İlter :
“Kalbinle yaşa, aklınla yönet. Ama asla ikisini birbirine düşman etme.”
Kadın….
Bazen bir kadın, tüm duygularını tüketip tükenmiş sanarak uyanır sabaha. Aklını kalkan yapar, ruhunu duvarlarla çevirir. Oysa bilmez ki, hissetmekten vazgeçen bir kalp, yalnızca biraz soluklanıyordur. Yeniden doğmak için…
Bir kafede oturuyor şimdi. Omzunda tüylü montu, gözlerinde geçmişin buruk izleri var. Önündeki kahve soğumaya yüz tutmuş, ama o, kendi içinde yanmaya devam ediyor. Bir zamanlar göğsünde ışık olan duygular, şimdi ona karanlık gibi geliyor belki. Ama bilmediği bir şey var: İnsan, kaybettiğini düşündüğü şeylerin içinde filizlenir bazen.
O, artık mantığıyla yaşıyor gibi görünüyor. Duygularının harcandığını düşünüyor. Ama içindeki sezgi, aklından daha derin bir şey söylüyor ona: Sen tükenmedin, sadece başka bir form aldın. Eskisi gibi değil belki, ama bu bir eksiklik değil. Bu, değişimin en sessiz hali…
Bir an gözlerini kaldırıyor. Karşıdaki camda kendisini görüyor; biraz daha güçlü, biraz daha farkında… O an anlıyor: Mantık, onun kalkanı olabilir ama içindeki o ince duygu, hâlâ onun pusulası. Bunu fark edince, kahvesinden bir yudum alıyor. Isınan içi gibi, dışı da gülümsüyor hafifçe.
Zihniyle yol alacak ama kalbiyle ışık tutacak kendine. Çünkü hissetmek bir zayıflık değil, yeniden var olmaktır.
“Kadın, her küllerinden doğduğunda biraz daha kendisi olur.
2025-02-07 19:44:25