@tilds_search:

Tilds Search 🇦🇺
Tilds Search 🇦🇺
Open In TikTok:
Region: AU
Wednesday 02 September 2026 06:18:58 GMT
43394
387
2
5

Music

Download

Comments

inyouratmosphere
Inyouratmosphere :
Wowowowowowwww figure 8 body!!! Waist is so snatched!!!!
2026-09-02 06:35:40
0
To see more videos from user @tilds_search, please go to the Tikwm homepage.

Other Videos

Rüya İle Uyanış Arasında Dünya: Aldanış uykusundan ebediyet sabahına İnsanoğlu, zaman denilen o hızla akan nehrin koynunda, gözlerini her gece bir başka aleme açar. Bazen kâbusların pençesinde kıvranır; nefes nefese, ter içinde uyanır ve etrafına bakıp “Oh be, rüyaymış!” diyerek derin bir nefes alır. Kalbi ferahlar, sırtındaki dağ gibi yüklerin bir hayalden ibaret olduğunu anlamanın hafifliğini yaşar. Bazen de saraylarda gezer, en sevgiliye kavuşur, yeşillikler içinde kaybolur; fakat göz kapakları aralanıp da odanın çıplak duvarlarıyla yüzleştiğinde hüznün dehlizlerine düşer ve dudaklarından “Tüh be, rüyaymış…” kelimeleri dökülür. İşte insanı gece ile gündüz arasında savuran bu iki cümle, aslında kâinatın en büyük ve en sarsıcı hakikatinin habercisidir. Bizler rüyaları hayal, uyandığımız şu hayatı ise hakikat sanırız. Oysa İslam irfanının kalbine taht kurmuş olan Hazreti Ali (r.a.) kış uykusundaki insanlığı şu muazzam cümleyle uyandırır: “İnsanlar uykudadırlar, öldükleri vakit uyanırlar.” Dinî bir şuur ve iman teslimiyetiyle bakıldığında; şu gözümüzü kamaştıran, peşinde ömür tükettiğimiz dünya hayatı, ölüm meleğinin dokunuşuyla son bulacak büyük bir rüyadan başka bir şey değildir. Ve o gün, dünya uykusundan uyanan insan, eğer ömrünü heba etmişse, ebediyet sabahında
Rüya İle Uyanış Arasında Dünya: Aldanış uykusundan ebediyet sabahına İnsanoğlu, zaman denilen o hızla akan nehrin koynunda, gözlerini her gece bir başka aleme açar. Bazen kâbusların pençesinde kıvranır; nefes nefese, ter içinde uyanır ve etrafına bakıp “Oh be, rüyaymış!” diyerek derin bir nefes alır. Kalbi ferahlar, sırtındaki dağ gibi yüklerin bir hayalden ibaret olduğunu anlamanın hafifliğini yaşar. Bazen de saraylarda gezer, en sevgiliye kavuşur, yeşillikler içinde kaybolur; fakat göz kapakları aralanıp da odanın çıplak duvarlarıyla yüzleştiğinde hüznün dehlizlerine düşer ve dudaklarından “Tüh be, rüyaymış…” kelimeleri dökülür. İşte insanı gece ile gündüz arasında savuran bu iki cümle, aslında kâinatın en büyük ve en sarsıcı hakikatinin habercisidir. Bizler rüyaları hayal, uyandığımız şu hayatı ise hakikat sanırız. Oysa İslam irfanının kalbine taht kurmuş olan Hazreti Ali (r.a.) kış uykusundaki insanlığı şu muazzam cümleyle uyandırır: “İnsanlar uykudadırlar, öldükleri vakit uyanırlar.” Dinî bir şuur ve iman teslimiyetiyle bakıldığında; şu gözümüzü kamaştıran, peşinde ömür tükettiğimiz dünya hayatı, ölüm meleğinin dokunuşuyla son bulacak büyük bir rüyadan başka bir şey değildir. Ve o gün, dünya uykusundan uyanan insan, eğer ömrünü heba etmişse, ebediyet sabahında "Tüh be, koca bir rüyaymış!" diyerek hüsranla dövünecektir. 1. Zamanın Bilinmeyen Sahili ve Kabrin Mutlak Daveti Dünyayı rüya kılan en dehşetli gerçek, onun süresi ve sonunun belirsizliğidir. Hiçbirimiz bir sonraki nefesin garantisine sahip değiliz. Ne zaman, nerede ve hangi yaşta geleceğini bilmediğimiz o meçhul vakit, bizi ansızın bu rüya aleminden koparıp kabrin ebedi eşiğine bırakacaktır. İnsan, rüyasında ne kadar zengin olursa olsun, uyandığında elinde koca bir hiç kalır. Tıpkı bunun gibi, dünya rüyasında biriktirdiğimiz mallar, makamlar ve unvanlar da ölüm anında bizi terk edecek; üzerimize örtülen birkaç metrelik beyaz kefenden başka hiçbir şey kalıcı olmayacaktır. Allah Teâlâ, dünya hayatının bu aldatıcı ve geçici doğasını, zamanın darlığını Kur’ân-ı Kerîm’de bizlere defaatle ihtar eder: “Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, mal ve evlatta bir çoğalma yarışıdır. Tıpkı bir yağmur gibidir ki, bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış görürsün. Sonra da çer çöp olur…” (Hadîd Suresi, 20. Ayet) Bizler bu çer çöp olacak rüyanın yaldızlarına aldanarak, ebedi olan yurdumuzu ihmal etmekteyiz. Oysa akıllı duruş, rüyayı rüya gibi yaşayıp, uyandıktan sonra yüzümüzü güldürecek işlere talip olmaktır. 2. Ebediyetin İhtişamı Karşısında Dünyanın Kıymeti Kötü bir rüyanın bitişiyle sevinen insan gibi, ölüm anında bu dünyanın acılarından, kederlerinden ve imtihanlarından kurtulup asıl vatanına göç eden mümin de fâni kâbusun bitişiyle sevinecektir. Ancak iyi rüyaya kanıp uyanmak istemeyenler için ahiret tam bir hüsran olacaktır. Çünkü dünya geçici, ahiret ise ebedidir. İki zaman dilimi kıyas kabul etmeyecek kadar birbirinden uzaktır. Fahr-i Kâinat Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa (s.a.v.), dünyanın ahiret hayatı yanındaki ehemmiyetsizliğini ve bir rüya gölgesi kadar kısa oluşunu sahih bir hadis-i şerifinde şöyle formüle etmiştir: “Vallahi, ahiretin yanında dünyanın değeri, ancak sizden birinizin parmağını denize daldırması gibidir. Parmağı ile denizden ne kopardığına bir baksın!” (Hadis-i Şerif - Müslim) Koca bir okyanusun yanında bir parmağın ucuna tutunan birkaç damla su ne ise, sonsuz ahiret hayatının yanında bizim yaşayacağımız elli, altmış veya yüz yıllık ömür de odur. Denizin sonsuzluğuna talip olmak varken, parmağın ucundaki kuruyacak damlaya saplanıp kalmak, iman idrakine yakışmayan büyük bir aldanıştır. #mehmetyıldız #rüya #dünya #ahiret #gaflet . . . . . .

About