...𝐑𝐮𝐇𝐬𝐔𝐳 𝐁𝐢𝐑𝐢... :
Yarın barışırız, yarın hallederiz, yarın sarılırız... Ne kadar da masum ve sığınaklı cümleler değil mi? İnsan ömrünü tüketen en büyük illüzyon bu iki kelimelik "yarın" kelimesinde saklı. Zannediyoruz ki zaman sonsuz, kalpler demirden, ömür de beklemeye müsait. Oysa en büyük yanlgımız bu.
İnsan, sevdiğine kırgın uyuduğu her gece, aslında kendi elleriyle o mezarı biraz daha derinleştiriyor. "Yarın barışırız" diyorsun; ama o yarın gelene kadar geçen sürede gurur denen o soğuk duvar, iki insan arasındaki bütün köprüleri dinamitliyor. Bilmiyorsun ki, o gece sabaha karşı kelimeler boğazında düğümleniyor, içindeki o çocuk sessizce kilit vuruyor kapıya. "Yarın hallederiz" diyorsun; ama hayat bazen insana o yarını bahşedecek kadar cömert davranmıyor... Sabah uyanıyorsun, yatak boş, bardaktaki çay soğumuş, karşıdaki koltukta o adam ya da kadın yok. En kötüsü de "Yarın sarılırız" tesellisi. O gün araya öyle bir mesafe giriyor, zaman öyle acımasızca işliyor ki; gün geliyor gerçekten sarılmak istiyorsun ama ne kollarında o eski derman kalmış oluyor ne de karşında sarılabileceğin o insan.
Çünkü hayat, ertelenen sevdaları affetmiyor. "Yarın" dediğimiz o hayali zaman dilimi, aslında cesaretsizliğimizin, gururumuzun ve "nasılsa buradayım" sanma aptallığımızın kılıfı. Sonra ne oluyor biliyor musun? Bir gün gerçekten o yarın geliyor, sen kollarını açıyorsun ama sarılacak ne bir beden kalıyor ortada ne de o günkü sıcaklık. Toprağa düşen tohum gibi kuruyor her şey. İnsan en çok, "yarın" diye diye bugünden tükettiği o güzel adamları, o fedakâr kadınları kaybediyor ve iş işten geçtikten sonra geriye sadece duvara bakıp "Keşke bugünden yarına bırakmasaydım" diyen o aciz pişmanlık kalıyor...
2026-10-28 22:18:44