𝐇𝐄𝐉𝐀 𝐏𝐑𝐎𝐃 :
Tevfik Fikret (Mehmed Tevfik), 24 Aralık 1867 tarihinde İstanbul'un Aksaray semtinde dünyaya gelmiştir. Türk edebiyatının dönüm noktalarından biri olan Servet-i Fünun dönemi edebiyatının lideri, öncüsü ve modern Türk şiirinin kurucu isimlerinden biridir. Babası Çankırı'dan İstanbul'a göç etmiş olan ve memurluk yapan Ahmet Ağa, annesi ise Sakız Adası'ndan Müslüman olup İstanbul'a yerleşen bir aileye mensup olan Hatice Refia Hanım'dır.Eğitim hayatına Mahmudiye Rüştiyesi'nde başlayan Tevfik Fikret, ardından dönemin en prestijli eğitim kurumlarından biri olan Galatasaray Sultanisi'ne (bugünkü Galatasaray Lisesi) girmiştir. Burada Muallim Naci, Recaizade Mahmud Ekrem gibi dönemin çok önemli edebiyatçılarından dersler almış ve şiire olan ilgisi bu yıllarda filizlenmiştir. 1888 yılında okulunu birincilikle bitirdikten sonra Hariciye Nezareti Mektubi Kalemi'nde memurluk yapmaya başlamış, ancak memuriyet hayatını sevmeyerek istifa etmiş ve öğretmenlik mesleğine yönelmiştir. Kendi mezun olduğu Galatasaray Sultanisi'nde ve Robert Kolej'de uzun yıllar Türkçe ve edebiyat öğretmenliği yapmıştır.Tevfik Fikret'in edebi hayatı iki ana döneme ayrılır. İlk döneminde, Recaizade Mahmud Ekrem'in etkisiyle "sanat sanat içindir" ilkesini benimsemiş, bireysel acıları, hüzünleri, aşkı ve doğayı işlemiştir. 1896 yılında Servet-i Fünun dergisinin edebi yönetmenliğine getirilmesiyle Türk edebiyatında büyük bir devrim başlatmıştır. Cenap Şahabettin, Halit Ziya Uşaklıgil gibi isimlerle birlikte Türk şiirini tamamen Batılı bir çizgiye taşımış, aruz veznini Türkçeye başarıyla uygulamış ve serbest müstezat nazım şeklini geliştirmiştir.İkinci dönemi ise 1901 yılında Servet-i Fünun topluluğunun dağılması ve özellikle 1908 yılında İkinci Meşrutiyet'in ilanı ile başlar. Bu dönemde tamamen "sanat toplum içindir" anlayışına yönelmiş; hürriyet, adalet, vatan sevgisi, cehaletle mücadele ve insanlık gibi toplumsal temaları korkusuzca işlemiştir. Dönemin padişahı II. Abdülhamid'in baskıcı rejimine karşı yazdığı ve İstanbul'u karanlık, ahlaken çökmüş bir sis ardında tasvir ettiği "Sis" şiiri büyük yankı uyandırmıştır. Ayrıca "Tarih-i Kadim" şiirinde din ve tarih kavramlarını sorgulamış, "Han-ı Yağma" şiiri
2026-09-04 18:00:24