@biker_j1: Rico corte 🔥#ns200#sonaguera🍊 #Viral#corte#fyp @🦈🦈

𝕵🦦
𝕵🦦
Open In TikTok:
Region: HN
Sunday 23 August 2026 08:36:14 GMT
10734
1259
10
139

Music

Download

Comments

ferxz__035
𝓙𝓮𝓷𝓷𝓲__🎀💘 :
Algún día yopp 😫😞
2026-08-23 23:05:52
3
squipper14
. :
Así sonaba la de Moma Pero valió Queso la básuca
2026-08-23 12:20:24
4
n.i.c.o.l78
._Yany_💋🐸 :
😍😍😍😍
2026-08-24 15:42:20
0
To see more videos from user @biker_j1, please go to the Tikwm homepage.

Other Videos

İnsan bazen Tanrı’yı gökte arar, bazen atomun içinde, kendi suskunluğunun en derin yerinde. Fakat asıl soru şudur: Eğer insan bakmasaydı, eğer insan hayret etmeseydi, eğer insan “Neden varım?” diye kendi içine düşmeseydi, varlık kendini kime gösterecekti? “Bilinmek için yarattım” sözü, basit bir cevap gibi durur ama içinde koca bir uçurum taşır. Çünkü mesele yalnızca Tanrı’nın bilinmesi değildir. İnsanın niçin bu kadar derin, kırılgan ve arayıcı yaratıldığı da burada saklıdır. Bilmek, yalnızca aklın işi değildir. Bilmek bazen secde eden bir kalbin, bazen acıyla yıkanmış bir ruhun, bazen de karanlıkta ışığa inanan insanın işidir. Kuantumun diliyle Tanrı’yı açıklamak çoğu zaman sisin içine sis katmaktır. Fizik kendi alanında konuşur, iman kendi derinliğinde. Biri parçacığın davranışını sorar, diğeri insanın niçin ağladığını. Biri gözlemciden bahseder, diğeri gözün ardındaki bilinçten. Fakat sarsan yer burasıdır: Varlık, görüldüğünde tamamlanıyor gibi görünür. Ahmet Arslan’ın açtığı kapı tam da buradadır. Muhteşem olan Tanrı, ihtişamının görülmesini istiyorsa, onu görecek varlığın da sıradan olmaması gerekir. İnsan yalnızca topraktan yapılmış bir canlı değildir. İnsan, toprağın içinden göğe bakan bir aynadır. Kırılır, lekelenir, unutur, düşer; ama içinde sonsuzu tanıyabilecek bir oda taşır. İnsanın trajedisi burada başlar. Kendisini küçük zanneder. Oysa ona soru, hayret, vicdan verilmiştir. Güzelliği görünce susma, kötülüğü görünce yanma, hakikati görünce titreme kabiliyeti verilmiştir. Bunlar tesadüfün süsleri değil, içimizdeki çağrının işaretleridir. Peki muhteşem insan mı muhteşem Tanrı fikrini kurdu, yoksa muhteşem Tanrı mı kendisini bilecek muhteşem insanı yarattı? Belki cevap, bir tarafı seçmekte değil, aynaya bakmaktadır. Çünkü insan Tanrı’yı ararken biraz kendini bulur; kendini bulduğunda içinde kendinden büyük bir iz olduğunu fark eder. Varlık bilinmek ister. İnsan da bilinmek ister. Bütün duaların ve sanatların kökünde aynı açlık vardır: Gör beni. Bil beni. Ama yalnızca yüzümü değil, içimde sakladığın sonsuzluğu da bil. Yaratılışın sırrı belki de şudur: Tanrı insanı yalnızca kendisini bilsin diye değil, insan kendi değerini unutmasın diye yarattı.#keşfet #seniniçin #fyp #din #islam
İnsan bazen Tanrı’yı gökte arar, bazen atomun içinde, kendi suskunluğunun en derin yerinde. Fakat asıl soru şudur: Eğer insan bakmasaydı, eğer insan hayret etmeseydi, eğer insan “Neden varım?” diye kendi içine düşmeseydi, varlık kendini kime gösterecekti? “Bilinmek için yarattım” sözü, basit bir cevap gibi durur ama içinde koca bir uçurum taşır. Çünkü mesele yalnızca Tanrı’nın bilinmesi değildir. İnsanın niçin bu kadar derin, kırılgan ve arayıcı yaratıldığı da burada saklıdır. Bilmek, yalnızca aklın işi değildir. Bilmek bazen secde eden bir kalbin, bazen acıyla yıkanmış bir ruhun, bazen de karanlıkta ışığa inanan insanın işidir. Kuantumun diliyle Tanrı’yı açıklamak çoğu zaman sisin içine sis katmaktır. Fizik kendi alanında konuşur, iman kendi derinliğinde. Biri parçacığın davranışını sorar, diğeri insanın niçin ağladığını. Biri gözlemciden bahseder, diğeri gözün ardındaki bilinçten. Fakat sarsan yer burasıdır: Varlık, görüldüğünde tamamlanıyor gibi görünür. Ahmet Arslan’ın açtığı kapı tam da buradadır. Muhteşem olan Tanrı, ihtişamının görülmesini istiyorsa, onu görecek varlığın da sıradan olmaması gerekir. İnsan yalnızca topraktan yapılmış bir canlı değildir. İnsan, toprağın içinden göğe bakan bir aynadır. Kırılır, lekelenir, unutur, düşer; ama içinde sonsuzu tanıyabilecek bir oda taşır. İnsanın trajedisi burada başlar. Kendisini küçük zanneder. Oysa ona soru, hayret, vicdan verilmiştir. Güzelliği görünce susma, kötülüğü görünce yanma, hakikati görünce titreme kabiliyeti verilmiştir. Bunlar tesadüfün süsleri değil, içimizdeki çağrının işaretleridir. Peki muhteşem insan mı muhteşem Tanrı fikrini kurdu, yoksa muhteşem Tanrı mı kendisini bilecek muhteşem insanı yarattı? Belki cevap, bir tarafı seçmekte değil, aynaya bakmaktadır. Çünkü insan Tanrı’yı ararken biraz kendini bulur; kendini bulduğunda içinde kendinden büyük bir iz olduğunu fark eder. Varlık bilinmek ister. İnsan da bilinmek ister. Bütün duaların ve sanatların kökünde aynı açlık vardır: Gör beni. Bil beni. Ama yalnızca yüzümü değil, içimde sakladığın sonsuzluğu da bil. Yaratılışın sırrı belki de şudur: Tanrı insanı yalnızca kendisini bilsin diye değil, insan kendi değerini unutmasın diye yarattı.#keşfet #seniniçin #fyp #din #islam

About