@thriftedsnake: Like no I’m scared

thriftedsnake
thriftedsnake
Open In TikTok:
Region: US
Monday 28 September 2026 14:31:24 GMT
399
19
2
1

Music

Download

Comments

user1502018127602
user1502018127602 :
Girllll be fr
2026-09-28 14:48:39
0
yourrfavoritebaddie
yourfavoritebaddie :
😭
2026-09-28 16:21:17
0
To see more videos from user @thriftedsnake, please go to the Tikwm homepage.

Other Videos

2 yelləncəyin hekayəsi:  O parkın kalbinde, gökyüzüne uzanan bir ağacın altında iki salıncak yan yana dururdu. Onlar sadece demir ve zincirden ibaret değildi; birbirine görünmez bağlarla bağlı, birbirini çok seven iki sevgiliydiler. Birinci salıncak, aşkı zamansız ve sınırsız yaşayan taraftı. Zincirleri ne kadar aşınırsa aşınsın, rüzgar ne kadar sert eserse essin, o içindeki sevgiyi büyüterek durmaksızın sallanırdı. Sevgilisinin ritmine ayak uydurmak, onunla aynı gökyüzüne yükselmek için hiç durmaz, yorulmak bilmezdi. Onun için sevmek; bir an bile duraksamadan, her nefeste aynı coşkuyla ileriye doğru atılmaktı. İkinci salıncak da onu çok sevmişti. Başlarda o da aynı hevesle yükseldi gökyüzüne, zincirlerini aynı aşkla gerdiler. Fakat zaman geçtikçe, bu bitmek bilmeyen ritim ona ağır gelmeye başladı. Sevmenin getirdiği sorumluluktan, o yoğun duyguyu her an aynı yükseklikte tutma çabasından için için yoruldu. Aşkın o ilk günkü heyecanını kaybettikçe, içindeki salıncak yavaşlamaya başladı. Gitgide o gökyüzü ona dar geldi, sevgilisinin hiç bitmeyen o büyük aşkı karşısında ezildiğini hissetti. Sevmekten, her gün aynı hızla sallanmaktan bıktı. Ve bir gün, tam da en yüksek noktaya çıktıkları, aşkın en yoğun yaşandığı o anlardan birinde, ikinci salıncak daha fazla devam edemeyeceğini anladı. Sevgilisi ona doğru büyük bir aşkla, hızla sallanırken; o, onu en yukarda, tam da sevginin ortasında yarı yolda bıraktı. Kendini ani bir frenle durdurdu, zincirlerini kilitledi ve o aşk dolu ritimden tamamen koptu. Arkasına bile bakmadan, o ortak gökyüzünü terk etti. Birinci salıncak ise aldığı o büyük ivmeyle, havada yapayalnız kaldı. Yanındaki boşluğa baka baka, sevgilisinin bıraktığı boşluğun rüzgarıyla bir süre daha sallanmaya devam etti. Durmayı bilmiyordu, çünkü o sadece durmaksızın sevmeyi öğrenmişti. Ama artık her ileri gidişinde gökyüzü daha soğuk, her geri gelişinde o çınar altı daha yalnızdı. Aşk, birinin hiç bitmeyen enerjisiyle değil, iki kişinin aynı ritimde, birbirinin yorgunluğuna saygı duyarak sallanabilmesiydi. Biri durmaksızın severken, diğeri sevginin ağırlığından kaçıp gitmiş ve geride sadece rüzgarda tek başına sallanan kırık bir kalp bırakmıştı...
2 yelləncəyin hekayəsi: O parkın kalbinde, gökyüzüne uzanan bir ağacın altında iki salıncak yan yana dururdu. Onlar sadece demir ve zincirden ibaret değildi; birbirine görünmez bağlarla bağlı, birbirini çok seven iki sevgiliydiler. Birinci salıncak, aşkı zamansız ve sınırsız yaşayan taraftı. Zincirleri ne kadar aşınırsa aşınsın, rüzgar ne kadar sert eserse essin, o içindeki sevgiyi büyüterek durmaksızın sallanırdı. Sevgilisinin ritmine ayak uydurmak, onunla aynı gökyüzüne yükselmek için hiç durmaz, yorulmak bilmezdi. Onun için sevmek; bir an bile duraksamadan, her nefeste aynı coşkuyla ileriye doğru atılmaktı. İkinci salıncak da onu çok sevmişti. Başlarda o da aynı hevesle yükseldi gökyüzüne, zincirlerini aynı aşkla gerdiler. Fakat zaman geçtikçe, bu bitmek bilmeyen ritim ona ağır gelmeye başladı. Sevmenin getirdiği sorumluluktan, o yoğun duyguyu her an aynı yükseklikte tutma çabasından için için yoruldu. Aşkın o ilk günkü heyecanını kaybettikçe, içindeki salıncak yavaşlamaya başladı. Gitgide o gökyüzü ona dar geldi, sevgilisinin hiç bitmeyen o büyük aşkı karşısında ezildiğini hissetti. Sevmekten, her gün aynı hızla sallanmaktan bıktı. Ve bir gün, tam da en yüksek noktaya çıktıkları, aşkın en yoğun yaşandığı o anlardan birinde, ikinci salıncak daha fazla devam edemeyeceğini anladı. Sevgilisi ona doğru büyük bir aşkla, hızla sallanırken; o, onu en yukarda, tam da sevginin ortasında yarı yolda bıraktı. Kendini ani bir frenle durdurdu, zincirlerini kilitledi ve o aşk dolu ritimden tamamen koptu. Arkasına bile bakmadan, o ortak gökyüzünü terk etti. Birinci salıncak ise aldığı o büyük ivmeyle, havada yapayalnız kaldı. Yanındaki boşluğa baka baka, sevgilisinin bıraktığı boşluğun rüzgarıyla bir süre daha sallanmaya devam etti. Durmayı bilmiyordu, çünkü o sadece durmaksızın sevmeyi öğrenmişti. Ama artık her ileri gidişinde gökyüzü daha soğuk, her geri gelişinde o çınar altı daha yalnızdı. Aşk, birinin hiç bitmeyen enerjisiyle değil, iki kişinin aynı ritimde, birbirinin yorgunluğuna saygı duyarak sallanabilmesiydi. Biri durmaksızın severken, diğeri sevginin ağırlığından kaçıp gitmiş ve geride sadece rüzgarda tek başına sallanan kırık bir kalp bırakmıştı...

About