vâvelyâ :
Işıkların gölgesinde büyüyen bir adam için güç, feda edilemeyecek tek şeydir derlerdi. Kimse Kim Taehyung’un gücü değil, bir çift tavşan dişli tebessümü seçeceğini tahmin edemezdi.
O gün, yeraltı dünyasının en köklü ailelerinden birinin veliahtı olarak annesinin karşısına dikildiğinde oda buğulu bir sessizliğe bürünmüştü. Göğsünü siper ederek kurduğu iki cümle vardı:
"Ben Jeon Jungkook’u seviyorum. Onunla bir hayat kurmak, onunla evlenmek istiyorum."
Annesinin gözlerinde beliren o soğuk kibir, Taehyung’un omzuna binen ilk ağır yüktü. Kadın, sigarasının dumanını ağır ağır havaya üflerken acımasızca gülümsedi. "Jungkook mu?" dedi sesi her kelimede biraz daha keskinleşerek. "O çocuk bu hayatın ağırlığını kaldıramaz Taehyung. Bizim dünyamız kana, silaha, acımasızlığa dayanır. O çocuk bizim ailemizin soyadını taşıyamaz. Bize uygun değil. Yapamaz."
Taehyung bir an bile tereddüt etmedi. Ceketinin düğmesini açtı, babasından devraldığı silahı masanın üzerine bıraktı. "O zaman ben yaparım," dedi kararlılıkla. "Mafya işlerini de, bu soyadını da, mirasınızı da bırakıyorum. Jungkook’la yaşayabilmek için gerekirse gider bir restoranda bulaşıkçı olurum. Ama ondan vazgeçmem."
O günden sonra Taehyung için cehennem başladı. Yıllardır sırtını dayadığı adamlar, birlikte büyüdüğü dostları, hatta en yakın arkadaşları bile ona sırt döndü. Herkes aynı cümleyi fısıldıyordu: “Jungkook bu hayatı yapamaz, Taehyung aklını kaçırmış.” Her bakışta bir küçümseme, her fısıltıda bir alay vardı. Ama Taehyung aldırış etmedi. Sevdası uğruna dünyayı karşısına aldı. Kendini savunmadı, kimseyle kavga etmedi; sadece Jungkook’un elini tutup bu kanlı imparatorluktan uzaklaşacağı günü bekledi.
Tüm bağları kopardığı o yağmurlu gecede plan basitti. Şehrin en tenha otellerinden birinde, 306 numaralı odada buluşacaklar ve her şeyi arkalarında bırakıp uzaklara kaçacaklardı.
Taehyung, elinde iki adet sıcak kahve ve cebinde iki kişilik tek yön otobüs biletiyle loş koridorda yürümeye başladı. Kalbi göğsünü yırtacak gibi çarpıyordu. Cebinden telefonunu çıkardı ve titreyen parmaklarıyla mesaj attı:
— Eminsin, öyle değil mi? Geliyorum.
2026-08-22 08:40:21