@julieuhh_: Fav time of the year, why not make it spooky 🎃 👻 #spookyseason #fall #coffeebar #halloween #pumpkinseason

Julia 🦋
Julia 🦋
Open In TikTok:
Region: US
Saturday 22 August 2026 07:24:00 GMT
680
48
1
0

Music

Download

Comments

user5907614113967
Javi G :
Set up in on point!!!!💯💯💯
2026-08-23 01:17:44
0
To see more videos from user @julieuhh_, please go to the Tikwm homepage.

Other Videos

Bazen bir sanat eseri, tek bir kelime etmeden insanın zihninde onlarca soru bırakır. İtalyan sanatçı Giulia Perelli, bu performansında kucağında yavaş yavaş eriyen buzdan bir bebek taşıyor. İlk bakışta yalnızca bir kayıp hissi uyandırıyor gibi görünse de, eser çok daha katmanlı okunabilir. Buzdan bebek; çocukluğun geçiciliğini, zamanın durdurulamayışını ve hiçbir anın olduğu gibi korunamayacağını simgeliyor olabilir. Ne kadar sıkı tutarsak tutalım, zaman akmaya devam ediyor. Annenin bebeği bırakmaması ise dikkat çekici bir ayrıntı. Ellerini üşütse de, ağırlaşsa da, çözülüp yok olsa da onu taşımaya devam ediyor. Bu durum; ebeveynliğin görünmeyen emeğini, bakım vermenin sürekliliğini ve sevginin yalnızca güzel anlardan ibaret olmadığını düşündürüyor. Sanatçının tercih ettiği beyaz kıyafet de farklı şekillerde yorumlanabilir. Beyaz çoğu zaman saflık, ideal annelik ya da kusursuzluk ile ilişkilendirilirken, eriyen su kıyafeti ıslattıkça bu görüntünün altında yorulan, hisseden ve sınırları olan gerçek bir insan görünür hâle geliyor. Bebek eridikçe su annenin bedenine karışıyor. Belki de bu, çocukların zamanla büyüse bile ebeveynlik deneyiminin insanın kimliğinde bıraktığı kalıcı izleri anlatıyor. Çünkü annelik ya da babalık, yalnızca bir rol değil; insanı dönüştüren uzun bir yolculuk. Sanatın en güçlü yönlerinden biri de budur. Aynı esere bakan herkes farklı bir hikâye görebilir. Peki siz bu performansta ilk neyi gördünüz? 💭 🎨 Giulia Perelli – Pietas: Manifesto per la Madre Terra
Bazen bir sanat eseri, tek bir kelime etmeden insanın zihninde onlarca soru bırakır. İtalyan sanatçı Giulia Perelli, bu performansında kucağında yavaş yavaş eriyen buzdan bir bebek taşıyor. İlk bakışta yalnızca bir kayıp hissi uyandırıyor gibi görünse de, eser çok daha katmanlı okunabilir. Buzdan bebek; çocukluğun geçiciliğini, zamanın durdurulamayışını ve hiçbir anın olduğu gibi korunamayacağını simgeliyor olabilir. Ne kadar sıkı tutarsak tutalım, zaman akmaya devam ediyor. Annenin bebeği bırakmaması ise dikkat çekici bir ayrıntı. Ellerini üşütse de, ağırlaşsa da, çözülüp yok olsa da onu taşımaya devam ediyor. Bu durum; ebeveynliğin görünmeyen emeğini, bakım vermenin sürekliliğini ve sevginin yalnızca güzel anlardan ibaret olmadığını düşündürüyor. Sanatçının tercih ettiği beyaz kıyafet de farklı şekillerde yorumlanabilir. Beyaz çoğu zaman saflık, ideal annelik ya da kusursuzluk ile ilişkilendirilirken, eriyen su kıyafeti ıslattıkça bu görüntünün altında yorulan, hisseden ve sınırları olan gerçek bir insan görünür hâle geliyor. Bebek eridikçe su annenin bedenine karışıyor. Belki de bu, çocukların zamanla büyüse bile ebeveynlik deneyiminin insanın kimliğinde bıraktığı kalıcı izleri anlatıyor. Çünkü annelik ya da babalık, yalnızca bir rol değil; insanı dönüştüren uzun bir yolculuk. Sanatın en güçlü yönlerinden biri de budur. Aynı esere bakan herkes farklı bir hikâye görebilir. Peki siz bu performansta ilk neyi gördünüz? 💭 🎨 Giulia Perelli – Pietas: Manifesto per la Madre Terra

About