@fan.xiaojiang: Hoàng hôn Đài Loan quá đẹp nhưng với tôi nơi nào có chồng tôi đều đẹp cả!

Fan XiaoJiang
Fan XiaoJiang
Open In TikTok:
Region: TW
Wednesday 23 September 2026 09:54:37 GMT
58
1
0
1

Music

Download

Comments

There are no more comments for this video.
To see more videos from user @fan.xiaojiang, please go to the Tikwm homepage.

Other Videos

Ben bu çağa ait değilim sanki MİHRİBAN. Yoksa neden sığamayacaktım 509.200.000 km²’lik dünyanın, 783.562 km²’lik ülkesindeki 4.823 km²’lik bir şehrin, 12 m²’lik odasına? Matematiğim kötü diye miydi sayıların beni dost bilmeyişi? Yoksa insanın sığamadığı yer, ölçüsü çizilmiş bir oda değil de kendisine biçilen hayat mıydı? Belki ben metrekarelere değil, kalıplara sığamadım. Bana biçilen yaşa, bana yakıştırılan suskunluğa, “herkes böyle yapıyor” diye önüme konulan hayata… Herkes bir yere yetişiyordu Ben hiçbir yere yetişemedim. Herkes bir şeyleri kabullenip yoluna devam etti. Ben kabullendiğim her şeyin içinde biraz daha eksildim. Herkes unutmayı marifet sandı. Ben unutamadıklarımın arasında kendime bir mezar kazdım. Sonra bana “fazla düşünüyorsun” dediler. Belki de haklıydılar. Çünkü bu çağ düşünmek için fazla hızlıydı. İnsanların birbirini tanımaya ayırmadığı zamanı, ben bir insanın susmasından anlam çıkarmaya harcadım. Herkes bir cümleyi okuyup geçti; ben o cümlenin neden kurulduğunu düşündüm. Herkes bir çiçeğin solduğunu gördü; ben neden boynunu büktüğünü merak ettim. Benim suçum biraz da buydu MİHRİBAN, her şeyi olduğundan fazla ciddiye almak. Bir bakışı. Bir sözü. Bir vedayı. Bir “iyiyim”i. Birinin giderken ardında bıraktığı sessizliği bile… Belki de bu yüzden yenildim. Çünkü bu dünyada kalbiyle yaşayanların karşısına, hesabını aklıyla yapanlar çıkıyor. Ben hesap bilmiyorum MİHRİBAN. Bir insanın kıymetini kaç mesaj attığıyla ölçemiyorum. Bir sevginin ömrünü takvimle hesaplayamıyorum. Bir dostluğu çıkar hanesine yazamıyorum. Bir vedayı “nasip değilmiş” deyip kapatamıyorum.Benim matematiğim gerçekten kötü MİHRİBAN.İki insan arasındaki mesafeyi rakamlarla değil, suskunluklarla ölçüyorum. Bir insanın ne kadar uzaklaştığını, yanımda olmadığı hâlde ne kadar yer kapladığıyla anlıyorum. Ve galiba en büyük yanılgım da bu ya; ben insanları gittikleri yerden değil, içimde bıraktıkları yerden hesapladım. O yüzden hep eksik çıktım. Çünkü bazı insanlar hayatından giderken kendilerini değil, sende bıraktıkları hâli götürüyorlar. Geriye bir sandalye kalıyor. Bir fincan. Yarım kalmış bir cümle. Bir şarkı. Bir de insanın içine çöken, adı konulamayan o ağır sessizlik… Sonra herkes hayatına devam ediyor. Sen de ediyorsun. Ama aynı sen olarak değil. Bir yerin içeride kalıyor. #Araf
Ben bu çağa ait değilim sanki MİHRİBAN. Yoksa neden sığamayacaktım 509.200.000 km²’lik dünyanın, 783.562 km²’lik ülkesindeki 4.823 km²’lik bir şehrin, 12 m²’lik odasına? Matematiğim kötü diye miydi sayıların beni dost bilmeyişi? Yoksa insanın sığamadığı yer, ölçüsü çizilmiş bir oda değil de kendisine biçilen hayat mıydı? Belki ben metrekarelere değil, kalıplara sığamadım. Bana biçilen yaşa, bana yakıştırılan suskunluğa, “herkes böyle yapıyor” diye önüme konulan hayata… Herkes bir yere yetişiyordu Ben hiçbir yere yetişemedim. Herkes bir şeyleri kabullenip yoluna devam etti. Ben kabullendiğim her şeyin içinde biraz daha eksildim. Herkes unutmayı marifet sandı. Ben unutamadıklarımın arasında kendime bir mezar kazdım. Sonra bana “fazla düşünüyorsun” dediler. Belki de haklıydılar. Çünkü bu çağ düşünmek için fazla hızlıydı. İnsanların birbirini tanımaya ayırmadığı zamanı, ben bir insanın susmasından anlam çıkarmaya harcadım. Herkes bir cümleyi okuyup geçti; ben o cümlenin neden kurulduğunu düşündüm. Herkes bir çiçeğin solduğunu gördü; ben neden boynunu büktüğünü merak ettim. Benim suçum biraz da buydu MİHRİBAN, her şeyi olduğundan fazla ciddiye almak. Bir bakışı. Bir sözü. Bir vedayı. Bir “iyiyim”i. Birinin giderken ardında bıraktığı sessizliği bile… Belki de bu yüzden yenildim. Çünkü bu dünyada kalbiyle yaşayanların karşısına, hesabını aklıyla yapanlar çıkıyor. Ben hesap bilmiyorum MİHRİBAN. Bir insanın kıymetini kaç mesaj attığıyla ölçemiyorum. Bir sevginin ömrünü takvimle hesaplayamıyorum. Bir dostluğu çıkar hanesine yazamıyorum. Bir vedayı “nasip değilmiş” deyip kapatamıyorum.Benim matematiğim gerçekten kötü MİHRİBAN.İki insan arasındaki mesafeyi rakamlarla değil, suskunluklarla ölçüyorum. Bir insanın ne kadar uzaklaştığını, yanımda olmadığı hâlde ne kadar yer kapladığıyla anlıyorum. Ve galiba en büyük yanılgım da bu ya; ben insanları gittikleri yerden değil, içimde bıraktıkları yerden hesapladım. O yüzden hep eksik çıktım. Çünkü bazı insanlar hayatından giderken kendilerini değil, sende bıraktıkları hâli götürüyorlar. Geriye bir sandalye kalıyor. Bir fincan. Yarım kalmış bir cümle. Bir şarkı. Bir de insanın içine çöken, adı konulamayan o ağır sessizlik… Sonra herkes hayatına devam ediyor. Sen de ediyorsun. Ama aynı sen olarak değil. Bir yerin içeride kalıyor. #Araf

About