@featherpro8: 🖐 Don't worry about dull skin anywhere! This niacinamide serum works for your whole body.#fyp #tiktok #Blackheads #whitening #beauty #SensitiveSkin #Acne #melanin #knowledge #ceramide #collagen #Niacinamide #wateryskin #salicylicacid #Darkspots #sensitiveskinsafe #kno #skincare #fyppppppppppppppppppppppp YXAJH4556-LYL

FeatherPro
FeatherPro
Open In TikTok:
Region: PH
Saturday 03 October 2026 04:00:00 GMT
21471
149
0
7

Music

Download

Comments

There are no more comments for this video.
To see more videos from user @featherpro8, please go to the Tikwm homepage.

Other Videos

Kahkahaları odanın duvarlarına çarpıyor, yankı yapıyordu... Girdiği yere neşe taşıyor, sesi kalabalığı ısıtıyordu. Herkes onun yanında daha rahat nefes alıyor, gevşiyordu. Sanki içinde hiç kırık, kırgınlık yokmuş gibi görünüyordu. Sanki hayat onu hiç incitmemişti. Ama kimse bilmiyordu; en gürültülü kahkahaların, en sessiz gecelerden çıktığını. Çok gülenleri, gözyaşlarını saklamayı öğrenmiş insanları; bir yerde, bir zamanlar ağladıklarında kimse duymamış oluyor genelde. Ya da duyanlar abartıyorsun demiş bulunuyor. Ya da omuz vermek yerine konuyu değiştirmiş oluyorlar. İşte o insan, yalnız ağladığı ilk gün büyüyor ve anlıyor: Acı paylaşılamıyorsa, maskeye dönüşür. Gülmek onların kalkanı oluyor sonra. İnsanları güldürüyorlar ki kimse onlara “Nasılsın?” diye sormasın. Çünkü o soru tehlikeli. O soru, içerde saklanan odaların kapısını aralar. Ve bazı kapılar vardır ki açıldığında, insanın içinden çocuk sesi gelir. Ürkek. Yorgun. Unutulmuş. Çok gülen insanların evlerinde genelde bir köşe vardır: Işığın az düştüğü bir yer. Bir koltuk kenarı. Bir pencere önü. Bir gece lambasının sarı halkası. İşte orası, onların gerçek yüzlerinin oturduğu yerdir. Orada kimse yokken omuzları düşer. Orada aynaya bakarken gözleri buğulanır. Orada sesleri kısılır. Çünkü gün boyu herkese dağıttıkları enerjinin bedelini, gece kendi kalplerinden öderler. Kimse bilmez ama en komik insanlar en derin düşüncelere sahiptir. En çok güldürenler, en çok susanlardır. Çünkü mizah bazen zekâdan değil, yaradan doğar. Bir insan ne kadar çok incindiyse, o kadar ince espri yapmayı öğrenir. Çünkü kelimeleri bıçak gibi değil, pamuk gibi kullanmak zorunda kalmıştır. Onlar kalabalıkta parlar. Ama yalnızlıkta söner. Ve kimse o sönüşü görmez. Çünkü kimse kahkahaların arkasını merak etmez. İnsanlar ışığı sever, ampulün içindeki filamenti değil. Çok gülen insanlar yardım istemeyi bilmezler. Çünkü herkes onları güçlü sanır. “Sen halledersin” denir onlara. “Sen üzülmezsin.” “
Kahkahaları odanın duvarlarına çarpıyor, yankı yapıyordu... Girdiği yere neşe taşıyor, sesi kalabalığı ısıtıyordu. Herkes onun yanında daha rahat nefes alıyor, gevşiyordu. Sanki içinde hiç kırık, kırgınlık yokmuş gibi görünüyordu. Sanki hayat onu hiç incitmemişti. Ama kimse bilmiyordu; en gürültülü kahkahaların, en sessiz gecelerden çıktığını. Çok gülenleri, gözyaşlarını saklamayı öğrenmiş insanları; bir yerde, bir zamanlar ağladıklarında kimse duymamış oluyor genelde. Ya da duyanlar abartıyorsun demiş bulunuyor. Ya da omuz vermek yerine konuyu değiştirmiş oluyorlar. İşte o insan, yalnız ağladığı ilk gün büyüyor ve anlıyor: Acı paylaşılamıyorsa, maskeye dönüşür. Gülmek onların kalkanı oluyor sonra. İnsanları güldürüyorlar ki kimse onlara “Nasılsın?” diye sormasın. Çünkü o soru tehlikeli. O soru, içerde saklanan odaların kapısını aralar. Ve bazı kapılar vardır ki açıldığında, insanın içinden çocuk sesi gelir. Ürkek. Yorgun. Unutulmuş. Çok gülen insanların evlerinde genelde bir köşe vardır: Işığın az düştüğü bir yer. Bir koltuk kenarı. Bir pencere önü. Bir gece lambasının sarı halkası. İşte orası, onların gerçek yüzlerinin oturduğu yerdir. Orada kimse yokken omuzları düşer. Orada aynaya bakarken gözleri buğulanır. Orada sesleri kısılır. Çünkü gün boyu herkese dağıttıkları enerjinin bedelini, gece kendi kalplerinden öderler. Kimse bilmez ama en komik insanlar en derin düşüncelere sahiptir. En çok güldürenler, en çok susanlardır. Çünkü mizah bazen zekâdan değil, yaradan doğar. Bir insan ne kadar çok incindiyse, o kadar ince espri yapmayı öğrenir. Çünkü kelimeleri bıçak gibi değil, pamuk gibi kullanmak zorunda kalmıştır. Onlar kalabalıkta parlar. Ama yalnızlıkta söner. Ve kimse o sönüşü görmez. Çünkü kimse kahkahaların arkasını merak etmez. İnsanlar ışığı sever, ampulün içindeki filamenti değil. Çok gülen insanlar yardım istemeyi bilmezler. Çünkü herkes onları güçlü sanır. “Sen halledersin” denir onlara. “Sen üzülmezsin.” “

About