@apoio.flavio:

Apoio Família Bolsonaro
Apoio Família Bolsonaro
Open In TikTok:
Region: BR
Saturday 05 September 2026 04:53:07 GMT
3578273
471549
8602
65635

Music

Download

Comments

cloud016523
Dante :
ué kakakakak primeira vez aparecendo isso
2026-09-29 19:56:21
71476
pj936722
Pj :
Dito isso Lula preso no primeiro turno
2026-09-05 17:42:30
35192
gustavo30pra2
Gustavo. :
a censura vai vir forte se o lula ganhar
2026-09-30 19:09:03
27672
andersonsxzz
anderson :
tão se agoniando 🤣
2026-09-30 04:37:46
7323
paulinhocegonheiro1518
PAULINHO CEGONHEIRO :
OBRIGADO REPÓRTER VC LAVOU MINHA ALMA
2026-09-05 17:51:45
12641
isabellabmoser
Isa :
depois vem falar que se o Flávio ganhar vai virar a ditadura
2026-10-07 00:10:35
9091
_fernanda_q
fefe :
CENSURA QUE FALA??????
2026-10-07 13:44:19
3508
amandanunes961
Amanda Nunes :
ele n responde ele joga com outra pergunta 😅
2026-09-05 20:08:54
4990
fazendamoreirabr
Almir Fazenda Moreira :
Esse jornalista merece respeito 🤝👋🏼👋🏼👋🏼🇧🇷🇧🇷🇧🇷
2026-09-05 09:07:39
1949
rafaelrc0102
RafaelRc 🇧🇷 :
a censura ta chegando
2026-10-01 15:38:59
1264
frankmarcelo55
frankmarcelo55 :
esse repórter é nota 1000000000👏👏👏👏
2026-09-05 17:32:32
404
negoo____7
Albert :
Nem o tik tok quer dx o video no ar kakakakakka
2026-09-29 04:35:09
1267
netosouza8170
Netosouza :
sabe porque o lula não acaba com a pobreza???? porque se ele acabar com a pobreza, acaba tbm os votos dele, simples assim, Qt mais se lasca mais vota no PT
2026-09-06 12:26:01
41
naildes4.vida
naildes🥰❤️ :
tanta corrupção e ainda tem gente querendo deixar ele roubar mais.
2026-09-05 16:56:30
639
alisonperes0
Alison Peres :
É impressionante como tanta gente ainda vota nesse cara sabendo o quanto ele roubou o país
2026-09-06 09:33:40
69
darcirene.valente
Darcirene Valente :
meus parabéns ao jornalista, defendeu o povo brasileiro 👏👏👏👏👏👏👏👏
2026-09-05 17:17:05
51
kaik.xlz
kakada99.ofc  :
O Lula quando o repórter mandou ele pedir desculpas
2026-09-06 10:11:45
239
luhaparecida123
Luh :
mesmo assim ainda tem gente q vota nele😡
2026-09-05 18:26:52
7
edinamarmarcelino
edinamarmarcelino :
Kkkkk esse Lula não tem vergonha
2026-09-06 10:42:44
184
nath_reissss
nath_reissss :
Parece q a ditadura não tá começando no governo do Flávio hein kkkkkkkk
2026-10-10 17:36:11
5
eymilli____iasmym
♡_mimih_♡ :
E depois falam que se o Flávio ganhar vai virar ditadura…
2026-10-07 17:29:04
1385
jsoares981
jsoares :
Eles acham que não percebemos.
2026-10-07 17:10:42
800
gatoubeso
giovanni :
bizzaro 😂😂
2026-09-29 20:21:50
407
To see more videos from user @apoio.flavio, please go to the Tikwm homepage.

Other Videos

İnsanın kendi varlığını sürekli bir şantiyeye çevirmesinden doğan o derin, sessiz çöküş, aslında yalnızca fiziksel bir takatsizlik değil; ruhun taammüden kenara çekilme çığlığıdır. Hayat, çoğu zaman örtük bir kural gibi önümüze daima bedel ödeme zorunluluğunu koyar. Hak etmek için kan ter içinde kalmalı, sevilmek için bir şeyleri feda etmeli, huzurlu bir gün geçirebilmek için bile görünmez faturalar ödemeliyiz gibi hissettirir. Zamanla bu mekanik döngü, insanın kendi varoluşuna yabancılaşmasına yol açar. Bir binanın ayakta kalmasını sağlayan yegane kolon gibi sürekli ağır bir yükü sırtlanmak, en sonunda o yapının çöküşünü umursamayacak kadar hissizleştiren bir tükeniş doğurur. Buradaki yorgunluk, birkaç saatlik deliksiz bir uykuyla geçebilecek türden sıradan bir yorgunluk asla değildir. Hayatla aramızdaki bağın tamamen tek taraflı bir fedakarlık sözleşmesine dönüşmüş olmasına duyulan derin, kırıcı bir sitemdir. İnsan bazen sadece arkasına yaslanmak ister; hiçbir şey feda etmeden, hiçbir strateji kurmadan, sırtını hiçbir duvara dayamak zorunda kalmadan, yalnızca var olduğu için bir şeylerin kendiliğinden yoluna girdiğini görmeyi arzular. Çünkü sürekli çaba sarf etmek zorunda kalmak, temelde dünyanın seni koşulsuz kabul etmediğine dair acı verici, soğuk bir inanç yaratır. Karşılığını almak için daima canını ortaya koymak, bir noktadan sonra insanı kendi hikayesinin ana karakteri olmaktan çıkarıp sadece krizleri toparlayan, dağılanı toplayan, eksileni tamamlayan bir hamala dönüştürür. Emek vermeden gelen güzelliklere duyulan bu arzu, bir tembellik, bir kaytarma ya da kolaycılık arayışı değildir. Bilakis, hayatın merhametine duyulan derin ve ertelenmiş bir açlıktır. İnsan, taşımaktan ellerinin nasır tuttuğu ömrü, biraz da hayatın kendi kollarında taşımasını bekler. Sürekli veren, yaraları saran, anlayış gösteren, alttan alan taraf olmak; içteki o diri kaynağı yavaş yavaş kurutur. Geriye yalnızca başkalarının ya da şartların beklentilerini karşılamak üzere programlanmış, kendi sesini çoktan unutmuş mekanik bir gölge kalır. En vurucu çatışma ise insanın kendi merkezini, o en mahrem çekirdeğini kaybetmesidir. İnsan; başkalarını hoşnut etmek, bağları koparmamak, sorumlulukların altında ezilmemek veya sadece ayakta kalabilmek adına parçalara bölünür. Her parçası başka bir kapıya, başka bir beklentiye, başka bir yaraya rehin kalır. Günün sonunda aynaya baktığında karşılaştığı suret, o kadar çok dağıtılmıştır ki kendine ait hiçbir iz taşımaz hale gelir. Kendi kendini başkalarına harcamaktan, kendi payına koca bir hiç düşmüştür. Yeniden bir şeylere inanabilmek için o büyük, şatafatlı umutlara ya da mucizevi dönüşümlere gerek yoktur. İnsanın önce kendi nefesine, durup hiçbir şey yapmama hakkına ve tek bir çivi bile çakmadığı günlerde dahi yalnızca nefes aldığı için kıymetli olduğuna inanmaya ihtiyacı vardır. Kendini geri almak; kaybettiğin yerleri telaşla, panikle aramak demek değildir. Artık başkalarının, şartların ve geleceğin ağırlığını sırtından usulca yere indirmek; o boşalan yorgun kollarla sadece kendi yalnızlığını, incinmişliğini ve tükenmişliğini sarıp sarmalamaktır. Bir şeyleri düzeltme telaşını bütünüyle terk edip sadece durabilmek, insanın kendine yapabileceği en sessiz ama en köklü devrimdir. #yoruldum #yalnızlık #hüzün #alıntı #fyp
İnsanın kendi varlığını sürekli bir şantiyeye çevirmesinden doğan o derin, sessiz çöküş, aslında yalnızca fiziksel bir takatsizlik değil; ruhun taammüden kenara çekilme çığlığıdır. Hayat, çoğu zaman örtük bir kural gibi önümüze daima bedel ödeme zorunluluğunu koyar. Hak etmek için kan ter içinde kalmalı, sevilmek için bir şeyleri feda etmeli, huzurlu bir gün geçirebilmek için bile görünmez faturalar ödemeliyiz gibi hissettirir. Zamanla bu mekanik döngü, insanın kendi varoluşuna yabancılaşmasına yol açar. Bir binanın ayakta kalmasını sağlayan yegane kolon gibi sürekli ağır bir yükü sırtlanmak, en sonunda o yapının çöküşünü umursamayacak kadar hissizleştiren bir tükeniş doğurur. Buradaki yorgunluk, birkaç saatlik deliksiz bir uykuyla geçebilecek türden sıradan bir yorgunluk asla değildir. Hayatla aramızdaki bağın tamamen tek taraflı bir fedakarlık sözleşmesine dönüşmüş olmasına duyulan derin, kırıcı bir sitemdir. İnsan bazen sadece arkasına yaslanmak ister; hiçbir şey feda etmeden, hiçbir strateji kurmadan, sırtını hiçbir duvara dayamak zorunda kalmadan, yalnızca var olduğu için bir şeylerin kendiliğinden yoluna girdiğini görmeyi arzular. Çünkü sürekli çaba sarf etmek zorunda kalmak, temelde dünyanın seni koşulsuz kabul etmediğine dair acı verici, soğuk bir inanç yaratır. Karşılığını almak için daima canını ortaya koymak, bir noktadan sonra insanı kendi hikayesinin ana karakteri olmaktan çıkarıp sadece krizleri toparlayan, dağılanı toplayan, eksileni tamamlayan bir hamala dönüştürür. Emek vermeden gelen güzelliklere duyulan bu arzu, bir tembellik, bir kaytarma ya da kolaycılık arayışı değildir. Bilakis, hayatın merhametine duyulan derin ve ertelenmiş bir açlıktır. İnsan, taşımaktan ellerinin nasır tuttuğu ömrü, biraz da hayatın kendi kollarında taşımasını bekler. Sürekli veren, yaraları saran, anlayış gösteren, alttan alan taraf olmak; içteki o diri kaynağı yavaş yavaş kurutur. Geriye yalnızca başkalarının ya da şartların beklentilerini karşılamak üzere programlanmış, kendi sesini çoktan unutmuş mekanik bir gölge kalır. En vurucu çatışma ise insanın kendi merkezini, o en mahrem çekirdeğini kaybetmesidir. İnsan; başkalarını hoşnut etmek, bağları koparmamak, sorumlulukların altında ezilmemek veya sadece ayakta kalabilmek adına parçalara bölünür. Her parçası başka bir kapıya, başka bir beklentiye, başka bir yaraya rehin kalır. Günün sonunda aynaya baktığında karşılaştığı suret, o kadar çok dağıtılmıştır ki kendine ait hiçbir iz taşımaz hale gelir. Kendi kendini başkalarına harcamaktan, kendi payına koca bir hiç düşmüştür. Yeniden bir şeylere inanabilmek için o büyük, şatafatlı umutlara ya da mucizevi dönüşümlere gerek yoktur. İnsanın önce kendi nefesine, durup hiçbir şey yapmama hakkına ve tek bir çivi bile çakmadığı günlerde dahi yalnızca nefes aldığı için kıymetli olduğuna inanmaya ihtiyacı vardır. Kendini geri almak; kaybettiğin yerleri telaşla, panikle aramak demek değildir. Artık başkalarının, şartların ve geleceğin ağırlığını sırtından usulca yere indirmek; o boşalan yorgun kollarla sadece kendi yalnızlığını, incinmişliğini ve tükenmişliğini sarıp sarmalamaktır. Bir şeyleri düzeltme telaşını bütünüyle terk edip sadece durabilmek, insanın kendine yapabileceği en sessiz ama en köklü devrimdir. #yoruldum #yalnızlık #hüzün #alıntı #fyp

About