bir duruma düşersiniz. Başka da hiçbir şey yapamazsınız.

About