@sy_microlockshair: Réponse à @mum des garçons. 3🥰 #locks #microlocks #produitscapillaires

Sy’Hair microlocks
Sy’Hair microlocks
Open In TikTok:
Region: CI
Thursday 10 September 2026 12:30:43 GMT
18452
808
123
21

Music

Download

Comments

ayasandrinezugmor6
Ecc boutique :
Vraiment sa viens a peine de commencer courage 😂
2026-09-10 13:10:37
16
jorgane.apr
Pascale Jorgane :
Moi je suis à 4mois quand j’ai pas le moral je vais regarder votre départ et mon moral revient 🤣🤣
2026-09-10 15:26:31
22
aminata4444
chez Ami Dokounou🥰🥰🥰🥰 :
3 mois, quand je me réveille le matin, on dirait on a mis courant dans mes cheveux[Hilare][Hilare][Hilare][Hilare][Hilare], mais façon j'aime ça🤣
2026-09-10 20:39:54
7
pialeo5
pialeo5 :
Slt madame dit moi avec les extensions de presque 6mois si j’enlève les extensions mes tiges seront locsés oubien je veux attendre 1ans pour enlever et continuer avec mes cheveux
2026-09-10 22:12:48
1
diabate.kadi
DIABATE KADI :
Quand c’est avec les cheveux frisés même c’est au moins un an et plus pour avoir un bon résultat 😂
2026-09-10 19:41:26
4
lucebaki
Luce Baki :
4 mois déjà
2026-09-11 06:38:18
1
dametraore876
dametraore876 :
1 ans🥰🥰🥰🥰
2026-09-11 13:14:55
2
sydesign7
SY DESIGN :
Moi c’est après 2 ans que Ca ressemble à quelque chose😂
2026-09-10 12:57:32
4
mamyanta59
Mamy Anta 59 :
Uhmmmm. De montrer pour moi😂
2026-09-10 13:57:20
2
symarigo
Symaria :
Moi 1 ans sans découragement. Avec les glissements. Patience
2026-09-10 23:08:11
1
perle.prcieuse921
Perle précieuse :
moi je continue de pleurer hein 😭
2026-09-10 13:44:54
2
tanialeslyegbowe
taniagbowe :
hum Assia tanti
2026-09-10 13:03:46
1
sericlaudiaepsguian
sericlaudiaepsgui7 :
Semaine c’est trop tôt
2026-09-10 14:06:54
1
nathiekouame
❤️NATHIE.K ❤️UDM😘 :
Moi à 4 mois déjà mais trouve ke ça n’évolue pas , je lache pas car c’est la patience
2026-09-10 14:07:28
2
dieudirige73
Vancouver ❤️ :
Tu connais pas encore, il fallait nous demander 😂
2026-09-10 12:41:39
1
ayahkrou
Ayah Marie-France :
moi même à 2ans je ne trouve pas mes tiges jolies
2026-09-10 22:26:27
1
nadinenatachaboli
Nadine Natacha Boli :
soit patiente
2026-09-10 12:35:44
1
dreyd04
Drey🥰 :
Lol deux semaines? Moi j’ai taper 6mois ,avant d’avoir un résultat moyen.🤣🤣
2026-09-11 13:41:46
1
ricodogbe
Rico Dogbe :
même deux ans
2026-09-10 18:25:08
1
usera245ouraga
ouraga Yasmine :
laisse la 🤣🤣
2026-09-10 16:14:55
1
statoisebarbara
Barbara🇨🇲 :
3 mois départ en vanilles avec de petit cheveux . On lâche rien , la patience la clé .
2026-09-11 18:01:37
1
rose.dlore
rose d'lore :
haï pourquoi si tôt 😂😂😂 c'est cardio hein
2026-09-10 13:48:46
1
eunicengou
L’universdesQueens :
Deux semaines déjà tu pleures 😭c’est la patience einh ma chérie
2026-09-10 23:14:05
1
valentines.store6
VALENTINE'S STORE 225 :
😂😂😂 et ce sont les lockticiennes qui souffrent.kooo ce n'est pas bien fait, ça je défait...or la processus est lente 😂
2026-09-11 23:30:14
0
lilitheve45
Lilith :
😂😂😂😂 1an 2mois pour moi si je parle je vais pleurer
2026-09-10 16:23:10
1
To see more videos from user @sy_microlockshair, please go to the Tikwm homepage.

Other Videos

ÜLKÜCÜ HAREKETİN ZİNDANLARDAKİ ÇİLESİ, DARAĞAÇLARINDAKİ ŞEHADETİ 12 Eylül 1980 askerî darbesi, Türkiye’nin demokrasi tarihine ağır yaralar bırakan karanlık bir dönemin başlangıcı oldu. Darbenin ardından ülkücü hareket ağır bir baskı ve zulüm sürecine sürüklendi. Binlerce ülkücü tutuklandı; zindanlarda ağır baskı ve işkencelere maruz kaldı, ailelerinden ve sevdiklerinden koparıldı. Mamak Askerî Cezaevi ise ülkücülerin hafızasında C-5 ve “kafes” uygulamalarıyla özdeşleşen bir zulüm mekânına dönüştü. C-5’teki sorgu ve işkencelerin ardından “kafes” olarak anılan yerde uygulanan ağır disiplin ve şiddet, 12 Eylül zindanlarının hafızalara kazınan en acı simgelerinden biri oldu. Dönemin en acı ve unutulmaz sayfalarından biri, genç ülkücülerin zindanlara atılması, işkencelerden geçirilmesi ve darağaçlarına gönderilmesiydi. Darbeci Kenan Evren’in “bir sağdan, bir soldan” anlayışı, yapılan idamları sözde bir denge ve tarafsızlık görüntüsü içinde sunuyordu. Oysa ülkücü gençler açısından ortada bir “denge” değil, ağır bir zulüm ve büyük bir mağduriyet vardı. Genç yaşta tutuklandılar, yıllarca zindanlarda çile çektiler, işkencelere maruz kaldılar; bazıları ise dönemin ağır askerî yargı süreçlerinin sonunda en ağır cezaya, darağacına gönderildi. Mustafa Pehlivanoğlu başta olmak üzere darağacına gönderilen ülkücü gençlerin hayatları, darbecilerin oluşturduğu siyasi atmosfer içinde yarıda bırakıldı. Onların yaşları, aileleri, sevdikleri, hayalleri ve gelecekleri vardı. Fakat bütün bunlar bir anda ellerinden alındı. “Bir sağdan, bir soldan” denilerek ortaya konulan tablo, ülkücülerin yaşadığı zulmü hafifletmez; aksine, genç insanların hayatlarının nasıl bir siyasi denge anlayışının içinde feda edildiğini gösterir. Ülkücü gençlerin acısı bir istatistik, idamları bir denge unsuru, hayatları ise siyasi hesabın rakamı değildir. 12 Eylül’ün ülkücülere yaşattığı zindanlar, C-5’teki işkenceler, “kafes” zulmü, ağır mahkeme süreçleri, idamlar ve ailelerin çektiği tarifsiz acılar, tarihin hafızasında bütün ağırlığıyla yerini korumaktadır. Mustafa Pehlivanoğlu, Cevdet Karakaş, İsmet Şahin, Fikri Arıkan, Cengiz Baktemur, Ali Bülent Orkan, Ahmet Kerse, Halil Esendağ ve Selçuk Duracık… Dokuz genç, dokuz yarım kalmış hayat… Mustafa Pehlivanoğlu’nun darağacına gönderilmeden önce kaleme aldığı mektubundaki “Mustafalar ölür, Allah davası ölmez, milliyetçilik yaşar.” sözleri, onun inancını ve teslim olmayan ruhunu ortaya koyuyordu. Ailesine ve sevdiklerine bıraktığı son satırlar, darağacının gölgesinde bile davasından ve inancından vazgeçmeyen bir ülkücü gencin vasiyeti olarak hafızalara kazındı. Ali Bülent Orkan’ın son günlerinde dahi ibadetine ve yarım kalan hatmini tamamlamaya önem verdiğine dair anlatımlar, onun darağacının gölgesinde bile inancına bağlı kaldığını aktaran hatıralar arasında yer aldı. Onları anmak; yalnızca isimlerini ve tarihlerini hatırlamak değildir. Zindanlarda çekilen çileyi, C-5 ve kafes zulmünü, mahkemelerde yaşanan acıları, ailelerin gözyaşlarını ve darağaçlarında yarım bırakılan hayatları unutmamaktır. 12 EYLÜL’Ü UNUTMADIK. UNUTMAYACAĞIZ. ARŞİV BELGE VE BİLGİ: solmayangullerimizarsiv@outlook.com Ruhları şad, mekânları cennet olsun. #milliyetciturkiye #solmayangüllerimiz #vefa #basbugalpaslanturkes #ülkücüsehitlerimiz
ÜLKÜCÜ HAREKETİN ZİNDANLARDAKİ ÇİLESİ, DARAĞAÇLARINDAKİ ŞEHADETİ 12 Eylül 1980 askerî darbesi, Türkiye’nin demokrasi tarihine ağır yaralar bırakan karanlık bir dönemin başlangıcı oldu. Darbenin ardından ülkücü hareket ağır bir baskı ve zulüm sürecine sürüklendi. Binlerce ülkücü tutuklandı; zindanlarda ağır baskı ve işkencelere maruz kaldı, ailelerinden ve sevdiklerinden koparıldı. Mamak Askerî Cezaevi ise ülkücülerin hafızasında C-5 ve “kafes” uygulamalarıyla özdeşleşen bir zulüm mekânına dönüştü. C-5’teki sorgu ve işkencelerin ardından “kafes” olarak anılan yerde uygulanan ağır disiplin ve şiddet, 12 Eylül zindanlarının hafızalara kazınan en acı simgelerinden biri oldu. Dönemin en acı ve unutulmaz sayfalarından biri, genç ülkücülerin zindanlara atılması, işkencelerden geçirilmesi ve darağaçlarına gönderilmesiydi. Darbeci Kenan Evren’in “bir sağdan, bir soldan” anlayışı, yapılan idamları sözde bir denge ve tarafsızlık görüntüsü içinde sunuyordu. Oysa ülkücü gençler açısından ortada bir “denge” değil, ağır bir zulüm ve büyük bir mağduriyet vardı. Genç yaşta tutuklandılar, yıllarca zindanlarda çile çektiler, işkencelere maruz kaldılar; bazıları ise dönemin ağır askerî yargı süreçlerinin sonunda en ağır cezaya, darağacına gönderildi. Mustafa Pehlivanoğlu başta olmak üzere darağacına gönderilen ülkücü gençlerin hayatları, darbecilerin oluşturduğu siyasi atmosfer içinde yarıda bırakıldı. Onların yaşları, aileleri, sevdikleri, hayalleri ve gelecekleri vardı. Fakat bütün bunlar bir anda ellerinden alındı. “Bir sağdan, bir soldan” denilerek ortaya konulan tablo, ülkücülerin yaşadığı zulmü hafifletmez; aksine, genç insanların hayatlarının nasıl bir siyasi denge anlayışının içinde feda edildiğini gösterir. Ülkücü gençlerin acısı bir istatistik, idamları bir denge unsuru, hayatları ise siyasi hesabın rakamı değildir. 12 Eylül’ün ülkücülere yaşattığı zindanlar, C-5’teki işkenceler, “kafes” zulmü, ağır mahkeme süreçleri, idamlar ve ailelerin çektiği tarifsiz acılar, tarihin hafızasında bütün ağırlığıyla yerini korumaktadır. Mustafa Pehlivanoğlu, Cevdet Karakaş, İsmet Şahin, Fikri Arıkan, Cengiz Baktemur, Ali Bülent Orkan, Ahmet Kerse, Halil Esendağ ve Selçuk Duracık… Dokuz genç, dokuz yarım kalmış hayat… Mustafa Pehlivanoğlu’nun darağacına gönderilmeden önce kaleme aldığı mektubundaki “Mustafalar ölür, Allah davası ölmez, milliyetçilik yaşar.” sözleri, onun inancını ve teslim olmayan ruhunu ortaya koyuyordu. Ailesine ve sevdiklerine bıraktığı son satırlar, darağacının gölgesinde bile davasından ve inancından vazgeçmeyen bir ülkücü gencin vasiyeti olarak hafızalara kazındı. Ali Bülent Orkan’ın son günlerinde dahi ibadetine ve yarım kalan hatmini tamamlamaya önem verdiğine dair anlatımlar, onun darağacının gölgesinde bile inancına bağlı kaldığını aktaran hatıralar arasında yer aldı. Onları anmak; yalnızca isimlerini ve tarihlerini hatırlamak değildir. Zindanlarda çekilen çileyi, C-5 ve kafes zulmünü, mahkemelerde yaşanan acıları, ailelerin gözyaşlarını ve darağaçlarında yarım bırakılan hayatları unutmamaktır. 12 EYLÜL’Ü UNUTMADIK. UNUTMAYACAĞIZ. ARŞİV BELGE VE BİLGİ: [email protected] Ruhları şad, mekânları cennet olsun. #milliyetciturkiye #solmayangüllerimiz #vefa #basbugalpaslanturkes #ülkücüsehitlerimiz

About