Azizoğlu D&M :
Bir anda içeri girdim.
Odanın havası buz gibiydi ve sadece eski bir fenerin soluk ışığı duvarları aydınlatıyordu. Masanın üzerinde, sanki bir asırdır dokunulmamış gibi duran, üzeri toz kaplı antika bir müzik kutusu vardı. Beni buraya getiren şey, günlerdir posta kutuma bırakılan ve üzerinde sadece koordinatların yazılı olduğu o isimsiz pusulalardı. Kalbim, bilinmezliğin getirdiği korkuyla ve yıllardır içimi kemiren o tanıdık hüzünle sıkıştı.
Yavaşça müzik kutusuna doğru yaklaştım ve tozunu silip kapağını kaldırdım. O an oda, çocukluğumda en çok sevdiğim, huzur bulduğum o eski ninniyle yankılanmaya başladı. Gözlerimden yaşlar süzülürken, kutunun gizli bölmesinden sararmış bir mektup düştü. Mektupta, "Beni affet, seni korumak için gitmek zorundaydım. Ama her gün buradaydım," yazıyordu.
Arkamdaki gölgenin kımıldadığını hissettim. Korkuyla döndüğümde, yıllar önce öldüğünü sandığım ve yokluğuyla beni derin bir yalnızlığa mahkum eden babamı karşımda gördüm. Saçlarına aklar düşmüş, yüzü çizgilerle dolmuştu ama gözleri hala aynı sevgiyle bakıyordu. Birbirimize sarıldığımızda, yılların biriktirdiği o ağır hüzün yerini tarifsiz bir huzura ve mutluluğa bıraktı; kayıp zaman nihayet telafi olmuştu.
2026-10-24 19:26:06